Bonn İklim Değişikliği Konferansı, COP31 öncesinde uyum, azaltım, iklim finansmanı, adil geçiş ve ticaret gibi temel başlıkların ele alındığı ara dönem müzakerelerine ev sahipliği yaptı. Adil geçiş mekanizmasının çerçevesi ile iklim ve ticaret diyaloğu gibi konularda ilerleme sağlanırken Küresel Uyum Hedefi (GGA) ve Azaltım Çalışma Programı (MWP) gibi başlıklarda taraflar ortak bir sonuca ulaşamadı. Görüşmelerin kasım ayında Antalya’da düzenlenecek COP31’de devam etmesi bekleniyor.
Ecem ORAN, UN Global Compact Türkiye Çevre ve İklim Değişikliği Uzman Yardımcısı
Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi kapsamında her yıl haziran ayında Almanya’nın Bonn kentinde düzenlenen Bonn İklim Değişikliği Konferansı, yıl sonunda gerçekleştirilecek Taraflar Konferansı öncesindeki teknik müzakereleri bir araya getiriyor. Konferansta Bilimsel ve Teknolojik Tavsiyeler Yardımcı Organı (SBSTA) ile Uygulama Yardımcı Organı (SBI); Sözleşme, Kyoto Protokolü ve Paris Anlaşması kapsamındaki gündem maddelerini ele alıyor.
Bu yıl 8-18 Haziran tarihlerinde düzenlenen konferansta SBSTA ve SBI’nın 64. toplantıları, diğer adıyla SB64 gerçekleştirildi. Uyum, azaltım, finansman, teknoloji, kapasite geliştirme ve adil geçiş gibi konularda yürütülen görüşmeler, 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da düzenlenecek COP31 öncesindeki hazırlık sürecinin bir parçasını oluşturdu.
SB64 Gündeminde Neler Öne Çıktı?
Konferansta iklim finansmanının kapsamı, uyum alanındaki ilerlemenin izlenmesi, 2030 öncesi emisyon azaltım çalışmalarının hızlandırılması, adil geçiş mekanizmasının işleyişi ve iklim politikaları ile ticaret arasındaki ilişki ele alındı. Küresel Uyum Hedefi ve Azaltım Çalışma Programı konusunda ortak bir sonuç metnine ulaşılamazken adil geçiş, teknoloji ve müzakere süreçlerinin işleyişi gibi alanlardaki teknik çalışmalar sürdürüldü.
İklim Finansmanı
COP29’da gelişmiş ülkelerin öncülüğünde gelişmekte olan ülkelere sağlanacak iklim finansmanının 2035 yılına kadar yıllık en az 300 milyar dolara çıkarılması kararlaştırılmıştı. Bunun yanında tüm kamu ve özel kaynaklardan yıllık 1,3 trilyon doların harekete geçirilmesi yönünde daha geniş bir hedef ortaya konmuştu.
Bonn’daki görüşmelerde gelişmekte olan ülkeler, gelişmiş ülkelerin kamu finansmanı sağlama yükümlülüğünün daha açık biçimde ele alınmasını ve özellikle uyum alanında hibe ve uygun koşullu finansmanın artırılmasını talep etti. Gelişmiş ülkeler ise kamu kaynaklarıyla birlikte özel sektörün ve çok taraflı kalkınma bankalarının da harekete geçirilmesi gerektiğini savundu. Finansmanın kaynakları ve niteliğine ilişkin bu görüş ayrılıkları uyum, azaltım, teknoloji ve adil geçiş müzakerelerine de yansıdı.
Küresel Uyum Hedefi (GGA)
Paris Anlaşması ile oluşturulan Küresel Uyum Hedefi, ülkelerin uyum kapasitesini artırmayı, dayanıklılığı güçlendirmeyi ve iklim değişikliğine karşı kırılganlığı azaltmayı amaçlıyor. COP28’de kabul edilen Birleşik Arap Emirlikleri Küresel İklim Dayanıklılığı Çerçevesi ile bu hedef kapsamındaki tematik ve boyutsal hedefler belirlenmişti.
COP30’da ise bu hedefler doğrultusundaki küresel ilerlemenin izlenmesi amacıyla 59 Belém Uyum Göstergesi kabul edildi. Aynı kararla göstergelere ilişkin metodoloji ve üst veri çalışmalarını sürdürmek üzere iki yıllık Belém-Addis Uyum Vizyonu oluşturuldu. Bonn’daki müzakerelerde göstergelerin uygulanması, metodolojik çalışmaların yürütülmesi ve uygulama için gerekli finansmanın nasıl ele alınacağı tartışıldı.
Müzakerelerde ayrıca COP30’da kabul edilen, gelişmekte olan ülkelere yönelik uyum finansmanının 2035 yılına kadar en az üç katına çıkarılması çağrısı ele alındı. Ancak artışın hangi yıl esas alınarak hesaplanacağı, hangi ülkelerin finansman sağlayacağı ve hangi kaynakların hedef kapsamında değerlendirileceği konusunda uzlaşma sağlanamadı. Finansman ve göstergelere ilişkin teknik çalışmaların yönetimi konusundaki görüş ayrılıkları nedeniyle gündem maddesi üzerinde anlaşılmış bir sonuç metni olmadan COP31’e taşındı.
Azaltım Çalışma Programı (MWP)
Azaltım Çalışma Programı, 2030 öncesi azaltım hedeflerinin ve uygulamalarının hızlandırılması amacıyla yürütülüyor. Bonn’da programın geleceği, Küresel Durum Değerlendirmesi (GST) ile ilişkisi ve diyalogların somut uygulamalara nasıl katkı sağlayabileceği ele alındı.
Bazı taraflar programın COP28’de kabul edilen yenilenebilir enerji, enerji verimliliği ve fosil yakıtlardan uzaklaşma çağrılarının uygulanmasını desteklemesini istedi. Diğer taraflar ise programın ülkelere yeni hedef veya yükümlülükler getirmemesi gerektiğini savundu. Programın kapsamı konusunda uzlaşma sağlanamadığı için görüşmeler COP31’e taşındı.
Adil Geçiş Mekanizması
Bonn’da COP30’da kurulmasına karar verilen adil geçiş mekanizmasının COP31’de işler hale getirilmesine yönelik çalışmalarda ilerleme sağlandı. Taraflar mekanizmanın amacı, işlevleri, yönetişimi, uluslararası işbirliğindeki rolü ve Adil Geçiş Çalışma Programı (JTWP) ile ilişkisi gibi unsurları içeren bir metin paketi üzerinde uzlaştı.
Teknik destek, kapasite geliştirme, sosyal koruma, yeniden beceri kazandırma ve ekonomik çeşitlendirme mekanizmasının olası işlevleri arasında ele alındı. Bununla birlikte finansmanla bağlantısı, hükümet dışı paydaşların rolü ve uygulama biçimine ilişkin ayrıntıların COP31’de netleştirilmesi gerekecek.
Adil geçiş tartışmaları, düşük karbonlu dönüşümün çalışanlar, sektörler ve bölgeler üzerindeki etkilerinin iklim politikalarıyla birlikte değerlendirilmesine odaklanıyor. Çalışanların yeni beceriler kazanması, sosyal koruma mekanizmalarının güçlendirilmesi ve dönüşümden etkilenen bölgelerin ekonomik olarak çeşitlendirilmesi bu kapsamda öne çıkan konular arasında yer alıyor.
İklim ve Ticaret
Bonn’da UNFCCC kapsamındaki ilk iklim ve ticaret diyaloğu gerçekleştirildi. COP30’da başlatılan ve 2026-2028 döneminde üç toplantı halinde devam etmesi planlanan sürecin ilk diyaloğunda sınırda karbon düzenlemeleri, yeşil sanayi politikaları ve ticaret önlemlerinin gelişmekte olan ülkeler üzerindeki etkileri tartışıldı. Bazı taraflar tek taraflı ticaret önlemlerinin gelişmekte olan ülkelerdeki ihracatçı sektörler üzerinde ek maliyet yaratabileceğini savunurken diğer taraflar ticaret araçlarının düşük karbonlu üretime yönelik yatırımları destekleyebileceğini belirtti. Görüşmeler, iklim politikaları ile ticaret kurallarının nasıl uyumlu hale getirileceği ve gelişmekte olan ülkelerin sanayi dönüşümünün hangi finansman ve teknoloji araçlarıyla destekleneceği konularındaki farklı yaklaşımların sürdüğünü gösterdi.
Küresel Durum Değerlendirmesi (GST)
COP28’de tamamlanan ilk Küresel Durum Değerlendirmesi, yenilenebilir enerji kapasitesinin üç katına çıkarılması, enerji verimliliğindeki iyileşme hızının iki katına yükseltilmesi ve enerji sistemlerinde fosil yakıtlardan uzaklaşılması gibi alanlarda küresel eylemin artırılması çağrısında bulunmuştu.
Bonn’daki görüşmelerde Küresel Durum Değerlendirmesi sonuçlarının ulusal iklim politikalarına ve yeni ulusal katkı beyanlarına nasıl yansıtılacağı ele alındı. Bazı taraflar değerlendirme sonuçlarının Azaltım Çalışma Programı ile daha güçlü biçimde ilişkilendirilmesini savunurken gelişmekte olan ülkeler uygulama için finansman, teknoloji transferi ve kapasite geliştirme desteğine ihtiyaç duyulduğunu vurguladı.
COP31’e Doğru Hangi Başlıklar Öne Çıkıyor?
Sonuç olarak; Bonn’da sonuçlandırılamayan Küresel Uyum Hedefi ve Azaltım Çalışma Programı’nın yanı sıra adil geçiş mekanizmasının işler hale getirilmesi, iklim finansmanı hedeflerinin uygulanması ve Küresel Durum Değerlendirmesi sonuçlarının ulusal politikalara yansıtılması COP31’in temel gündem başlıkları arasında yer alacak.
COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Bonn’da COP31 Eylem Gündemi’nin 10 öncelikli temasını ve altı küresel uygulama hedefini açıkladı. Temalar arasında temiz enerji ve elektrifikasyon, yeşil sanayileşme, dirençli şehirler, sıfır atık, sürdürülebilir tarım, sağlık, gençlik ve biyoçeşitlilik yer aldı.
Eylem Gündemi kapsamında küresel nihai enerji talebinde elektriğin payının 2035 yılına kadar %35’e çıkarılması hedefi de duyuruldu. Bunun yanında atık artışının azaltılması, binalarda enerji verimliliğinin artırılması ve döngüsel malzeme kullanımının yaygınlaştırılmasına yönelik hedefler paylaşıldı.
COP31’de ilerleme sağlanabilmesi için daha önce kabul edilen azaltım ve uyum hedeflerinin finansman, teknoloji ve kapasite geliştirme araçlarıyla nasıl destekleneceğinin netleştirilmesi gerekecek. İş dünyası açısından ise emisyon azaltım hedeflerinin geçiş planları ve yatırımlarla desteklenmesi, fiziksel iklim risklerinin değerlendirilmesi ve değer zincirlerindeki dönüşümün hızlandırılması öne çıkan çalışma alanları olmaya devam edecek.








