Dünya çapında 900 milyonu aşkın kişinin çok yüksek ekolojik tehdit altında bulunduğunu aktaran küresel bir rapor, değişen yağış rejimlerinin ve su krizinin bir yandan çatışma olasılığını artırdığına da dikkat çekiyor. Rapora göre, çok yüksek ekolojik tehdit altında bulunan insanların sayısı 2050 yılında 1,4 milyara ulaşabilir.
1 Kasım tarihli “Dünya Ekoloji Günü” bitkiler, hayvanlar ve insanlar gibi organizmaların birbirleriyle ve çevreleriyle olan etkileşimlerini inceleyen bir bilim dalı olarak ekolojiye dikkat çekmeyi ve kuraklığın hukuki, ekolojik ve sosyoekonomik boyutlarını ele almayı amaçlıyor. Temel olarak ekolojik farkındalığı artırmayı hedefleyen gün yanı sıra biyoçeşitliliği korumak, doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımını teşvik etmek, iklim değişikliği ile ekosistemler arasındaki ilişkiyi vurgulamak ve kirlilikle atık sorunlarına dikkat çekmek gibi konulara da odaklanıyor.
2 milyar İnsan Yağış Mevsimlerindeki Değişimden Etkileniyor
Başta iklim değişikliği olmak üzere insan kaynaklı etkinlikler nedeniyle gezegenimizin ekolojik krizi giderek derinleşiyor. Bu krizi vurgulayan en kapsamlı raporlardan biri geçen yıl ekim ayında yayımlandı.
Bağımsız ve kâr amacı gütmeyen bir düşünce kuruluşu olan Ekonomi ve Barış Enstitüsü (Institute for Economics & Peace – IEP) tarafından hazırlanan Ekolojik Tehdit Raporu 2025: Ekolojik Tehditlerin, Dayanıklılığın ve Barışın Analizi adlı rapor çarpıcı veriler ortaya koyuyor.
Dünya çapında 172 ülke ve bölgede 125 alt ulusal alanı kapsayan rapor, özellikle yağış rejimleri, su ve çatışma riski arasındaki bağlantıya odaklanıyor. Rapora göre, yaklaşık 2 milyar insan, yağış mevsimselliğinin orta veya ciddi ölçüde değişmeye başladığı bölgelerde yaşıyor. Yağışlı mevsimlerin daha kısa ve yoğun, kurak mevsimlerin daha uzun ve kurak hâle gelmesinin tarımsal üretimi ve geçim kaynaklarını tehdit ettiğine dikkat çeken rapor, ülkeler arasındaki su stresinin tarihsel olarak savaştan çok diplomasiye zemin hazırladığını belirtiyor.
Öte yandan yağış değişkenliği arttıkça çatışma riskinin de yükseldiğini hatırlatan rapor, bu nedenle uyum sağlayabilen iş birliği mekanizmalarının sağladığı avantajların giderek daha önemli hale geldiğini ifade ediyor.
Değişen Yağış Rejimleri ve Su Krizlerine Karşı Çözüm Önerileri
Raporda, değişen yağış rejimleri ve su krizleri hakkında bir dizi çözüm önerisinde de bulunuluyor. Yağmur suyunu yerel ölçekte toplama ve depolama kapasitesini artırmak ve kaynaklarının değişen koşullara göre esnek biçimde tahsis edilmesini sağlamak bu öneriler arasında öne çıkıyor.
Sulama altyapısını geliştirmek ve yağışa bağımlı tarımın kırılganlığını azaltmak, su kaynaklarının paylaşımında ülkeler ve topluluklar arasında iş birliği mekanizmalarını güçlendirmek ve erken uyarı sistemleri sayesinden afetlere hazırlığı ve toplumsal dayanıklılığı güçlendirmek de diğer öneriler arasında yer alıyor. Nitekim yağmur suyunun yerel ölçekte toplanması ya da bir başka deyişle hasat edilmesine yönelik iyileştirmeler, esnek su tahsis kurallarının uygulanması ve maliyetlerle faydaların paylaşılmasını sağlayan mekanizmaların geliştirilmesi, anlaşmazlıkların tırmanmasını önlerken yağışa bağımlı ekonomilerin sürdürülebilirliğini de destekleyebileceği tahmin ediliyor.
Ekolojik Tehdit Raporu 2025’te ayrıca küresel ekolojik tehditlerin 2019-2024 yılları arasında %0,8 arttığı, 96 ülkede kötüleşme ve 74 ülkede ise iyileşme yaşandığı belirtiliyor. 2024’te 163 ülkede 45 milyon kişinin ülke içinde yerinden edildiğini ve bu sayının 2008’den bu yana kaydedilen en yüksek sayı olduğuna dikkat çeken rapora göre, gıda güvensizliği yaşayanların sayısı 2019–2021 arasında 300 milyondan fazla arttı ve yaklaşık 2,3 milyara ulaştı. Yanı sıra küresel çapta 900 milyonu aşkın kişinin çok yüksek ekolojik tehdit altında bulunduğu, bu sayının 2050’de 1,4 milyara ulaşabileceği de raporda dikkat çekici bir başka noktayı oluşturuyor.







