Aslanların neredeyse tamamı Afrika’da bulunurken, Afrika aslanlarının popülasyonu 2001 yılından bu yana %43 oranında azaldı. Halihazırda yaban hayatında yalnızca yaklaşık 20 bin Afrika aslanının kaldığı tahmin ediliyor. Dünya Aslan Günü ise yalnızca türü korumanın önemini değil, türün korunmasıyla başta Karasal Yaşam olmak üzere Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları ile kurulu sıkı bağa dikkat çekiyor.
Yaban hayatındaki aslanların sayısında dramatik biçimde azalma eğilimi sürerken, aslanların karşı karşıya olduğu tehditlere ilişkin farkındalık yaratmak amacıyla, 10 Ağustos tarihi “Dünya Aslan Günü” olarak kabul ediliyor.
Günün yaratıcıları ise vahşi yaşam korumacıları olan Dereck ve Beverly Joubert çifti. Aslanların hızla azalan nüfusuna dikkat çekmeyi amaçlayan çift, dünyanın en tanınmış bilim, keşif ve eğitim kuruluşlarından biri olan National Geographic Society ile birlikte 2009 yılında Big Cats Initiative adlı bir koruma girişimi oluşturdu. Ardından da 2013’te “Dünya Aslan Günü” adlı bir farkındalık kampanyası hayata geçirilmeye başlandı.
Dünya Aslan Günü’nün 2026 yılında da mesajları aynı: Öncelikli olarak aslan popülasyonlarındaki düşüşün durdurulması hedeflenirken, türe ait yaşam alanlarının korunması ve parçalanmasının önlenmesi öne çıkarılıyor. İnsan ile yaban hayat arasındaki çatışmaların azaltılması, kaçak avcılıkla mücadele ve yerel toplulukların da katılımcı olduğu sürdürülebilir koruma çalışmalarının desteklenmesi hedefleniyor.
İklim Eylemi ile Sorumlu Üretim ve Tüketim Aslanlar için Önemli
Aslanların korunması yalnızca tek bir türü kurtarmakla ilgili değil, ekosistemlerin korunması ve toplamda da Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları (SKA’lar) ile doğrudan bağlantılı. Bunlar arasında en güçlü bağlantı ise karasal ekosistemleri korumaya odaklanan Karasal Yaşam amacında bulunuyor. Aslanlar, savan ekosistemlerinde üst düzey yırtıcılar olarak besin zincirinde dengeyi sağlıyor. Ve tür popülasyonundaki azalma ile av türlerinin aşırı çoğalmasının yanı sıra ekosistem dengesinin bozulması gibi zincirleme etkiler ortaya çıkabiliyor. Bununla birlikte aslan habitatlarının korunması, yalnızca aslanları değil, aynı alanlarda yaşayan yüzlerce bitki ve hayvan türünü de koruyor. İklim değişikliği aslanların yaşam alanlarını doğrudan etkilediği için İklim Eylemi, yasa dışı yaban hayatı ticaretinin de türün popülasyonunu tehdit etmesi yüzünden Sorumlu Üretim ve Tüketim amacı da aslanları korumakla doğrudan bağlantı içinde.
25 Yılda Popülasyonları %43 Azaldı
Yaban hayatı içindeki aslanların sayısı gün geçtikçe azalmaya devam ediyor. Günümüzde yaşayan aslanların neredeyse tamamı Afrika’da bulunurken, Afrika aslanlarının popülasyonu 2001 yılından bu yana %43 oranında azalmış durumda. Halihazırda yaban hayatında yalnızca yaklaşık 20 bin Afrika aslanının kaldığı tahmin ediliyor. Üstelik insanların desteği olmadan aslan popülasyonlarının yeniden toparlanması mümkün olmayacak gibi görünüyor. Yanı sıra dünya genelinde binlerce aslan, kemikleri ve diğer vücut parçaları için yetiştiriliyor. Herhangi bir bilimsel kanıt bulunmamasına rağmen aslanlar, geleneksel tıpta kullanılıyor ve kısa, acı dolu ve kötü koşullar altında yaşamaya zorlanıyor.
Kentleşme, tarımsal genişleme, iklim değişikliği ve habitat parçalanması ise aslanlar için en büyük tehditleri oluşturuyor. Bu nedenle aslanlar, Uluslararası Doğayı Koruma Birliği (International Union for Conservation of Nature – IUCN) tarafından “hassas” tür olarak sınıflandırılıyor. Bu sınıflandırma aslanların mevcut tehditler devam ettiği takdirde orta vadede yüksek bir yok olma riskiyle karşı karşıya olduğu anlamına geliyor. Özellikle Asya aslanı ise “tehlike altında” kategorisinde yer alıyor.







