Geridönüşüm Kompozit Panel (RCP) ile mobilya üreten Byda’nın kurucusu Barış Erdem, kendilerini hem RCP teknolojisinin kullanım alanlarını geliştiren hem de bu malzemeden ürünler tasarlayan bir marka olarak konumlandırdıklarını söylüyor. Erdem’e göre çevresel fayda sağlayan bir ürün aynı zamanda iyi tasarlanmalı.
Geridönüşüm Kompozit Panel (RCP) ile mobilya üretme fikri nasıl doğdu? İçecek atıklarının yüksek katma değerli bir mobilya malzemesine dönüşüm yolculuğu nasıl hayat buluyor?
RCP’nin geliştirilme süreci, kullanım sonrası içecek kartonlarının yeniden üretime kazandırılması fikriyle başladı. Kağıt elyaf, plastik ve alüminyumdan oluşan bu çok katmanlı ambalajlar, ürünü koruma konusunda oldukça başarılı. Ancak aynı yapı, kullanım sonrasında özel bir geridönüşüm süreci gerektiriyor. Panel üretim tesisimiz, bu malzemeyi bir atık olarak değil, yeniden değerlendirilebilecek güçlü bir ham madde olarak ele aldı.
RCP panel üretimine yönelik Ar-Ge çalışmaları 2019 yılında başladı. Yapılan çalışmalar sonucunda kullanım sonrası içecek kartonlarından dayanıklı ve işlenebilir kompozit paneller geliştirildi; 2021 yılından itibaren de düzenli RCP üretimine geçildi. Toplanan ambalajlar ayrıştırılıyor, temizleniyor ve üretime uygun boyutlarda parçalanıyor. Ardından ısı ve basınç altında levha haline getiriliyor. Böylece yeni bir ahşap ham maddesine ihtiyaç duyulmadan, geri dönüştürülmüş içeriğe sahip dayanıklı paneller elde ediliyor.
Byda Mobilya’nın hikayesi ise bu teknolojiyi tasarımla buluşturma fikriyle 2024 yılında başladı. RCP’nin yalnızca bir panel olarak kalmaması; insanların evlerinde, ofislerinde ve ortak yaşam alanlarında kullanabilecekleri nitelikli ürünlere dönüşmesi gerektiğine inandık. Bu doğrultuda RCP panelleri kullanarak mobilyalar, teşhir üniteleri ve farklı kurumsal projeler geliştirmeye başladık.
Bizim için RCP’den mobilya üretmek, atık bir malzemeye yalnızca yeni bir işlev kazandırmak anlamına gelmiyor. Aynı zamanda geridönüşümün estetik, sağlam ve uzun ömürlü ürünlerle görünür hale gelmesini de sağlıyor. Tasarım sürecinde ürünün görünümü kadar kullanım ömrüne, işlevine ve malzemenin verimli değerlendirilmesine de önem veriyoruz. Çünkü çevresel fayda sağlayan bir ürünün aynı zamanda iyi tasarlanmış ve gerçekten tercih edilebilir olması gerektiğine inanıyoruz.
RCP panellerin kolay işlenebildiğini ve yüksek mukavemet sunduğunu belirtiyorsunuz. Geleneksel ahşap, MDF veya suntalam ürünlere kıyasla RCP’nin sunduğu bu tekniğin çevresel avantajları neler?
RCP’nin teknik açıdan en güçlü yönü, sağlamlık ve işlenebilirliği bir arada sunması. Paneller kesilebiliyor, delinebiliyor, zımparalanabiliyor ve boyanabiliyor. Çivi ve vida uygulamalarına uygun olduğu için mobilya üretiminde kullanılan pek çok standart yöntemle işlenebiliyor. Suya ve çatlamaya karşı dayanıklı olması da özellikle uzun süreli kullanım açısından önemli bir avantaj sağlıyor.
Malzemenin bu özellikleri, RCP’nin ev ve ofis mobilyalarından mağaza içi uygulamalara, teşhir ünitelerinden kent mobilyalarına kadar farklı alanlarda kullanılmasına imkan veriyor. Nemle temas ettiğinde yapısını koruması, ürünlerde görülebilecek şişme ve erken deformasyon riskini azaltıyor. Dayanıklı olması ise üretilen eşyanın kullanım ömrünü uzatıyor.

RCP’nin çevresel değeri, kullanım sonrası içecek kartonlarını yeniden üretime kazandırmasından geliyor. Kağıt elyaf, plastik ve alüminyum içeren bu ambalajlar atık olarak kalmak yerine uzun ömürlü bir panelin ham maddesine dönüşüyor. Böylece yeni bir ahşap ham maddesi kullanılmadan mobilya ve farklı tasarım ürünleri üretilebiliyor.
Elbette bir malzemenin çevresel etkisini yalnızca geri dönüştürülmüş içerik üzerinden değerlendirmek yeterli değil. Ürünün ne kadar dayanıklı olduğu ne kadar süre kullanılabildiği ve üretim sırasında malzemenin ne kadar verimli değerlendirildiği de önemli. Bu nedenle tasarım aşamasında düşük fireye, doğru malzeme kullanımına ve uzun ömürlü çözümlere odaklanıyoruz.
RCP’yi MDF veya suntalamın birebir karşılığı olarak tanımlamıyoruz. Kendine özgü teknik özellikleri ve yüzey karakteri olan ayrı bir panel malzemesi olarak görüyoruz. Bu yaklaşım, malzemeyi taklit etmek yerine onun güçlü yönlerine uygun ürünler geliştirmemizi sağlıyor.
Byda olarak kurumsal iş birliklerinde firmaların kendi ambalaj atıklarını dönüştürerek onlara özel tasarımlar ve döngüsel projeler üretiyorsunuz. Bu “markalı geridönüşüm” yaklaşımı, şirketlerin sürdürülebilirlik hedeflerini ve tüketicilerin çevre bilincini nasıl şekillendiriyor?
Sürdürülebilirlik çalışmaları çoğu zaman raporlardaki rakamlar veya kurumsal hedefler üzerinden anlatılıyor. Bunlar elbette önemli, ancak tüketicinin ya da çalışanın gündelik hayatında her zaman görünür bir karşılık bulmayabiliyor. Biz “markalı geridönüşüm” yaklaşımıyla bu süreci somutlaştırmayı amaçlıyoruz.
Firmaların kullanım sonrası içecek ambalajlarını RCP panellere dönüştürüyor, ardından markanın ihtiyacına göre mobilyalar, teşhir üniteleri, etkinlik uygulamaları veya sosyal fayda ürünleri tasarlıyoruz. Böylece bir şirketin kendi ambalaj atıkları, yine o şirketin kullandığı ya da tüketicileriyle buluşturduğu kalıcı bir ürüne dönüşüyor.

Bu yöntemin en güçlü taraflarından biri hikayenin izlenebilir olması. Bir marka, ortaya çıkan ürünün hangi atıktan ve nasıl üretildiğini anlatabiliyor. RCP yüzeyinde ambalajlardan kalan renklerin ve parçaların görülebilmesi de bu bağı güçlendiriyor. Malzemenin geçmişini tamamen gizlemiyor; bu izleri ürünün kimliğinin bir parçası olarak değerlendiriyoruz. Sonuçta ortaya yalnızca işlevsel bir eşya değil, dönüşüm sürecini doğrudan gösteren bir iletişim aracı çıkıyor.
Bu yaklaşım şirketlerin sürdürülebilirlik hedeflerini insanların görebilecekleri ve kullanabilecekleri projelere çevirmelerine yardımcı oluyor. Çalışanlar ve tüketiciler, ayrıştırdıkları bir içecek kartonunun masa, stant, dolap veya başka bir ürüne dönüşebildiğini gördüklerinde geridönüşümün sonucuyla doğrudan bağ kurabiliyor.
Bizim için markalı geridönüşüm, bir ürüne logo yerleştirmekten ibaret değil. Markanın kendi atığını, ihtiyacına uygun ve uzun süre kullanabileceği bir değere dönüştürmek anlamına geliyor. Bu sayede sürdürülebilirlik mesajı yalnızca anlatılmıyor; fiziksel bir ürün üzerinden gösteriliyor.
Ev ve ofis mobilyalarından kent mobilyalarına ve kurumsal projelere kadar uzanan geniş bir tasarım yelpazeniz var. Hem bir teknoloji hem de tasarım markası olarak Byda’nın gelecekteki ölçeklenme ve küresel pazar hedefleri neler?
Byda’yı hem RCP teknolojisinin kullanım alanlarını geliştiren hem de bu malzemeden ürünler tasarlayan bir marka olarak konumlandırıyoruz. Malzeme bilgisiyle tasarımın aynı yapı içinde ilerlemesi, üretimden elde ettiğimiz deneyimi doğrudan ürünlere ve özel projelere yansıtmamızı sağlıyor.
Önümüzdeki dönemde öncelikli hedefimiz, RCP’nin kullanım alanlarını genişletmek. Ev ve ofis mobilyalarının yanı sıra perakende teşhir sistemleri, fuar uygulamaları, kent mobilyaları ve markalara özel projelerde daha fazla yer almak istiyoruz. Kurumsal iş birliklerini bu büyümenin önemli bir parçası olarak görüyoruz. Çünkü farklı sektörlerden markalarla çalışmak, RCP’nin yeni ihtiyaçlara uyarlanmasını ve tüketiciyle farklı temas noktalarında buluşmasını sağlıyor.

Zuhal Müzik ile gerçekleştirdiğimiz iş birliği bunun güzel örneklerinden biri oldu. RCP panelleri müzik kültürüyle buluşturarak pikap ve plak kullanımına yönelik mobilya ve ürünler geliştirdik. Bu çalışma, malzemenin yalnızca çevresel yönüyle değil, tasarım karakteri ve işleviyle de farklı sektörlerde karşılık bulabileceğini gösterdi. Aynı zamanda birbirinden uzak görünen geridönüşüm, mobilya ve müzik alanlarının iyi bir fikir etrafında nasıl bir araya gelebileceğini deneyimledik.
Büyüme planımız yalnızca Byda markasıyla daha fazla mobilya satmaya dayanmıyor. RCP’nin mimarlar, iç mimarlar, endüstriyel tasarımcılar ve üreticiler tarafından tanınmasını; projelerde tercih edilen bir malzeme haline gelmesini istiyoruz. Panel tedariki, proje bazlı üretim ve markalara özel tasarım çalışmaları bu planın önemli parçaları.
Uluslararası pazarlarda ise RCP alanındaki üretim bilgimizi ve Byda’nın tasarım yaklaşımını iş birlikleri aracılığıyla farklı coğrafyalara taşımayı hedefliyoruz. Uzun vadede Byda’nın yalnızca bir mobilya üreticisi değil, geri dönüştürülmüş malzemeyi tasarımla buluşturan güçlü bir malzeme ve proje markası olarak tanınmasını amaçlıyoruz.







