Türkiye’nin iklim değişikliğinin etkileriyle daha etkin bir şekilde mücadele edebilmesi amacıyla yerel yönetimleri bilimsel veriler, planlama araçları ve uygulamaya dönük bilgiyle desteklemeyi amaçlayan “Türkiye’de Yerel İklim Eylemi için AB Ortaklığı Projesi” kapsamında “İklim Kanunu ve Türkiye için Önemi” başlıklı bir medya günü düzenlendi. Çevrimiçi etkinlikte; iklim risklerini daha sağlıklı değerlendirebilecek, etkili iklim eylemleri tasarlayabilecek ve toplumla daha güçlü bir etkileşim kurabilecek yerel yönetimlerin, Türkiye’nin hem Avrupa Birliği (AB) iklim hedefleriyle uyumlu hem de ulusal taahhütleri doğrultusunda düşük karbonlu ve iklime dirençli bir geleceğe doğru somut ilerlemeler kaydedebileceği vurgulandı.
Türkiye, iklim değişikliğinin olumsuz etkilerine karşı kırılgan ülkelerden biri. Yerel yönetimlerin sınırlı teknik, kurumsal ve mali kapasitesi bu alandaki müdahale olanaklarını kısıtlamakla birlikte halihazırda az sayıda belediyenin yerel iklim eylem planının bulunması da yerel düzeyde iklim politikalarının güçlendirilmesi ihtiyacını artırıyor.
AB finansmanında, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından uygulanan ve İklim Değişikliği Başkanlığı’nın nihai faydalanıcısı olduğu “Türkiye’de Yerel İklim Eylemi için AB Ortaklığı Projesi”, Türkiye’deki yerel yönetimlerin iklim değişikliği ile mücadele kapasitelerini güçlendirmeyi amaçlıyor.
Projenin amacı doğrultusunda; Yerel İklim Değişikliği Eylem Planları’nın (YİDEP) geliştirilmesi ve uygulanması, yerel yönetim mekanizmalarının iyileştirilmesiyle birlikte belediyelere teknik ve mali destek sağlanmasına yönelik adımlar atılıyor.

Proje kapsamında 15 Ekim günü, çevrimiçi olarak “İklim Kanunu ve Türkiye için Önemi” başlıklı bir medya günü gerçekleştirildi ve etkinlikte; İklim Kanunu’nun toplumsal olarak doğru anlaşılması, doğru bilgiye dayalı ve bilimsellikten beslenen yapıcı bir ortamın şekillenmesinde basın mensuplarının önemli bir paydaş olduğu vurgulandı.
Etkinlik İklim Değişikliği Başkanlığı, AB Türkiye Delegasyonu ve UNDP Türkiye temsilcilerinin açılış konuşmalarıyla başladı. Etkinliğin moderasyonu ODTÜ Mimarlık Fakültesi, Şehir ve Bölge Planlama Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Osman Balaban tarafından yapıldı.
Türkiye’nin Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarına Destek
Projenin genel çerçevede çıktılarına yönelik bilgilendirmelerde bulunan Proje Yöneticisi Ali Cem Deniz, yaptığı konuşmada Mayıs 2023’te başlayan projenin 2028 yılına dek süreceğini anlattı. Deniz, projenin genel amacının Türkiye’nin net sıfır ve iklim değişikliğine uyum vizyonu doğrultusunda sürdürülebilir, düşük karbonlu ve iklime dirençli bir kalkınmayı sağlamak olduğunu yineledi. Burada temel amacın İklim Kanunu ile beraber yerel düzeyde iklim eyleminin güçlendirilmesine yönelik faaliyetler gerçekleştirmek olduğunu belirten Deniz, yerel yönetimlere yeni sorumluluklar yüklendiğini de aktardı. Yerel yönetimlerin iklim değişikliğiyle mücadelede etkin ve güçlü aktörler haline gelmesini sağlamanın önemine değinen Deniz, projenin Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma amaçlarına katkı sunma amacını taşıdığını sözlerine ekledi.
Proje hakkında genel sunumun tamamlanmasının ardından tartışma oturumu gerçekleşti. Panel oturumlarında İklim Değişikliği Başkanlığı ve UNDP Türkiye uzmanları tarafından İklim Kanunu’na ilişkin sunumlar gerçekleştirilerek İklim Kanunu’nun yerel yansımaları, Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi ve Gönüllü Karbon Piyasaları, yeşil finansman ve taksonomi politikaları ele alındı. Bunun yanı sıra yerel ve ulusal medyada yerel iklim eylemlerinin temsili, medyanın İklim Kanunu algısı ile Kanun’un Türkiye açısından önemi konuları değerlendirildi.
İklim Değişikliğiyle Mücadele Bir Kalkınma Meselesi
İklim değişikliğinin günümüzde yalnızca çevresel bir mesele değil; sağlıktan gıdaya, enerjiden ekonomiye kadar her alanda, tüm ülkeleri etkileyen bir kalkınma meselesi olduğunun ifade edildiği etkinlikte, İklim Kanunu’nun yürürlüğe girmesinin önemi vurgulandı. İklim Kanunu’nun seragazı emisyonlarının azaltılması, iklim değişikliğine uyum, karbon fiyatlandırma mekanizmalarının oluşturulması, yeşil finansman modellerinin geliştirilmesi, iklim değişikliği ile mücadelede sadece küresel ya da ulusal düzeyde değil, yerel düzeyde de mücadele için güçlü bir çerçeve sunduğu belirtildi.
İklim Kanunu ile Türkiye’nin, Paris Anlaşması’ndaki taahhütlerine daha sağlam bir şekilde entegre olabileceği, aynı zamanda iklim değişikliği çabalarını güçlendireceği ve yeni mekanizmaları devreye alabileceği belirtildi. Ayrıca iklim değişikliği ile mücadelede; merkezi yönetim, yerel yönetim ve çok paydaşlı katılımcı bir yönetim modelinin önemine dikkat çekilerek illerde kurulacak olan İl İklim Değişikliği Koordinasyon Kurulları (İDKK) gibi yapıların önemi vurgulandı.

Konuşmacılar tarafından kentlerin dirençliliğini artırmak, kırılgan kesimleri öncelemek, kentlerde doğa temelli çözümlerle entegrasyonu ve iklim adaletini sağlamak, sürdürülebilir kalkınmayı güçlendirmek ve iklim eylemlerinin hızlanması gibi amaçların proje ile bağlantısı ele alındı. Soru-cevap bölümümün ardından etkinlik sona erdi.
Türkiye’de Yerel İklim Eylemi için AB Ortaklığı Projesi kapsamında, Türkiye genelinde yüksek çözünürlüklü iklim projeksiyonları üretiliyor ve sektörel düzeyde etkilenebilirlik ve risk analizleri gerçekleştirilerek yerel planlama süreçlerine bilimsel ve veri temelli katkılar sunuluyor. Isparta, Kastamonu, Antalya, Elazığ, Ordu ve Kahramanmaraş olarak belirlenen pilot illerde YİDEP’ler hazırlanıyor; yerel aktörlerin teknik ve kurumsal kapasiteleri eğitim programları, çalıştaylar ve rehber dokümanlarla güçlendiriliyor. Aynı zamanda, iklim değişikliği konusunda farkındalık yaratmak ve paydaş katılımını artırmak amacıyla çeşitli iletişim ve etkileşim faaliyetleri yürütülüyor. İlave olarak AB-Türkiye İklim Değişikliği Hibe Programı’nın uygulanmasına yönelik teknik destek sağlanarak yerel düzeyde iklim çözümlerinin yaygınlaştırılması da hedefleniyor.








