Felaket senaryolarına yönelik sığınaklar, son zamanlarda ünlüler için bir statü sembolü haline bile gelmiş durumda. Mark Zuckerberg, Kim Kardashian ve Post Malone gibi ünlülerin felaket sonrası barınma için yatırım yaptıkları söyleniyor. Covid sonrası dönemde ve özellikle 2025’te yeniden gündeme gelen tedarik krizi korkularıyla birlikte hazırlıkçı olmak artık daha normal hatta kabul edilebilir bir hale geldi.
Prof. Dr. Ahu ERGEN, Bahçeşehir Üniversitesi Uluslararası Ticaret ve İşletmecilik Bölüm Başkanı, [email protected]
Dünyanın çeşitli bölgelerinde savaş nedeniyle artan can kayıpları, nükleer silahların kullanılma tehdidinin hissedilmesi ve yeni bir pandemiye dair korkular, İngilizce “preppers” olarak bilinen “hazırlıkçıların” başta İngiltere ve ABD olmak üzere pek çok ülkede sayılarının artmasına neden oldu. Bu bireyler, siyasi huzursuzluklar ve ülkeler arası gerilimler arttıkça en kötü senaryoya karşı hazırlıklarını yapıyorlar. Acil durumlara, felaketlere veya toplumsal çöküşe karşı kapsamlı çözümler geliştiriyorlar. Kimi zaman gıda, araç-gereç ve silah stoklayan, yer altına sığınaklar inşa eden ve en zorlu koşullarda hayatta kalmak için kendilerini eğiten hazırlıkçılar, sosyal medyada bir araya geliyor, sayıları artıyor. Örneğin felaket senaryolarına yönelik sığınaklar, son zamanlarda ünlüler için bir statü sembolü haline bile gelmiş durumda. Mark Zuckerberg, Kim Kardashian ve Post Malone gibi ünlülerin felaket sonrası barınma için yatırım yaptıkları söyleniyor. Covid sonrası dönemde ve özellikle 2025’te yeniden gündeme gelen tedarik krizi korkularıyla birlikte hazırlıkçı olmak artık daha normal hatta kabul edilebilir bir hale geldi.
AKUT’tan Dr. Çağlar Akgüngör “Dünyanın sonuna hazır mısınız” başlıklı makalesinde “hazırlıkçıları” marjinallikle suçlamadan önce her gün “maruz kaldığımız” popüler kültürde baskın olan “uygarlığın sonu” temasının ne kadar sık işlendiğini hatırlatıyor. Bir zamanlar ancak askerleri ve belirli meslek mensuplarını ilgilendirebilecek “hayatta kalma” (survival) konusunun yalnızca ABD’de değil, Türkiye dahil pek çok ülkede nasıl popülerleştiğini hatırlatıyor ve “Tercihimiz dünyanın sonu senaryolarına karşı değil ancak bilimsel olarak saptanan afet risklerine karşı yapılan, tüm toplumu kapsayan ve risklerin azaltılmasıyla başlayan hazırlık olmalıdır” diye ekliyor.
Kimi hazırlıkçılar ise tüketim alışkanlıklarından uzaklaşıyor, kentsel yaşamı terk edip kırsala yerleşiyor, dijital sistemlere bağımlılığını azaltıyor ve modern teknolojiye mesafe koyuyor. Buradaki motivasyon ise olası bir sistem çöküşüne karşı bugünden hazırlık yapmaktır.
Hazırlıkçıların Motivasyonu Nedir?
Işıl Alban ve Burcu Arkan’ın araştırmasına göre, hazırlıklı olma motivasyonu, sıradan kişisel kaygılardan, küresel felaket senaryolarına kadar uzanıyor. Hazırlık, bu bireyler için istikrarsız bir dünyada güvenlik duygusu yaratmanın bir yolu (Alban, I., & Arkan, B. (2025). Psychometric Properties of Turkish Post-Apocalyptic and Doomsday Prepping Beliefs Scale in Turkey. Journal of religion and health, 64(2), 1439-1458). Temelde hazırlık yapmak (prepping), istikrarsız olduğu düşünülen bir dünyada kontrol duygusu arayışını yansıtır. Doğal afetler, pandemiler, ekonomik krizler ve jeopolitik gerginlikler gibi olaylar, devletlerin ve tedarik zincirlerinin kırılgan olduğunu düşünen hazırlıkçıların kaygılarını artırır. Bu bireyler genellikle öngörü, bireysel sorumluluk ve dayanıklılık gibi değerlere önem verirler. Bu da onları krizler karşısında edilgen değil, etkin bir konuma getirir. Psikolojik açıdan bakıldığında, hazırlık davranışı bazen gelecek kaygısından kaynaklansa da aynı zamanda sağlıklı bir başa çıkma mekanizması olabilir. Bazı insanlar için hazırlıkçı olmak bir amaç ve düzen duygusu sağlayarak çaresizlik hissini azaltır. Ancak aşırıya kaçtığında, özellikle komplo teorileri veya yanlış bilgilerle beslendiğinde, paranoya ya da takıntılı davranışlarla da kesişebilir. Kültürel olarak hazırlıkçı olmak oldukça çeşitlidir. Bazı toplumlarda devlet politikalarıyla desteklenen bir norm haline gelmişken (örneğin İsviçre’nin sivil savunma sistemleri) bazı yerlerde daha çok marjinal bir hayatta kalma kültürüyle ilişkilendirilir. İnternet, hazırlıkçı topluluklarını güçlendirmiş; bilgi paylaşımını kolaylaştırırken aynı zamanda korkuya dayalı söylemlerin yayılmasına da zemin hazırlamıştır.
Kimi kaynaklarda, bireysel olarak felaket hazırlığına gösterilen bu ilginin, afet eğitiminin topluluk temelli yaklaşımdan daha çok bireyselleşmiş ve özelleştirilmiş bir yaklaşıma kaydığını ifade eder. Devlet kurumları ve sivil toplum kuruluşları (STK) felaket sonrası toplulukları koruma ve yeniden inşa etme amacıyla kamu sağlığına odaklanırken hazırlıkçılar, sivil toplumun çöküşü sonrası hayata hazırlanır ve kişisel hayatta kalmayı, toplumsal dayanışmadan daha fazla önemserler.
Hayatta kalma ya da bireysel felaket hazırlığı konularında akademik çalışmaların azlığına rağmen bu konu popüler kültürde giderek daha fazla ilgi görüyor. Hazırlıkçılar yalnızca gıda ve malzeme stoklayan kişiler değil; aynı zamanda risklere karşı zihinsel, fiziksel ve stratejik dayanıklılık geliştirmeye çalışan bireylerdir. Bu bağlamda hazırlıkçı olma davranışı, yalnızca bir korku refleksi değil; bununla birlikte bir yaşam tarzı, direnç biçimi ve hatta bazıları için bir ideoloji haline geliyor.
Ancak bu bireysel yönelimin, toplumsal dayanışma ve kolektif afet hazırlığı gibi daha kapsayıcı çözümleri ikinci plana atmaması gerekir. Felaketlere karşı sadece bireysel değil, aynı zamanda toplumsal ölçekte hazırlıklı olmanın önemi göz ardı edilmemelidir. Dolayısıyla hem bireylerin hem de toplumların afetlere karşı daha bilinçli, sistemli ve bilim temelli hazırlıklar yapması, yalnızca hayatta kalmayı değil, birlikte yaşamı da mümkün kılacaktır.








