İklim

Bir Yol ve Kocaman da Bir Kulak Lazımdı Bize…

Basılı bir yayından kapsamlı bir dijital platforma dönüşüyoruz bugün. Yine yanımızda dostlar, gençler var. Yeni yolları, yeni dilleri bizden çok daha iyi bilenler

YAZI: Barış DOĞRU

“Hayat, biz onu planlarken başımıza gelenlerdir” demişti John Lennon. Ve asıl olarak, başımıza gelenlere verdiğimiz yanıtlarla şekillenir diye de biz ekleyelim. Dolayısıyla planlar, programlar sürekli değişir. Ama önemli olan, bu değişikliklere, dönüşümlere sizin nasıl yanıt verdiğinizdir. Elbette yanıtlarına da başka yanıtlar verecektir. Dolayısıyla hayat macerası, moda deyimle interaktif bir süreçtir. 100 sayıdır, 12 yıldır yaptıklarımıza bakınca, inişler ve çıkışlar, tezler ve antitezler, yeni fikirler ve eskiyen fikirler ve bolca da uğraş görüyorum. İlk başlarda yazdığımı hatırlıyorum, “bu iş iğneyle kuyu kazmaya benziyor” diye. En çok bu saptamada haklı çıkmışım gibi görünüyor. Ama harcadığımız her çabanın, her bir birim emeğin bir etki yarattığını; bu etkilerin birleşip başka ve daha büyük etkilerle birleştiğini açık bir şekilde görüyorum.

Diyaloğu temel almak, işbirlikleri için kapıları sürekli açık tutmak, birlikte yürümek… Sanırım uzun yürüyüşlerin sırrı da bu. Tek başına çok hızlı gitmek belki mümkün ama nefesinin kesilmesi de büyük olasılık. Ayrıca yoldan ayrıldığını, yanlış sapaklara girdiğini söyleyecek dostların yoksa yanında, kendini çok ama çok başka yerlerde bulman da mümkün. Yani konuşmak kadar dinlemenin; anlatmak kadar anlamanın ve anlaşılmanın önemli olduğunu ruhunda hissetmek lazım.

Bunların ne kadarını yapabildiğimizi de ancak dostlarımız bilebilir, söyleyebilir. Kulaklarımız herkese, her söze, övgüler kadar eleştiriye açık olduğu için, kendi labirentimizde sonsuz bir döngü içinde dönüp durmadığımızı anlayabiliyoruz. Çok yürüdük, çok konuş tuk, çok tartıştık, çok dinledik. Yolda karşılaştıklarımızla açık diyaloglar kurduk. Bazıları yolculuğumuza dahil oldu. Birlikte yürüdük. Bundan sonra da yol alacaksak, ilerleyeceksek, gezegenin ve ülkemizin gerçek sorunlarına parmak basıp, küçük de olsa sorunların çözümüne bir katkı sağlayacaksak, yine dostlarımız sayesinde olacak…

En çok gençler vardı yolda. Ne kadar çok katkı sağladılar, kendileri bile bilmezler. Bir de ruhu her daim genç olanlar. Zaten yolda olanlar, yolcular kolay kolay yaşlanmaz. Duranlar, susanlar, dinlemeyenler, her şeyi bildiğini sananlar erken yaşlanırlar. Çünkü yol bir yandan yorar, yıpratır, bir yandan yeniler… Ve ancak yola çıkanlar yeni insanlar, yeni fikirler ve yeni yollar bulabilir…

Basılı bir yayından kapsamlı bir dijital platforma dönüşüyoruz bugün. Yine yanımızda dostlar, gençler var. Yeni yolları, yeni dilleri bizden çok daha iyi bilenler. Bu dönüşümde bize eşlik eden tüm dostlara ve Morrie Marr ekibine, Selçuk Demirci’ye ayrıca selamlar, sevgiler, teşekkürler… Ve 12 yıldır destek olan, yol arkadaşlığı yapan tüm gençler ve ruhu genç kalanlara da sonsuz selamlar. Yolun sadece “bizim” olmadığını, yolun hepimizin olduğunu, bizlerden sonra da var olacağını ve bizim, -aynı onlar gibi- sadece bir yolcu olduğumuzu bilmelerini isterim…

Başlarken, sonunu bilmek imkansızdır. Aslında bu anlamda ne bir başlangıç vardır; ne de bir son. Asıl olan yoldur. Yolun neresinde olduğumuzu ise ancak çok sonra görebiliriz… İyi yolculuklar…

About Post Author