#ekoIQ | Sürdürülebilirlik Hakkında Her Şey
ECOSOC

ECOSOC’un 80. Yılı Kutlanıyor

Bugün dünya son derece kırılgan bir dönemden geçiyor. Küresel askeri harcamalar 2024 yılında rekor seviye olan 2,7 trilyon dolara ulaştı. Küresel finansal varlıklar 450 trilyon doları aşmışken sürdürülebilir kalkınma hâlâ yeterince finanse edilmiyor. Zengin ile yoksul arasındaki farklar ve ülkeler arasındaki eşitsizlikler giderek artıyor. Teknoloji hızla ilerlerken dijital uçurum derinleşiyor ve milyonlarca insanın geride kalma riski büyüyor. İnsan hakları ihlalleri sürüyor, hesap sorulamıyor. Küresel sıcaklıklar hızla artarken atılan adımlar hâlâ yetersiz.

Sibel BÜLAY, sibel@ekoiq.com

Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal Konseyi (ECOSOC), Birleşmiş Milletler (BM) Antlaşması ile 1945 yılında kuruldu ve ilk toplantısını 23 Ocak 1946’da Londra’da gerçekleştirdi. 23 Ocak 2026 tarihinde, ECOSOC’un 80. kuruluş yıldönümü, BM’nin New York’taki genel merkezinde düzenlenen bir törenle kutlandı. Etkinliğe BM Genel Sekreteri António Guterres, Genel Kurul Başkanı Annalena Baerbock, ECOSOC Başkanı Lok Bahadur Thapa ve diğer yetkililer katıldı. Tören, Guterres’in ECOSOC’un 80. yılı anısına basılan yeni bir BM pulunu tanıtmasıyla başladı.

“Barış, Kalkınma, İnsan Onuru ve İnsan Hakları Birbirinden Ayrılamaz”

İkinci Dünya Savaşı’nın yıkımının ardından ülkeler, gelecek kuşakların barış ve güvenlik içinde yaşayabilmelerini sağlamak amacıyla bir araya geldi. Genel Kurul Başkanı Baerbock, konuşmasında BM’nin kuruluşuna yön veren vizyon ve ortak siyasi iradeyi hatırlattı: “Uluslararası barış ve güvenliğin korunması yalnızca silahlı çatışmaların yokluğuyla sürdürülemez. Kalıcı ve sürdürülebilir barış; her bireyin onur içinde yaşama hakkına ve potansiyelini gerçekleştirme fırsatına sahip olduğu, istikrarlı ve gelişen toplumlar üzerine inşa edilmelidir. BM’nin kurucuları, çatışmaların açlığı ve yoksulluğu nasıl derinleştirdiğine, insanları evlerinden ve geçim kaynaklarından kopardığına ve bunun da daha fazla istikrarsızlığı körüklediğine bizzat tanıklık ettiler. Bu deneyimlerden, bugün antlaşmamızda yer alan şu inanç doğdu: Barış, kalkınma, insan onuru ve insan hakları birbirinden ayrılamaz.”

ecosoc k

Kuruluş

Bu anlayış doğrultusunda uluslararası toplum; yalnızca BM Genel Kurulu, Güvenlik Konseyi ve Sekretaryası’nı değil, aynı zamanda Ekonomik ve Sosyal Konsey’i, Vesayet Konseyi’ni ve Uluslararası Adalet Divanı’nı da yeni uluslararası düzenin temel sütunları olarak kurdu.

ECOSOC; BM’nin ekonomik, sosyal ve kültürel çalışmalarına yön vermek ve bu alanlarda eşgüdümü sağlamak, insan haklarına ve temel özgürlüklere evrensel saygıyı teşvik etmek ve uluslararası ekonomik, sosyal ve sağlık sorunlarına çözüm üretmek amacıyla kuruldu.

ECOSOC’un en önemli başarıları arasında İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi yer alıyor. Haziran 1946’da ECOSOC, başkanlığını Eleanor Roosevelt’in yaptığı İnsan Hakları Komisyonu’nu kurdu ve komisyon  Uluslararası Haklar Bildirgesi taslağını hazırladı. Nihai metin, 10 Aralık 1948 tarihinde BM Genel Kurulu tarafından kabul edildi: İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi.

Geçen on yıllar boyunca ECOSOC, küresel sosyal ve ekonomik sorunlara çözüm üretmek amacıyla çok sayıda program ve girişimi hayata geçirdi. Küresel kalkınma gündeminin şekillenmesinde merkezi bir rol üstlendi; önce Binyıl Kalkınma Hedefleri, ardından Sürdürülebilir Kalkınma için 2030 Gündemi aracılığıyla bu sürece yön verdi. BM’nin ekonomik eşgüdüm organı olarak ECOSOC; Dünya Bankası, Uluslararası Para Fonu ve Dünya Ticaret Örgütü ile işbirliği yaparak ekonomik politikaların sosyal kalkınma hedefleriyle uyumlu hale getirilmesini ve bu hedefler için mali kaynakların harekete geçirilmesini sağlıyor.

ECOSOC ayrıca Kadının Statüsü Komisyonu, UNICEF (Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu) ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) gibi önemli BM kuruluşlarının hayata geçirilmesinde de belirleyici bir rol oynadı. ECOSOC’un akreditasyon süreci sayesinde sivil toplum kuruluşları BM toplantılarına ve faaliyetlerine katılma hakkı elde ediyor ve böylelikle küresel karar alma süreçlerinde farklı görüşlerin temsil edilmesi mümkün oluyor.

“Çok Taraflılığın Dönüşümü Olağanüstü Oldu”

Bu gelişmeleri değerlendiren eski ECOSOC Başkanı Büyükelçi Bob Rae, son 80 yılda küresel kurumlarda yaşanan derin dönüşüme dikkat çekti. Rae, “Çok taraflılığın dönüşümü olağanüstü olmuştur ve bu dönüşüm, tanık olduğumuz küresel ekonomik değişime temel bir katkı sağlamıştır” dedi.

Ancak bugün dünya son derece kırılgan bir dönemden geçiyor. Küresel askeri harcamalar 2024 yılında rekor seviye olan 2,7 trilyon dolara ulaştı. Küresel finansal varlıklar 450 trilyon doları aşmışken sürdürülebilir kalkınma hâlâ yeterince finanse edilmiyor. Zengin ile yoksul arasındaki farklar ve ülkeler arasındaki eşitsizlikler giderek artıyor. Teknoloji hızla ilerlerken dijital uçurum derinleşiyor ve milyonlarca insanın geride kalma riski büyüyor. İnsan hakları ihlalleri sürüyor, hesap sorulamıyor. Küresel sıcaklıklar hızla artarken atılan adımlar hâlâ yetersiz.

“Ya Değişiriz ya da Yok Oluruz”

Dünya değişirken ECOSOC’un da değişmesi gerekiyor. BM bu ihtiyacı kabul ederek Eylül 2024’te Gelecek Paktı’nı ve Mart 2025’te UN80 Girişimini başlattı. Ancak Büyükelçi Rae’nin vurguladığı gibi, bu değişim çok daha derin olmalı: “BM için varoluşsal bir andayız. Ya değişiriz ya da yok oluruz; bu kadar basit. Ve hangi değişikliklerin gerekli olduğu konusunda açık olmamız gerekiyor. Hâlâ bu dönüşümü büyük bürokrasilerin gerçekleştireceğini düşünüyoruz. Oysa bu doğru değil. Her şeyi tek başımıza yapabileceğimizi varsayarsak, bu sistem sürdürülebilir olmaz. İnsanları ve onların kurdukları kurumları güçlendirmek için elimizden gelen her şeyi yapmalıyız; bunu da yerel kurumların ve bireylerin gerçekten fark yaratabilmesine olanak tanıyacak şekilde yapmalıyız. Bizim görevimiz sistemi daha iyi yönlendirmek ve daha etkili biçimde hesap sorabilmektir. Dolayısıyla ya değişiriz ya da yok oluruz. Ve bu değişim derin ve hızlı olmak zorunda.”

“8 milyar İnsanın Hayatını Etkileyecek Kararları Bir Avuç Milyarder mi Verecek?”

ECOSOC’un küresel ekonomik ve sosyal kararları şekillendirmedeki rolünü vurgulayan Aktivist Danny Sriskandarajah, “Acil ekonomik ve sosyal sorunlarımız var” dedi ve ekledi: “Ancak bu sorunları ele almakla görevli mekanizmalar, ECOSOC dahil, her zamankinden daha zayıf. ECOSOC bugünün zorluklarına uyum sağlamazsa küresel ekonomik ve sosyal kararları kim alacak? 8 milyar insanın hayatını etkileyecek kararları bir avuç milyarder mi verecek?”

Sriskandarajah, büyüme, eşitlik ve insan refahına dair 20. yüzyıl vizyonlarından uzaklaşmamız ve bunları 21. yüzyılın gerçeklerini yansıtan yeni bir çerçevede yeniden düşünmemiz gerektiğine inanıyor. 20. yüzyıl ekonomisinin temel varsayımı şuydu: Ekonomi büyür ve büyüme herkese yayılır… Ancak sorun şu ki, kaynakların sınırlı olduğu bir gezegende sonsuz büyüme mümkün değil.

“Sürdürülebilir refahın 21. yüzyıldaki yeni tanımına ihtiyacımız var” diyen Sriskandarajah, eşitsizliğin gerçekliğine ve giderek derinleştiğine dikkat çekti. Daha önce hiç olmadığı kadar büyük bir servet birikimi yaşanıyor. Günümüzde dünya nüfusunun en zengin %1’i küresel finansal varlıkların yaklaşık % 43’ünü elinde bulundururken, en yoksul %50 yalnızca %1,6’sına sahip. Sriskandarajah, “Eşitsizlikleri çok konuşuyoruz, ancak sosyal ve ekonomik dokunun kırılma noktasına doğru hızla ilerlediğimizi düşünüyorum” uyarısında bulundu.

Karşı Karşıya Olduğumuz Zorluklar Her Geçen Gün Daha Karmaşık ve Daha Acil

Yirminci yüzyılda gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH), ilerleme ve refahın temel ölçütü olarak kullanıldı ve hâlâ kullanılıyor. Ancak bugün bunun yeterli olmadığı biliniyor. Kamuoyu yoklamaları, insanların kendilerini daha mutsuz, daha güvensiz ve dünya hakkında daha belirsiz hissettiklerini ortaya koyuyor. Bu nedenle 21. yüzyılda refahı ve ilerlemeyi ölçmek için yeni göstergelere acil ihtiyaç var (GSYH Ötesi: Üst Düzey Uzman Grubu Ara Raporu yazıma buradan ulaşabilirsiniz).

Dünya değişiyor, beklentiler de buna paralel olarak değişiyor. Karşı karşıya olduğumuz zorluklar her geçen gün daha karmaşık ve daha acil hale geliyor -ve bu durum, ortak akla dayalı, hızlı ve etkili tepkiler gerektiriyor. ECOSOC 81. yılına girerken misyonu kalkınmayı güçlendirmek için küresel işbirliğini artırmak, Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na ulaşma sürecini hızlandırmak ve uluslararası finansal mimarinin reformuna yön veren süreçlerde etkin bir rol oynamak.

Bunu başarabilmek için ECOSOC’un, Büyükelçi Rae’nin açıkça ifade ettiği gibi, sistemi daha iyi yönlendirmesi ve daha güçlü biçimde hesap verebilirliği sağlaması gerekiyor.

Sibel Bülay

Akıllı Şehirler Danışmanı | Yaşanabilir Kentler