
Yeni araştırmalar, yetenek açığını yeşil dönüşümün önünde bir engel olarak göstermekle birlikte güncel çıktılara göre, şirketler sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmada insan kaynağı sorunuyla karşılaşıyor. Yeşil dönüşümün daha çok finansman tarafı konuşulurken, şirketler hedeflerini hayata geçirecek insanları bulamıyor ya da yetiştiremiyor.
Yeşil dönüşümün önündeki en büyük engelin finansman kaynaklı olmaktan öte, yetenek açığına dönüştüğüne dair görüşler iş dünyasının gündeminde. Dünya Ekonomik Forumu’nun beş kıtadan 103 sürdürülebilirlik yöneticisiyle yaptığı araştırmaya göre yöneticilerin %68’i, bu alanda iş gücündeki yetkinlik açığını önlerindeki en büyük engel olarak gösteriyor.
Dış piyasadaki yetenek açığına bir de şirket içindeki algı sorunu ekleniyor. Yöneticilerin %65’i kendi kurumlarında sürdürülebilirliğin hâlâ sadece bir uyum ve mevzuat başlığı olarak görüldüğünü belirtiyor, sürdürülebilirliği şirkete kazanç getiren bir alan olarak gören kurumların oranı %41’de kalıyor. Şirketler hedef koyup bütçe ayırsa da o hedefi hayata geçirecek insanı ne dışarıda bulabiliyor ne de içeride yetiştirebiliyor.
Z Kuşağı Yeşil İşlere İlgi Duyuyor
LinkedIn’in 84 ülkede bir milyar üyenin verisini inceleyen son Yeşil Beceri Raporu’na göre yeşil yetkinlik gerektiren işe alımlar son bir yılda %7,7 artarken bu yetkinliklere sahip çalışanların payı %4,3 arttı. Talep, arzın neredeyse iki katı hızla büyüyor. Bu yetkinliğe sahip olanlar iş bulmakta açık ara öne geçiyor.
İşe alınma oranları sektör genelinden %46,6 daha yüksek. Üstelik bu kişilerin yarıdan fazlası, %53’ü, sürdürülebilirlikle doğrudan ilgisi olmayan pozisyonlara alınıyor. İlgi tarafında ise bir eksiklik görülmüyor. Çalışanların %43’ü iklim veya enerji dönüşümüne katkı sağlayan bir işte çalışmak istiyor, Z kuşağında bu oran %60’a çıkıyor.
Bu ilginin en somut göstergesi yakın zamanda Türkiye’de görüldü. 5 bin kişilik kontenjanı olan COP31 Gönüllülük Programı’na 154 ülke ve 2.438 üniversiteden 45 binden fazla başvuru geldi, her koltuğa dokuz aday düşüyor. Şirketler yetenek, gençler fırsat arıyor; ancak aradaki beceri boşluğunu henüz kimse dolduramıyor.
“İklim Tartışması Yıllardır Yatırım Üzerinden Yürüyor”
İnsan kaynakları danışmanlık firması Gilda&Partners Consulting Kurucu Ortağı Jilda Bal, yeşil dönüşümün bir finansman konusu olarak konuşulmasının yanı sıra insan kaynağı tarafındaki engelin de önemine dikkat çekti.
İklim tartışmasının yıllardır yatırım üzerinden yürüdüğünü belirten Bal, “Oysa veriler bugün asıl darboğazın nitelikli insan kaynağında olduğunu gösteriyor. Geleceğin mesleklerinin önemli bir bölümü henüz üniversite müfredatlarında, kariyer haritalarında ve şirketlerin görev tanımlarında yok. Karbon muhasebesi, tedarik zinciri sürdürülebilirliği ve iklim riski analizi birer meslek haline geldi ama bu rolleri dolduracak insanlar çoğu zaman işi, işte öğreniyor. Gençlerin ilgisi beklenenin çok üzerinde. Bu ilgiyi kurumların ihtiyaç duyduğu ilgili yeteneğe dönüştürecek yapı ise henüz kurulmadı” dedi.
“Yeşil Beceriler Artık Yalnızca Sürdürülebilirlik Ekibinden Beklenmiyor”
Sürdürülebilirliği tek bir departmanın işi olmaktan çıkarmak gerektiğini vurgulayan Bal, şunları söyledi: “Yeşil beceriler artık yalnızca sürdürülebilirlik ekibinden beklenmiyor; finans, tedarik, ürün ve insan kaynakları gibi farklı departmanların ekiplerinden de bekleniyor. Dolayısıyla çözüm, dışarıda hazır uzman aramak yerine bu becerileri kurum içinde geliştirmekten geçiyor. Mevcut çalışanını geliştiren, gençlere erken kariyer programlarıyla kapı açan ve sürdürülebilirlik hedeflerini performans sistemine bağlayan kurumlar bu dönüşümde öne geçecektir. COP31’in Türkiye’de toplanmasını bir fırsat olarak değerlendirmek gerekir. Ev sahibi ülke olarak yeşil dönüşümün insan kaynağına da liderlik edebiliriz.”






