Sürdürülebilir orman yönetiminde FSC sertifikasyonunun, en önemli küresel araçlardan biri olduğunu söyleyen FSC Türkiye Ulusal Temsilcisi Şükran Bayçura, “Bir ormanın FSC sertifikası alması, o alanın yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda çevresel ve sosyal kriterler açısından da sürdürülebilir şekilde yönetildiğinin bağımsız kuruluşlar tarafından doğrulanması anlamına geliyor” dedi. Türkiye’nin Avrupa’nın en büyük FSC sertifikalı orman varlıklarından birine sahip olduğunu belirten Bayçura, FSC sisteminin COP31’de, iklim krizine karşı güçlü bir doğa çözümü olarak sunulacağını dile getirdi.
Dr. Barış DOĞRU
FSC sertifikası, bildiğim kadarıyla dünyanın en bilinen eko etiketi. Bu konularla ilgilenmeye başladığımda da ilk öğrendiğim eko etiketti sanırım. Peki böylesine tanınan, bilinen bir sertifikasyon, şu anda nasıl bir etkiye sahip ormanlar ve orman ürünleri konusunda global çapta?
Dünyanın en bilinen sertifikalarından biri olan Forest Stewardship Council® (FSC®) sertifikasyonu, küresel ölçekte sürdürülebilir orman yönetiminin en önemli araçlarından biri olarak kabul ediliyor. Dünya genelinde 174 milyon hektardan fazla orman alanını kapsayan FSC sistemi, 74 binden fazla sertifikalı şirketten oluşan geniş bir tedarik ağıyla ormandan son ürüne kadar izlenebilirliği güvence altına alıyor. Kağıttan mobilyaya, ambalajdan tekstile kadar çok sayıda ürün üzerinde görülen FSC etiketi, tüketicilere ürünün sorumlu kaynaklardan elde edildiğini gösteriyor.
Birçok ülkede FSC sertifikasyonu, orman yöneticilerini yasal asgari gerekliliklerin ötesine geçen uygulamaları benimsemeye teşvik etmiştir. FSC’nin etkisi yalnızca sertifikalı alanlarla sınırlı değil. Uluslararası pazarlarda FSC sertifikasının giderek daha fazla talep edilmesi, orman yöneticilerini ve üreticileri daha sürdürülebilir uygulamalar benimsemeye teşvik ediyor. Böylece sertifikasyon hem çevresel hem de ekonomik anlamda dönüşüm yaratan bir mekanizma işlevi görüyor.
Bunun yanı sıra FSC, çevresel, sosyal ve ekonomik konularda bağımsız araştırmacılar ve akademisyenler tarafından yürütülen ve yayımlanan etki değerlendirmelerini düzenli ve sistematik olarak gözden geçiriyor. Bu yayınlar, FSC paydaşları için ilgili çalışmalara erişimi kolaylaştırmak amacıyla oluşturulmuş çevrim içi bir katalog olan Araştırma Portalı‘nda derlenerek paylaşılıyor.
FSC Türkiye Ulusal Temsilciliği, ilk Türkiye’de 2024’te kuruldu. Ancak uzun zamandır zaten çalışmaları sürüyordu. Bu kapsamda Türkiye, Avrupa’daki en büyük ikinci sertifikalı orman alanına sahip. Bize biraz Türkiye’de temsilcilik açmanın nedenlerini ve ana çalışma alanlarınızdan bahsedebilir misiniz? Asıl olarak neyi hedefliyorsunuz?
Türkiye’de FSC yolculuğu 2000’li yılların sonlarında başladı. Bugün yaklaşık 1.000 sertifikalı şirket ve 14 milyon hektara ulaşan sertifikalı orman alanıyla Türkiye, Avrupa’nın en büyük FSC sertifikalı orman varlıklarından birine sahip. Bu büyüme, FSC’nin 2024 yılında Türkiye Ulusal Temsilciliği’ni kurmasının temel nedenlerinden biri oldu.
FSC Türkiye’nin temel amacı, sürdürülebilir orman yönetimine ilişkin farkındalığı artırmak, sertifika sahiplerini desteklemek ve paydaşlar arasında güçlü bir iş birliği zemini oluşturmak. Kamu kurumlarıyla yürütülen çalışmalar, sahadaki orman ziyaretleri ve özel sektörle gerçekleştirilen etkinlikler bu yaklaşımın önemli parçalarını oluşturuyor.
Bu kapsamda yayımlanan FSC Türkiye Orman Koruma Standardı, küresel FSC ilkelerini Türkiye’nin özgün orman ekosistemlerine uyarlayan önemli bir adım olarak öne çıkıyor. Ayrıca bu yıl ilk kez düzenlenen FSC Sürdürülebilir Orman Ürünleri Değer Zinciri Buluşması, sektörün geleceği açısından kritik konuların tartışıldığı önemli bir buluşma oldu. Toplantıdan çıkan temel mesajlardan biri, güvenilir ve uygulanabilir bir dönüşüm için kamu ve özel sektör arasındaki diyaloğun kritik öneme sahip olduğuydu.
Bir paydaş platformu olarak kendini konumlayan FSC Türkiye, bu doğrultuda, kurduğu stratejik ilişkileri güçlendirme, paydaş ihtiyaçlarını karşılama ve FSC standartlarının etkin uygulanmasını geliştirme hedefiyle faaliyetlerini sürdürüyor.
Peki tam olarak ne anlama geliyor bir orman alanının FSC sertifikasını alması? Bu sertifika alınınca ne değişiyor? Nasıl denetliyorsunuz? Ne bekliyorsunuz?
Bir ormanın FSC sertifikası alması, o alanın yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda çevresel ve sosyal kriterler açısından da sürdürülebilir şekilde yönetildiğinin bağımsız kuruluşlar tarafından doğrulanması anlamına geliyor.
Sertifikalı ormanlarda biyolojik çeşitliliğin korunması, hassas ekosistemlerin gözetilmesi, su ve toprak kaynaklarının güvence altına alınması, çalışan haklarının korunması ve yerel topluluklarla etkili iletişim kurulması gibi konular temel gereklilikler arasında yer alıyor. FSC, ormancılık faaliyetlerini yasaklamıyor; aksine odun üretiminin doğayla uyumlu ve uzun vadeli bir denge içerisinde gerçekleştirilmesini hedefliyor.
FSC’nin güvenilirliği, bağımsız ve çok katmanlı bir denetim sistemine dayanıyor. Sistem, uluslararası sürdürülebilirlik standartlarına yönelik ISEAL Kodu’na uyumlu olarak çalışırken, sertifikasyon süreçleri dünya genelinde 40’tan fazla bağımsız belgelendirme kuruluşu tarafından yürütülüyor. Türkiye’de bu kuruluşlardan dokuzu aktif olarak faaliyet gösteriyor.
Belgelendirme kuruluşları ayrıca Assurance Services International (ASI) tarafından denetleniyor ve akredite ediliyor. İlk sertifikasyon, yeniden sertifikasyon ve yıllık gözetim denetimleri kapsamında saha ziyaretleri, belge incelemeleri ve paydaş görüşmeleri gerçekleştiriliyor. Bu çok katmanlı yapı sayesinde FSC sertifikalı ormanların ve ürünlerin sürdürülebilirlik kriterlerini karşıladığı bağımsız olarak doğrulanıyor.
Tüketiciler açısından bakarsak, bir ürünün üzerinde bu etiketi görmesi ne ifade etmeli? Bu konuda sahtecilik sorunu yaşıyor musunuz?
Araştırmalar, FSC’nin dünyanın en tanınan orman sertifikasyon sistemi olduğunu gösteriyor. FSC logosu, tüketicilere satın aldıkları ürünün sorumlu şekilde yönetilen ormanlardan geldiğine dair bağımsız olarak doğrulanmış bir güvence sunuyor.
FSC’nin en önemli özelliklerinden biri, yalnızca bir çevre iddiası ortaya koymakla kalmayıp bunu sıkı denetim mekanizmalarıyla desteklemesi. Şirketler, FSC logosunu kullanabilmek için belirli kurallara uymak ve düzenli denetimlerden geçmek zorunda. Logonun kötüye kullanımı ya da yanıltıcı beyanlar tespit edildiğinde sertifikalar askıya alınabiliyor veya tamamen iptal edilebiliyor. Böylece tüketicilerin etikete duyduğu güven korunuyor.
FSC, bütünlük riski yüksek olan alanları ve tedarik zincirlerini belirleyerek ASI ve belgelendirme kuruluşlarının desteğiyle bu riskleri araştırıyor ve yönetiyor. Ayrıca FSC’nin kamuya açık şikayet platformu, herkesin FSC veya sertifikalı kuruluşlarla ilgili endişelerini bildirmesine olanak tanıyarak sertifikasyon süreçlerinin ötesinde de şeffaflık ve hesap verebilirlik sağlıyor.
Ormansızlaşma, emisyonlarla birlikte iklim krizinin en önemli başlıklarından biri. Okyanuslarla birlikte ormanların, dünyanın en büyük karbon yutak alanları ve bu anlamda iklimin sigortaları. Peki sürdürülebilir kaynaklardan elde edilmiş, FSC sertifikalı orman ürünleri, bu konuda nasıl bir role sahip?
Ormanlar, atmosferden karbon emerek iklim değişikliğiyle mücadelede kritik rol üstleniyor. Aynı zamanda sel, kuraklık ve aşırı hava olaylarının etkilerini azaltan doğal savunma mekanizmaları olarak işlev görüyor.
FSC sertifikalı ormanlar, biyolojik çeşitliliğin korunması, doğal yenilenmenin teşvik edilmesi ve ormansızlaşmanın önlenmesi gibi uygulamalar sayesinde iklim değişikliğine karşı daha dayanıklı hale geliyor. Sertifikasyon sistemi; yüksek koruma değerine sahip alanların korunmasını, zararlı kimyasalların sınırlandırılmasını ve ekosistem bütünlüğünün sürdürülmesini zorunlu kılıyor.
Bu yaklaşım, ormanları yalnızca odun üretim alanları olarak değil, karbon depolayan, su kaynaklarını koruyan ve geleceğin doğal sermayesini oluşturan canlı ekosistemler olarak ele alıyor.
COP31 biliyorsunuz bu yıl Türkiye’de düzenleniyor. Geçtiğimiz yıl Amazonlar’da düzenlenen COP30’da ormansızlaşma ile ilgili önemli çalışmalar oldu ancak tam bir ormansızlaşma yol haritası kabul edilemedi. Ancak bu gündem sürüyor ve COP31’de de devam edecek. Bu konuyu takip ediyor musunuz? Sizin COP31’e yönelik özel çalışmalarınız var mı?
FSC, iklim değişikliği ve ormansızlaşma konularındaki uluslararası çalışmaları yakından takip ederek küresel politika süreçlerine aktif katkı sunuyor. Kuruluş, COP30 kapsamında hazırlanan ve 2030 yılına kadar ormansızlaşmayı durdurmayı hedefleyen yol haritasına ilişkin görüşlerinde, sağlıklı ormanların iklim, biyolojik çeşitlilik ve sürdürülebilir kalkınma hedefleri açısından kritik önem taşıdığını vurguladı.
COP31’de ise FSC, sürdürülebilir orman yönetimini iklim krizine karşı etkili bir doğa temelli çözüm olarak öne çıkarmayı hedefliyor. Kuruluş; hükümetler, sivil toplum, yerel topluluklar ve finans sektörüyle iş birliği yaparak orman temelli çözümlere yönelik yatırımların artırılması, yerel toplulukların güçlendirilmesi ve 2030 yılına kadar ormansızlaşmanın tamamen ortadan kaldırılması yönündeki küresel çabalara destek vermeyi amaçlıyor
Son söz olarak, FSC Türkiye’ye göre sürdürülebilir bir gelecek, ancak kamu, özel sektör, sivil toplum, akademi ve tüketicilerin ortak hareket etmesiyle mümkün. Bir paydaş platformu olarak FSC Türkiye bu doğrultuda iş birliğini önemsiyor. Ormanların korunmasını yalnızca çevresel bir sorumluluk olarak değil; aynı zamanda ekonomik kalkınma, biyolojik çeşitlilik ve iklim güvenliği açısından da kritik bir gereklilik olarak görüyor.








