Her yıl 20 Haziran tarihi Dünya Mülteci Günü olarak kabul edilirken, bu özel günün 2025 teması Mültecilerle Dayanışma olarak belirlendi. Temayla mültecileri sadece sözle değil, eylemle onurlandırmak, onları dinlemek, hikâyelerine yer açmak, sorunlarına çözüm bulmak ve evlerine güvenli bir şekilde dönebilmeleri için çatışmaları sona erdirmek amaçlanıyor…
Birleşmiş Milletler (BM), mültecilerin haklarını ve devletlerin mültecilere karşı sorumluluklarını tanımlayan uluslararası bir belge olan 1951 Mültecilerin Hukuki Statüsüne İlişkin Cenevre Sözleşmesi’nin 50. Yıldönümüne atfen, 2001 yılında 20 Haziran tarihini “Dünya Mülteci Günü”olarak kabul etti.
BM’nin 1951 Mülteci Sözleşmesi’ne göre, mülteci; “ırkı, dini, milliyeti, belirli bir sosyal gruba üyeliği veya siyasi görüşü nedeniyle zulüm göreceğine dair haklı bir korkuyla” evini ve ülkesini terk eden kişi olarak tanımlanırken, 2024 yılı sonunda, dünya genelinde zorla yerinden edilen insan sayısı 122,6 milyon kişiye ulaştı.
1951 Sözleşmesi, mültecilerin haklarını belirttiği gibi, onların ev sahibi ülkeye karşı olan yükümlülüklerini de vurgularken, “geri göndermeme ilkesi” sözleşmenin temel taşını oluşturuyor. Bu ilkeye göre bir mülteci, yaşamı ya da özgürlüğü ciddi tehdit altındaysa, geldiği ülkeye zorla geri gönderilemez. Ancak bu koruma, ev sahibi ülkenin güvenliğini tehdit ettiği makul biçimde değerlendirilen, ya da özellikle ağır bir suçtan mahkûm olup toplum için tehlike oluşturan kişiler için geçerli değil.
Bu büyük sorun nedeniyle Dünya Mülteci Günü aracılığıyla, çatışmalar, savaşlar doğal afetler ve son yıllarda iklim değişikliği nedeniyle yerinden edilen insanlara yönelik kamuoyu farkındalığını artırarak, bu insanların gündelik yaşamlarında karşılaştıkları zorluklara somut çözümler üretmeyi teşvik etmek amaçlanıyor.
Kaybettiklerine Değil, İnşa Edeceklerine Odaklanmak Gerekiyor
Dünya Mülteci Günü’nün 2025 teması olarak da “Mültecilerle Dayanışma” başlığı belirlendi. Temadaki dayanışma kavramıyla mültecileri sadece sözle değil, eylemle onurlandırmak, onları dinlemek, hikâyelerine yer açmak, sorunlarına çözüm bulmak ve evlerine güvenli bir şekilde dönebilmeleri için çatışmaları sona erdirmek amaçlanıyor.
Zorlayıcı bir küresel belirsizlik döneminde, çıkar odaklı söylemlerin insanlığı gölgede bıraktığı bir zamanda, mültecilerle dayanışma göstermenin her zamankinden daha acil hale geldiğini vurgulayan tema, mültecilerin kaybettikleriyle değil, yeniden inşa ettikleri hayatlarla tanımlanmaları gerektiğine de dikkat çekmeye çalışıyor.
Yanı sıra temayla, çoğunlukla mültecileri ağırlayan düşük ve orta gelirli ülkelerin, hem mültecilerin hem de ev sahibi toplumların onurlu bir yaşam sürebilmesi için daha fazla yatırıma ihtiyaç duyduklarını da daha yüksek sesle duyurmak amaçlanıyor.
Mülteci Krizi Ayrıca Bir Sağlık Krizi
Küresel olarak, zorla yerinden edilen insanların %87’si, düşük ve orta gelirli ülkelerde yaşarken, bu ülkelerin çoğunda sağlık sistemlerinin kırılgan olması bir başka zorluğu ortaya çıkarıyor. Nitekim Dünya Sağlık Örgütü (WHO) bu ülkelerde yaşananları bir mülteci krizinin ötesinde küresel bir sağlık krizi olarak da tanımlıyor.
Bu bağlamda WHO Avrupa Bölge Ofisi, 2023–2030 Avrupa Bölgesi Mülteci ve Göçmen Sağlığı Eylem Planı’nı başlattı. Bu plan, “Kimse Geride Kalmasın” ilkesine dayanırken, evrensel sağlık hizmetlerine mültecileri ve göçmenleri dahil etmeyi, göç sağlığı yönetişimini ve sağlık hizmetlerinin mültecileri de içeren kapsayıcılığını artırmayı hedefliyor.








