#ekoIQ | Sürdürülebilirlik Hakkında Her Şey
Antalya'nın

COP31 Öncesinde Antalya’nın İklim Tablosu

COP31’e ev sahipliği yapmaya hazırlanan Antalya’nın son 20 yıllık iklim kayıtlarını inceleyen bir çalışma, kentte sıcaklıkların yükseldiğini gösteriyor. Resmi afet kayıtları, özellikle hortum ve fırtına olaylarının sayısında artışa işaret ederken, yaşanan ölümcül olaylar ise aşırı hava koşullarının insanlar üzerindeki sonuçlarını belgeliyor. Küresel iklim müzakerelerinin yapılacağı kentte gözlenen ısınma ve aşırı hava olaylarının insani sonuçları, iklim krizinin Akdeniz kentleri üzerindeki etkilerini ortaya koyuyor.

Antalya, 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde, Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Konferansı COP31’e ev sahipliği yapacak. Konferansa günler kala, 26 Ekim gecesi Kepez’deki bir inşaat alanını vuran hortumda dört işçi hayatını kaybetti.

COP31Radar, konferans öncesinde Antalya’nın son 20 yıllık sıcaklık değişimini ve aşırı hava olaylarına ilişkin kayıtlarını inceledi. Elde edilen veriler, 2016-2025 döneminin önceki 10 yıldan ortalama 0,82°C daha sıcak geçtiğini gösteriyor. Antalya’daki meteoroloji istasyonlarında yüksek sıcaklıkların görüldüğü günlerin sayısı da artıyor.

AFAD’ın tarihsel kayıtları özellikle hortum ve fırtına olaylarının sayısındaki artışa işaret ediyor. Kent, yakın geçmişte Türkiye’nin en yüksek günlük yağış ölçümüne sahne oldu. Araştırma kapsamında incelenen 10 ölümcül olayın kayıtlarında 28 kişinin hayatını kaybettiği doğrulandı. Çalışma, farklı kurumların sıcaklık ölçümlerini ve afet kayıtlarını bir araya getirerek COP31’in ev sahibi kentinin yakın geçmişine bakıyor.

Kepez’deki Hortumda Dört İşçi Hayatını Kaybetti

26 Ekim 2026 gecesi, Antalya’nın Kepez ilçesindeki bir inşaat alanında meydana gelen hortum, işçilerin kaldığı iki konteyneri parçaladı. Dört işçi yaşamını yitirdi, bir kişi yaralandı. Olayın ardından yürütülen soruşturmada müteahhit ve şantiye şefi tutuklandı.

Hortumun meydana geldiği tarihten yalnızca iki hafta sonra, dünyanın dört bir yanından hükümet temsilcileri Antalya’da bir araya gelecek. COP31’in gündeminde küresel sıcaklık artışının sınırlandırılması ve iklim değişikliğinin etkilerine karşı alınacak önlemler bulunuyor.

Antalya’nın son 20 yılına ilişkin kayıtlar, bu tartışmanın ev sahibi kent açısından da önemini gösteriyor. Son dönemde kentte olağanüstü sıcak yazlar yaşandı. Şiddetli yağışlar yerleşim alanlarını su altında bıraktı. Hortumlar, büyük orman yangınları ve fırtınalar can kayıplarına yol açtı.

Bu olayların her birinin doğrudan iklim değişikliğinden kaynaklandığı söylenemez. Ancak uzun dönemli sıcaklık artışı bilimsel verilerle ortaya konabiliyor. Kentin aşırı hava olaylarına ilişkin geçmişi de bu değişimin tartışıldığı bir dönemde ayrıca incelenmeyi hak ediyor.

Son 20 Yılın İkinci Yarısı Belirgin Biçimde “Daha Sıcak”

Antalya için ERA5-Land yeniden analiz verilerinden üretilen yıllık sıcaklık serisi, son 20 yılın ikinci yarısının belirgin biçimde daha sıcak geçtiğini gösteriyor.

2006-2015 döneminin yıllık ortalama sıcaklığı 14,26°C iken 2016-2025 döneminde 15,08°C olarak hesaplanıyor. İki 10 yıllık dönem arasındaki fark 0,82°C. Aynı seride 2024 yılı, 16,09°C ile 1950-2025 döneminin en sıcak yılı olarak kaydediliyor.

Antalya Havalimanı meteoroloji istasyonunun ölçümleri de 2024 yazındaki yüksek sıcaklıkları ortaya koyuyor. Haziran ayında ortalama sıcaklık 29,2°C, temmuzda 31,1°C ve ağustosta 29,9°C oldu. Üç aylık ortalama 30,1°C’ye ulaştı. Bu değer, aynı istasyonun 1991-2020 dönemi yaz normalinden yaklaşık 2,1°C daha yüksek.

Uzun dönemli meteorolojik istasyon incelemeleri, sıcak günlerin sayısında da artış olduğunu gösteriyor. Antalya Havalimanı istasyonunda günlük en yüksek sıcaklığın 30°C’ye ulaştığı veya bu eşiği aştığı günlerin sayısı yılda yaklaşık 0,6 gün artış eğilimi gösterirken Alanya’daki eğilim yılda yaklaşık 1,5 gün. Bu bulgular, Antalya’da yüksek sıcaklıkların daha sık görüldüğüne ilişkin tutarlı bir tablo ortaya koyuyor.

Kayıtlı Hortum Olaylarında Yükseliş

Antalya İl Afet Risk Azaltma Planı’nda, hortum olayları için 2005-2020 dönemini kapsayan kayıtlar bulunuyor. AFAD’ın yayımladığı bu dönemsel sayılar, kayıtlı hortum olaylarında belirgin bir yükselişe işaret ediyor.

Fırtına kayıtlarında da benzer bir değişim görülüyor. Antalya için hazırlanan bir başka resmi çalışmaya göre, 1975-2020 döneminde 236 fırtına olayı kaydedildi. Olay sayısı özellikle 2003 sonrasında yükseldi ve 2019’da 28 kayıtla incelenen dönemin en yüksek yıllık değerine ulaştı.

Sel ve taşkın kayıtlarında da son yılların ağırlığı dikkat çekiyor. AFAD’ın yaklaşık 45 yıllık tarihsel incelemesinde kayıtlı sel olaylarının %55’inin son 10 yılda, %75’inin ise son 20 yılda meydana geldiği belirtiliyor.

Bu sayıların yorumlanmasında kayıt yöntemlerinin ve yerleşim alanlarındaki değişimin dikkate alınması gerekiyor. Antalya üzerine yapılan resmi incelemelerde sel sayısındaki yükselişte kentleşmenin ve yüzey akışındaki değişimin de etkili olabileceği değerlendiriliyor.

Türkiye’nin Günlük Yağış Rekoru Antalya’da: 24 saatte 490,8 milimetre Yağış

17 Aralık 2018’de, Kemer’in Ovacık bölgesindeki meteoroloji istasyonunda 24 saatte 490,8 milimetre yağış ölçüldü. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün tarihsel kayıtlarında bu değer, Türkiye’nin en yüksek günlük yağış miktarı olarak yer alıyor.

13 Şubat 2024’te ise Kepez’de bir günde 297,7 milimetre yağış kaydedildi. Bu miktar, Türkiye genelinde 2024 yılının en yüksek günlük yağış ölçümü oldu. Aynı gün Antalya’da meydana gelen su baskınlarında çok sayıda bina ve yol etkilendi. Kepez’deki Gıyaseddin Keyhüsrev Alt Geçidi’nde otomobilinde mahsur kalan bir kişi hayatını kaybetti.

Bu olaylar, olağanüstü yağışların kent yaşamında yaratabildiği ağır sonuçları gösteriyor. Yağışın görüldüğü yerin özellikleri ve altyapının durumu da selin etkisini belirliyor.

Aşırı Hava Olaylarının İnsani Bilançosu

Antalya’da son 20 yılda meydana gelen aşırı hava olayları, can kayıplarıyla da sonuçlandı.

2011 yılında Serik’in Haskızılören köyünde yaşanan selde dört kişinin cenazesine ulaşıldı. İki kişi ise kayboldu. Ocak 2019’da Kumluca ve Finike’de etkili olan hortumlarda iki kişi hayatını kaybetti. Aynı dönemde Kemer’de hortumun sürüklediği otomobilde bulunan üniversite öğrencisi Kader Buse Acar kayboldu.

Temmuz 2021’de Manavgat’ta başlayarak çevre ilçelere yayılan büyük orman yangınları, Antalya’nın yakın tarihindeki en ağır afetlerden biri oldu. Sekiz kişi yaşamını yitirdi ve yaklaşık 61.500 hektar orman alanı yandı.

Yaşanan Olayların İklim Değişikliğiyle İlişkisi

Akdeniz Havzası, küresel ısınmanın etkilerinin belirgin biçimde gözlendiği bölgeler arasında yer alıyor. Hükümetlerarası İklim Değişikliği Panelinin (IPCC) değerlendirmelerine göre bölgede sıcaklıklar sanayi öncesi dönemin yaklaşık 1,5°C üzerine çıktı. Aşırı sıcakların artmasına ilişkin bilimsel kanıtlar güçlü.

Antalya’nın uzun dönemli sıcaklık verileri de bu bölgesel değişimle uyumlu.

Sel ve hortumların sıklığı üzerindeki iklim değişikliği etkisini değerlendirmek ise daha karmaşık. Bu olayların oluşum koşulları yerel meteorolojik süreçlerden etkileniyor. Kayıtların zaman içindeki değişimi ve kentleşme de değerlendirmede önem taşıyor.

Bununla birlikte, aşırı hava olaylarının yarattığı sonuçlar yalnızca meteorolojik ölçümler üzerinden anlaşılamıyor. 2024’te su basan bir alt geçitte yaşanan ölüm ve 2026’da işçi konteynerlerini parçalayan hortum, insanların bu olaylara hangi koşullarda maruz kaldığının önemini gösteriyor.

Antalya’nın son 20 yıllık kayıtları, küresel iklim müzakerelerinin yapılacağı kentte sıcaklıkların yükseldiğini gösteriyor. Resmi afet kayıtları özellikle hortum ve fırtına olaylarının sayısında artışa işaret ediyor. Yaşanan ölümcül olaylar ise aşırı hava koşullarının insanlar üzerindeki sonuçlarını belgeliyor.

COP31’in Antalya’da düzenlenecek olması, bu kayıtları konferansın gündemi açısından da anlamlı hale getiriyor. Dünya ülkeleri iklim değişikliğinin etkilerini ve bu etkilere karşı alınacak önlemleri görüşürken, konferansın ev sahibi kenti kendi yakın geçmişinden somut örnekler sunuyor.

Antalya’da gözlenen ısınma ve aşırı hava olaylarının insani sonuçları, iklim krizinin Akdeniz kentleri açısından taşıdığı önemi hatırlatıyor.