#ekoIQ | Sürdürülebilirlik Hakkında Her Şey
Kanser

Kanser Vakalarının Yüzde 40’ından Fazlası Önlenebilir!

Kansere neden olan unsurlar birden fazla etkenin birleşimi sonucu ortaya çıkabiliyor. Bu etkenlerin bir kısmı değiştirilebilir nitelikte ve bu risklerin azaltılması, kanser vakalarının %40’ından fazlasının önlenmesini sağlayabiliyor. 4 Şubat Dünya Kanser Günü’nün 2026 teması, insan merkezli bir bakımın önemini öne çıkarıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu, kanserden kaynaklanan önlenebilir acılara ve eşitsizliklere son vermek için uluslararası toplumu harekete geçirmek amacıyla 2017 yılında 4 Şubat tarihini “Dünya Kanser Günü” kabul etti. Bu özel gün, kanseri bir halk sağlığı sorunu olarak gündeme taşımayı ve nitelikli bakıma, taramaya, erken tanıya, tedaviye ve bakıma erişimi iyileştirmeye yönelik çalışmaları güçlendirmeyi amaçlıyor.

Dünya Kanser Günü’nün 2025-2027 yılları arasındaki teması ise bakımın merkezine insanı, tartışmanın odağına ise insanların kendi hikayelerini yerleştiren bir bakışla, “Benzersizlikte Birleşiyoruz” olarak belirlendi.

Kanser yalnızca fiziksel sağlığı değil; ruhsal, sosyal ve ekonomik iyilik halini de etkileyen uzun süreli bir durum olduğu için bireylerin yanı sıra aileleri ve toplulukları da etkiliyor. Buna karşın geleneksel kanser bakımı çoğu zaman yalnızca biyolojiye ve belirtilere odaklanırken, insanların kanseri nasıl yaşadığını ve iyileştiğini belirleyen kritik sosyal ve çevresel faktörler sıklıkla göz ardı ediliyor.

Bakım Sürecinde Ailelerin ve Toplulukların İhtiyaçları Gözetilmeli

Bu nedenle “Benzersizlikte Birleşiyoruz” teması, daha bütüncül ve şefkatli bir bakım yaklaşımına duyulan ihtiyacın giderek arttığına dikkat çekmeye çalışıyor. Tam da bu noktada insan merkezli bakım öne çıkıyor. Bu tür bir bakım, bireylerin, ailelerin ve toplulukların ihtiyaçlarını, değerlerini ve aktif katılımını, bakımın planlanması, sunulması ve değerlendirilmesinin merkezine alan bir yaklaşımla hayata geçiyor.

Dünya Kanser Günü’nün teması da insanları ve toplulukları sürece dahil eden, bakım modelinin tedavi süreciyle sınırlı kalmadığı, karar alma süreçlerinde eşitlik ve şeffaflığı gözeten ve yanı sıra kanser bakımında reformlar için elverişli bir ortamın yaratıldığı ilkeler üzerine kurulu.

Değiştirilebilir Risk Faktörlerine Odaklanmak Gerekiyor

Kansere neden olan unsurlar ise birden fazla etkenin birleşimi sonucu ortaya çıkabiliyor. Bu etkenlerin bir kısmı değiştirilebilir nitelikte ve bu risklerin azaltılması, kanser vakalarının %40’ından fazlasının önlenmesini sağlayabiliyor.

Örneğin alkol ve sigara tüketimi, obezite, bazı enfeksiyonlar, beslenme alışkanlıkları, fiziksel aktivite eksikliği, düşük hava kalitesi gibi faktörler, kansere en çok neden olan değiştirilebilir risk faktörlerinin başında geliyor. Ancak tedavilerdeki ilerlemelere ve risk faktörlerini azaltma çabalarına rağmen dünya genelinde kanserden ölenlerin sayısında önemli bir artış bekleniyor. Tıp ve halk sağlığı alanında dünyanın en saygın, etkili ve köklü bilimsel dergilerinden biri olan The Lancet’ın son analizine göre, önümüzdeki 25 yıl içinde küresel anlamda kanserden ölenlerin sayısının %75 oranında artmasının beklendiğini ortaya koyuyor. Bu artış, 2050 yılında 18,6 milyon insanın kanserden ölmesinin beklendiği anlamına geliyor. Çalışmada, nüfus artışı ve yaşlanan nüfusun bu artışların çoğuna neden olmasının beklendiği belirtilirken, şu anda kanser ölümlerinin %40’ından fazlasının sigara, sağlıksız beslenme ve yüksek kan şekeri gibi değiştirilebilir risk faktörüyle bağlantılı olduğunu ortaya koyuyor.