Kum ve toz fırtınaları, dünyanın doğal biyokimyasal döngülerinin ayrılmaz bir parçası olmakla birlikte başta iklim değişikliği gelmek üzere, sürdürülebilir olmayan arazi yönetimi ve yanlış su kullanımı gibi insan kaynaklı etkenler bu fırtınaların oluşumuna etki ediyor. Bu fırtınaların etkileri, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler dahil dünyanın bütün bölgelerinde hissediliyor.
Kum ve toz fırtınalarının farklı ölçeklerde yarattığı olumsuz etkilerin uluslararası düzeyde önem taşıyan bir sorun olduğunu kabul eden Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu, 2023 yılında 12 Temmuz tarihini “Uluslararası Kum ve Toz Fırtınalarıyla Mücadele Günü” olarak duyurdu. Bir yıl sonra da bu fırtınalarla mücadele çabalarını daha da güçlendirmek amacıyla, 2025-2034 dönemi, “BM Kum ve Toz Fırtınalarıyla Mücadele On Yılı” olarak kabul edildi.
Kum ve toz fırtınalarının insan sağlığı, çevre ve ekonomi üzerindeki etkilerine ilişkin küresel farkındalığı artırmak, bu fırtınalara karşı erken uyarı sistemlerini geliştirmek, mücadele amacıyla da sürdürülebilir arazi ve su yönetimini teşvik etmek günün en önemli amaçları arasında yer alıyor.
Kum ve toz fırtınaları, aslında bir yandan dünyanın doğal biyokimyasal döngülerinin ayrılmaz bir parçası. Ancak başta iklim değişikliği olmak üzere, sürdürülebilir olmayan arazi yönetimi ve yanlış su kullanımı gibi insan kaynaklı etkenler de bu fırtınaların oluşumuna etki ediyor.
İklim değişikliğini ve hava kirliliğini de artıran bu fırtınaların etkileri, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler dahil dünyanın bütün bölgelerinde hissediliyor. Ve BM’nin 17 Sürdürülebilir Kalkınma Amacı’nın (SKA) en az 11’ine ulaşılmasını ciddi biçimde zorlaştırıyor. Çölleşmeyle mücadele, açlığa son vermek, sağlıklı ve kaliteli yaşam, temiz su ve sanitasyon ise bu durumdan en çok etkilenen amaçlar olarak öne çıkıyor.
Küresel Toz Emisyonlarının Dörtte Biri İnsan Kaynaklı
Genel duruma bakıldığında her yıl yaklaşık 2 milyar ton kumun ve tozun atmosfere karıştığını görüyoruz. Küresel toz emisyonlarının en az %25’i insan faaliyetlerinden kaynaklanırken, bazı bölgelerde çöl kaynaklı toz miktarı 20. yüzyıl boyunca iki katına çıkmış durumda. Bu fırtınalar çoğunlukla kurak ve çöl bölgelerinde meydana geliyor. Ancak rüzgarlarla çok uzun mesafelere taşınarak kaynaklandıkları yerlerden oldukça uzaktaki bölgeleri de etkileyebiliyor. Kum ve toz fırtınalarıyla taşınan toz parçacıkları, deniz ekosistemlerine besin maddeleri sağlayabilirken bir yandan da mercan ölümlerine ve kasırgaların oluşumuna da etki edebiliyor.
Kum ve toz fırtınaları ayrıca solunum yolu hastalıklarına, kalp rahatsızlıklarına, göz ve cilt tahrişine yol açabilerek insan sağlığı üzerinde de ciddi etkiler bırakabiliyor.
Fırtınaların Etkileri Çok Boyutlu
Fırtınaların etkilerini kontrol altına almak son derece güç olsa da kum ve toz fırtınaları nasıl insan faaliyetleri sonucu ortaya çıkabiliyorsa, yine insan eliyle alınacak önlemler sayesinde azaltılmaları mümkün. Bu bağlamda BM, kum ve toz fırtınalarıyla mücadelede başarılı ve dayanıklı politikalar geliştirilebilmesi için bu olayların çok boyutlu etkilerinin daha iyi anlaşılması gerektiğini de teyit ederek, mevcut etkileri şöyle sıralıyor:
- İnsanların sağlığının, refahının ve geçim kaynaklarının zarar görmesi,
- Çölleşme ve arazi bozulumunun artması,
- Ormansızlaşma,
- Biyoçeşitliliğin ve toprak verimliliğinin azalması,
- Gıda güvenliğinin tehdit altına girmesi,
- Sürdürülebilir ekonomik büyümenin olumsuz etkilenmesi.
Tüm bu nedenler dolayısıyla, “Uluslararası Kum ve Toz Fırtınalarıyla Mücadele Günü” bu fırtınalarla mücadelede uluslararası işbirliğinin, sürdürülebilir arazi ve su yönetiminin, iklim değişikliğine uyum politikalarının ve bilimsel bilgi paylaşımının hayati önem taşıdığını özellikle vurguluyor.







