Tükettiğimiz gıdaların %80’i ve soluduğumuz oksijenin %98’i için bitkilere bağımlıyız. Dolayısıyla sağlıklı bitkiler, gezegenimizdeki tüm yaşamın, ekosistemlerin devamlılığının, gıda güvenliğinin ve beslenmenin temelini oluşturuyor. “Gıda Güvenliği ve Beslenme için Bitki Biyogüvenliği” olarak belirlenen Dünya Bitki Sağlığı Günü’nün bu yılki teması, bitkiler için sınır kontrolü ve hijyen sistemi gibi bir anlamı ifade ediyor.
Birleşmiş Milletler (BM), 2022 yılında her yıl 12 Mayıs tarihini “Dünya Bitki Sağlığı Günü”, olarak kabul ederken, bu özel gün 2026 için bitkilerin biyogüvenliğinin gıda güvenliği ve beslenme için ne kadar hayati olduğuna dikkat çekmeye çalışan bir kampanya başlığı üzerinden yürüyor.
Bitkiler yaşamın kendi gibi çünkü tükettiğimiz gıdaların %80’i ve soluduğumuz oksijenin %98’i için onlara bağımlıyız. Dolayısıyla sağlıklı bitkiler, gezegenimizdeki tüm yaşamın, ekosistemlerin devamlılığının, gıda güvenliğinin ve beslenmenin temelini oluşturuyor. Tüm bunlara vurgu yapan “Dünya Bitki Sağlığı Günü” ayrıca bitki sağlığının, 2050 yılına kadar artan dünya nüfusunu beslemek için gerekli olan sürdürülebilir tarımsal gelişimin anahtarı olduğunun da altını çiziyor.
BM Gıda ve Tarım Örgütü de (FAO) daha kalabalık ve genel olarak refahı artmış bir nüfusu besleyebilmek için tarımsal üretimin 2050 yılına kadar yaklaşık %60 oranında artması gerektiğini tahmin ediyor. Ancak bir yanda da son yıllarda özellikle uluslararası seyahat ve ticaret hacminin artışıyla, bitki zararlıları ya da istilacı türler dünyanın dört bir yanına çok kolay yayılabiliyor.
Büyük Bir Güvenlik Ağı Zorunlu
Tüm bu gerçekliklerden yola çıkarak bu yıl Dünya Bitki Sağlığı Günü’nün teması “Gıda Güvenliği ve Beslenme için Bitki Biyogüvenliği” olarak belirlendi. Bitki biyogüvenliği, bitkiler için sınır kontrolü ve hijyen sistemi gibi bir anlam ifade ediyor. Tehlikeli bitki zararlıları ve hastalıklarının ürünlere zarar vermesini ve ticareti aksatmasını önlemek amacıyla kontrol, koruma ve müdahale mekanizmalarını içeren bitki biyogüvenliği, bir yandan sofralarımızdaki gıdanın temininden, tarımsal faaliyetlerle uğraşanların güvende olmasına kadar bir dizi güvenlik ağı anlamına da geliyor. Bu tür bir ağ ayrıca uluslararası ticaretin sorunsuz işlemesine yardımcı olurken, değerli biyoçeşitliliği de korumaya yardımcı oluyor.
Bitki Zararlıları Gıda Kaybının %40’ından Sorumlu
Ticarette uygulanan uluslararası bitki sağlığı standartları gibi biyogüvenlik araçları ise FAO’nun belirlediği, daha iyi üretim, daha iyi beslenme, daha iyi çevre ve herkes için daha iyi yaşam başlıklarına sahip “Dört Daha İyi” yaklaşımını da destekliyor.
İklim değişikliği yalnızca ürün miktarını ve verimi azaltmakla kalmıyor, aynı zamanda besin değerini de tehdit ediyor. Artan sıcaklıklar ayrıca daha fazla bitki zararlısı ve hastalığının daha erken ortaya çıkmasına ve daha önce hiç görülmedikleri bölgelerde yayılmasına neden oluyor.
Örneğin yetişkin bir çöl çekirgesi, her gün kendi ağırlığı kadar, yani yaklaşık 2 gram gıda tüketirken, 40 milyon çöl çekirgesinden oluşan 1 kilometrekare büyüklüğündeki bir sürü, bir günde yaklaşık 35 bin insanın tükettiği kadar yiyecek yiyebiliyor. Son verilere göre, bitki zararlıları ve hastalıkları, küresel gıda ürünlerinin %40’a kadarının kaybından ve her yıl tarım ürünlerinde 220 milyar ABD dolarını aşan ticaret kayıplarından sorumlu durumda. İklim değişikliği nedeniyle artan sıcaklıklar da bu zararlıların yerleşip yayılmaları için uygun yeni yaşam alanları oluşturmalarını kolaylaştırıyor.








