#ekoIQ | Sürdürülebilirlik Hakkında Her Şey
Erişim

Kadınların Adalete Erişim Açığı Kapatılmalı

Küresel ölçekte kadınların adalete erişimi hâlâ tam olarak sağlanabilmiş değil: 134 anayasada hukuk önde eşitlik güvence altına alınmış olsa da yalnızca 21 anayasada adalete erişim açıkça yer alıyor ve sadece 34’ünde adli yardım düzenlenmiş durumda. Bu veriler, kağıt üzerinde var olan hukuki eşitlik ile fiili erişim arasındaki derin uçurumu gözler önüne seriyor.

Sibel BÜLAY, [email protected]

Bu yıl Kadınların Statüsü Komisyonu’nun 70. Oturumu’nun teması adalet odaklıydı: Kadınlar ve kız çocukları için adalete erişimi sağlamak ve güçlendirmek; kapsayıcı ve eşitlikçi hukuk sistemlerini teşvik etmek, ayrımcı yasa, politika ve uygulamaları ortadan kaldırmak ve yapısal engelleri gidermek.

Adalete Erişim İnsan Hakkıdır

Adalete erişim insan hakkıdır; toplumsal cinsiyet eşitliğinin merkezinde, barış ve sürdürülebilir kalkınmanın ön koşuludur. Adalete erişim, her bireyin -statüsü veya koşulları ne olursa olsun-hukuki destek alabilmesi, sesini duyurabilmesi ve adil çözümlere ulaşabilmesi anlamına gelir. Bu ilke, uluslararası insan hakları sisteminin temel taşlarından biri ve demokratik, kapsayıcı toplumların vazgeçilmez unsurudur. Adalete eşit erişim yalnızca bir hedef değil, aynı zamanda demokratik toplumların ve hukukun üstünlüğünün temel bir bileşenidir.

Kadınların adalete erişimi hayati önem taşıyor, çünkü şiddet ve istismara karşı en savunmasız olanlar onlar. Ne var ki bu erişimdeki boşluk kaygı verici boyutlara ulaştı ve giderek de derinleşiyor. Küresel ölçekte kadınların adalete erişimi hâlâ tam olarak sağlanabilmiş değil: 134 anayasada hukuk önünde eşitlik güvence altına alınmış olsa da yalnızca 21 anayasada adalete erişim açıkça yer alıyor ve sadece 34’ünde adli yardım düzenlenmiş durumda. Bu veriler, kağıt üzerinde var olan hukuki eşitlik ile fiili erişim arasındaki derin uçurumu gözler önüne seriyor.

Hukuki Eşitsizlik ve Engeller

Toplumsal değerler ve kimi zaman hukukun kendi, kadınların haklarını talep etmelerini ve şiddet ile ayrımcılığa karşı korunma arayışını ciddi biçimde sınırlandırıyor. Şiddet mağduru kadınların şiddeti veya istismarı bildirmeleri; davalarına ilişkin kararlara anlamlı biçimde katılım kapasitesi çoğu zaman engelleniyor veya sınırlanıyor.

Bu gerçeğin altında yatan nedenler:

  • Ayrımcı yasalar ve toplumsal cinsiyet ön yargıları,
  • Emniyet ve adli görevlilerdeki toplumsal cinsiyet ön yargısı,
  • Hukuki haklar konusunda bilgi eksikliği,
  • Yüksek dava ve temsil maliyetleri,
  • Hukuki süreçlere dair bilgi ve deneyim eksikliği,
  • Şiddeti bildirmeyi engelleyen toplumsal baskılar.

Ataerkil normlar da kadınların adalete erişimini sınırlıyor; aile onurunu veya erkek hakimiyetini koruma gerekçesiyle kadınlar feda ediliyor. Problemli alanlar arasında; tek taraflı boşanma, erkek vesayeti, bekaret testleri, tecavüz faillerine yönelik cezasızlık hükümleri, rıza kavramına ilişkin dar yorumlar ve “kocaya itaat” gibi uygulamalar yer alıyor.

Kadınlar için İşleyen Adalet Sistemleri

Hukuki güçlenme, kadınların haklarını etkin şekilde kullanabilmeleridir. İnsanlar haklarını bilmiyor veya adalete erişemiyorsa adalet sistemi gerçek anlamda işlemiyor demektir.

Kadınların ve kız çocuklarının ihtiyaçları, deneyimleri ve hakları adalet kurumlarının merkezine yerleştirilmeli ve haklar ve kurumlar erişilebilir olmalıdır.

Bunun için:

  • Uygulama ve denetim mekanizmaları güçlendirilmeli,
  • Veriler iyileştirilmeli ve ayrıştırılmalı,
  • Sürdürülebilir siyasi irade ve finansman sağlanmalı,
  • Yasaların etkin uygulanması garanti edilmeli,
  • Yargıda toplumsal cinsiyet eşitliği güçlendirilerek adalet sistemi daha kapsayıcı ve eşitlikçi olmalı.

Mağdur destek mekanizmaları geliştirilmelidir:

  • Mahkemelerde toplumsal cinsiyete duyarlı, mağdur odaklı uygulamalar olmalı,
  • Hukukçuların kadın mağdurları etkin şekilde temsil edebilmeleri için dava becerilerinin geliştirilmesi ve travma bilincine dayalı temsil eğitimleri şarttır. Ayrıca insan hakları, üreme hakları ve kadın hakları kesişimsel bir bakış açısıyla birlikte ele alınmalıdır.

Kadınların adalete başvurmalarını teşvik eden uygulamalar da önemlidir:

  • Aile içi uyuşmazlıklarda arabuluculuk hizmetleri,
  • Kolluk kuvvetleri ve kamu avukatlığına yönlendirmeler,
  • Adalet karavanları, mobil mahkemeler ve ücretsiz hukuki danışmanlık benzeri uygulamalar denenmiş ve başarılı olmuş uygulamalardan birkaçı.

CEDAW Genel Tavsiye No. 33, kadınların adalete erişimini sağlamak için güçlü ve kapsamlı bir yol haritası sunuyor.

Yapısal Engellerin Kaldırılması

Ayrımcı yasalar ve hukuki boşluklar yapısal eşitsizliklerin temel nedenidir ve ortadan kaldırılmalıdır. Bu kapsamda:

  • Mülkiyet ve miras hakları,
  • Eğitim hakkı,
  • Bedensel özerklik,
  • Şiddetten korunma,
  • Aile hukuku reformları,
  • Çocuk yaşta evliliklerin sona erdirilmesi gibi alanlarda güçlü yasalar ve uygulama mekanizmaları gereklidir.
Kadınlar, Hukuk ve Uygulama Açığı

Dünya Bankası’nın Women, Business and the Law 2026 raporuna göre dünya genelinde kadınlar, erkeklerin sahip oldukları hukuki hakların yalnızca %64’üne sahip. Ve kadınların sadece %4’ü hukuki eşitliğin olduğu ülkede yaşıyorlar. Bu ülkeler; Belçika, Kanada, Danimarka, Fransa, Almanya, Yunanistan, İzlanda, İrlanda, Letonya, Lüksemburg, Hollanda, Portekiz, İspanya ve İsveç.

Yine aynı rapora göre, yasal düzenlemelerin uygulanabilmesi için gereken politikaların yalnızca yaklaşık yarısı dünya genelinde hayata geçirilmiş. Uzmanlar ise yasaların yalnızca yarı zamanlı olarak uygulandığını bildiriyor. Yani gerekli sistemler ve etkin denetim sağlanmadıkça hukuki reformlar etkisiz kalıyor.

Denetim ve uygulama sağlanmadığında, eşit ücret yasaları eşit maaşlara dönüşmüyor. Kadınları şiddetten koruyan yasalar güvenli alanlar yaratmıyor. Bir iş kurma hakkı ise finansmana veya pazarlara erişimi garanti etmiyor.

Bu uygulama boşluklarının en belirgin olduğu alanlar ise güvenlik ve toplumsal cinsiyete dayalı şiddetle ilgili. Güvenlik, dünya genelinde yapılan değerlendirmelerde en düşük puan alan alanlardan biri olarak kalıyor. Çocuk evlilikleri, aile içi şiddet, cinsel taciz ve kadın cinayetlerine karşı koruma sağlayan yasaların yalnızca üçte biri uygulanıyor.

Üstelik bu yasalar çoğu zaman eksik ve denetim yasal güvencelerin gerisinde kalıyor. Yapılan değerlendirmelerde denetimin yalnızca %20 düzeyinde işlediği görülüyor; yani yasalar her beş kezden yalnızca bir kez uygulanıyor, %80 oranında başarısız oluyor.

Kadınların, haklarını talep edebilecekleri, ayrımcılığa karşı çıkabilecekleri ve yasalar ihlal edildiğinde çözüm bulabilecekleri kurumlara ihtiyaçları var…

Sibel Bülay

Akıllı Şehirler Danışmanı | Yaşanabilir Kentler