#ekoIQ | Sürdürülebilirlik Hakkında Her Şey
Telekom

Sürdürülebilirlik Gündeminin Etkin Yönetilememesi Telekom Şirketlerini Riske Atıyor

Telekom sektörü; yapay zeka, dönüşüm ve jeopolitik belirsizliklerin hakim olduğu ortamda artan risklerle karşı karşıya kalıyor. Küresel ölçekte telekomünikasyon operatörlerini bekleyen en önemli 10 riske dikkat çeken yeni bir rapora göre, sürdürülebilirlik gündeminin etkin yönetilememesi telekom şirketlerini bekleyen 10 en büyük riskten biri.

Uluslararası danışmanlık hizmetleri şirketi EY, küresel çapta telekomünikasyon operatörlerini bekleyen en önemli 10 riski açıkladı. Rapora göre; telekomünikasyon operatörleri için gizlilik, güvenlik ve güven konularının yeterince ele alınmaması, önümüzdeki yıl için en büyük risk faktörü olarak öne çıkıyor.

Telekomünikasyon Operatörleri için En Büyük 10 Risk başlıklı rapora göre, telekom şirketlerinde yapay zeka ile risklerin daha etkili bir şekilde yönetilmesi gerekirken, siber güvenlik birimlerinin de değişen risk ortamına karşı daha hazırlıklı hale gelmesi gerekiyor. Bununla birlikte, jeopolitik ortamda yaşanan değişimler yeni zorluklar getirirken, dijital egemenlik yönündeki küresel eğilim bazı fırsatlar sunuyor.

Önümüzdeki yıl için telekomünikasyon sektörünü bekleyen ilk 10 risk şu şekilde sıralanıyor:

Risk 1: Gizlilik, güvenlik ve güven konularının yeterince ele alınmaması

EY’ın yapay zeka alanında gerçekleştirdiği bir araştırmaya göre; telekom sektöründeki katılımcıların yalnızca %59’u yapay zeka ile ilgili riskleri tanımlama, değerlendirme ve azaltma konusunda etkili bir metodolojiye sahip olduklarını belirtiyor. Bu oranın tüm sektörler genelinde %66 olduğu görülüyor. Ayrıca, yapay zeka sistemlerine yönelik güven sağlamak için kullanılan iç denetimler, etik politikalar ve üçüncü taraf tasdik süreçleri gibi önlemlerin, telekom sektöründe diğer sektörlere kıyasla daha az benimsendiği görülüyor. Bir başka endişe kaynağı ise telekomünikasyon şirketlerinin siber güvenlik birimlerinin, gelişen risk ortamına yanıt verirken rollerini ve sorumluluklarını genişletmekte zorluk çekmesi olarak öne çıkıyor.

Risk 2: Yeni nesil teknolojilerle yeterli seviyede dönüşüm sağlanamaması

Yapay zeka uygulamalarına geçiş, şirketler için teknoloji araçlarını güncelleme baskısı getirerek bazı organizasyonel zorluklar oluşturuyor. Bu yıl ikinci sırada yer alan teknoloji dönüşümü zorlukları, telekom operatörlerinin yapay zeka girişimlerini olumsuz etkiliyor. Rapora göre, telekom sektöründeki CEO’ların yapay zeka konusundaki en büyük endişeleri arasında kaynak yetersizliği ve etkili yönetişim çerçeveleri oluşturmadaki zorluklar (%55) yer alıyor. Bunu düzenleyici zorluklar (%53) ve kullanım senaryosu önceliklendirme zorlukları (%40) takip ediyor. Bu belirsizlikler, şirketlerin yapay zekaya yaklaşımında farklılıklar yaratıyor: %33’ü önceki olumlu sonuçlara dayanarak yatırımlarını hızlandırmayı planlarken, %32’si yatırımlarını azaltmayı veya yeniden değerlendirmeyi düşünüyor.

Risk 3: Yetenek ve organizasyonel kültür yönetimindeki zorluklar

Telekom sektöründeki şirketlerin yeni yetenek ihtiyacı; ağ ve BT işlevlerinin artan otomasyonu, kurum içi platform geliştirme ve çoklu tedarikçi teknoloji çözümlerinin entegrasyonu gibi gelişmeler tarafından tetikleniyor. Rapor, bu faktörlerin belirli yeteneklere olan talebi artırdığını gösteriyor. En çok talep gören roller ve yetkinlikler arasında siber güvenlik (%67), yapay zeka ve makine öğrenimi (%65), BT altyapısı (%63) ve veri bilimi (%60) öne çıkıyor. Ancak bununla birlikte sektördeki talep ve rekabetçi maaş seviyelerini karşılayamama gibi engeller de ortaya çıkıyor. Bu engelleri aşmak için ise şirketlerin; beceri geliştirme (%87), teknoloji ortaklarından geçici işe alım (%53), ve şirket satın alımları yoluyla yetenek kazanımı (%38) gibi yöntemlere odaklandığı görülüyor.

Risk 4: Ağ performansında ve değer üretiminde yetersizlikler

Avrupa’da evlere kadar fiber (FTTH) altyapısı yaygınlaşmasına rağmen birçok ülkede bu hizmetin benimsenme oranı düşük kalıyor. Fiyat, alternatif teknolojiler ve kullanıcı ihtiyaçları bu farkı etkiliyor. Son kullanıcılara sunulan yüksek hızlı bağlantı seçenekleri giderek artarken, telekom şirketlerinin fiyatlandırmanın ötesinde yeni yollarla çözümlerini farklılaştırması önem taşıyor. Bunun için, telekom şirketleri, gelişmiş kullanıcı deneyimi, iyileştirilmiş müşteri iletişimi vb. gibi unsurlara odaklanmalı. Öte yandan, ağ kesintilerine neden olan dış faktörler (hava koşulları, enerji sorunları vb.) bu çabaları zorlaştırıyor. Ağ güvenilirliğini artırmak için müşteri ekipmanından altyapıya kadar tüm bağlantı zincirinin izlenmesi kritik hale geliyor.

Risk 5: Jeopolitik değişikliklere adapte olunamaması

Jeopolitik belirsizlikler artarken, ulusal teknoloji egemenliği gündemi aynı zamanda yeni fırsatlara da işaret ediyor. EY araştırmalarına göre; telekomünikasyon sektöründeki CEO’ların %22’si jeopolitik belirsizlikleri büyüme için risk olarak görürken, %18’i makroekonomik belirsizlikleri ve %13’ü ticaret/maliye politikalarını risk olarak değerlendiriyor. Ayrıca jeostratejik dalgalanmalara yönelik şirket içi aksiyonların oranı 2021’de %24 iken, bu oranın 2025’te %37’ye yükseldiği görülüyor. Öte yandan ulusal teknoloji egemenliği politikaları; bulut ve yapay zeka altyapı hizmetleri gibi alanlarda telekom şirketlerine yeni fırsatlar sunuyor. Bu gelişmeler, güçlü veri koruma önlemleri ve güvenilir yapay zeka yönetimi ihtiyacını da artırıyor.

Risk 6: Yeni iş modellerinden yeterli düzeyde fayda sağlanamaması

Telekomünikasyon şirketleri, kurumsal müşteriler için yeni hizmetler sunma konusunda önemli ölçüde ilerleme kaydetse de bu müşterilerin yeni tekliflere ilişkin farkındalıklarının düşük olması, bu hizmetlerin benimsenmesini sınırlıyor. Dahası, işletmeler tedarikçi ekosistemlerini nasıl yöneteceklerini anlamakta zorlanıyor. Anket katılımcılarının %73’ü bu konuda daha fazla bilgiye ihtiyaç duyduklarını belirtirken, %56’sı telekom şirketlerinin ek teknoloji ortaklarından haberdar olmadıklarını ifade ediyor. Bu bilgi eksikliği hizmetlerin benimsenmesini ve gelir elde etme potansiyelini olumsuz etkileyebiliyor.

Risk 7: Çeşitlenen işbirliklerinin uyum içinde yönetilememesi

Telekomünikasyon şirketlerinin, işlerini büyütmek, verimliliklerini artırmak ve değer sağlamak amacıyla kurdukları işbirlikleri genişliyor. Özellikle hedef pazarlarını genişletmek ve ağ uygulama programlama arayüzü (API), reklam teknolojileri (AdTech) gibi yeni hizmet alanlarında gelir elde etmek için çaba gösterirken, son dönemde telekom şirketleri arasındaki yatay işbirliğinin de arttığı görülüyor. Dolayısıyla bu çeşitlenen işbirliklerinin stratejik uyum içinde yönetilmesi ve düzenli olarak gözden geçirilmesi kritik önem taşıyor.

Risk 8: Değişen müşteri ihtiyaçlarına yeterince hızlı yanıt verilememesi

Tüketicilerin dijital güvenliğe dair endişelerinin arttığı gözlemleniyor. EY’ın dijital alanda gerçekleştirdiği bir araştırmaya göre, çevrim içi zararlı içeriklere karşı “çok endişeli” olanların oranı 2022’de %38 iken, 2024’te %47 olarak belirtiliyor. Ayrıca hane halklarında ekran süresi konusunda endişe duyanların oranının %40, internetin esenlik üzerindeki olumsuz etkilerini sıkça düşünenlerin oranının ise %38 olduğu görülüyor. Bu doğrultuda, telekomünikasyon şirketleri, genç kullanıcılar ve ailelere yönelik hizmetlerini geliştirirken; ebeveynler, düzenleyiciler ve eğitim kurumlarıyla uyumlu bir yaklaşım benimsemeleri önem taşıyor.

Risk 9: Sürdürülebilirlik gündeminin etkin yönetilememesi

Telekom şirketleri çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) alanında ilerleme kaydediyor; telekomünikasyon operatörlerinin %75’i emisyonlarını azalttığını bildiriyor. Katılımcıların neredeyse tamamı sürdürülebilir tedarik politikası uygularken, %85’ten fazlası dijital hakları kapsayan sosyal politikaları benimsediğini belirtiyor. Dahası, telekom liderlerinin %60’ı mevcut iş ortamında sürdürülebilirlik taahhütlerinin zamanlamasını yeniden değerlendiriyor. ESG’ye olan kurumsal ilgi 2023’te zirveye ulaştıktan sonra azalmış olsa da telekomünikasyon operatörleri önümüzdeki beş yıl için geniş kapsamlı ESG aksiyonları planladıklarını belirtiyor.

Risk 10: Operasyonel modellerin yetersizliği uzun vadeli büyümeyi sınırlandırması
Telekom şirketleri iş operasyonlarını merkezileştirirken ve birleşme ve satın alma (M&A) süreçlerine yönelirken, operasyonel modelleri yeni yönlere doğru genişliyor. Şirketlerin %61’i küresel iş hizmetleri (GBS) modeline bağlı olurken; %22’sinin hâlâ geçiş aşamasında olduğu, %23’ünün katma değerli hizmetlere odaklandığı, %16’sının ise dijitalleşmeye yöneldiği görülüyor. Araştırmalara göre, telekom liderlerinin %77’si birleşme ve satın alma yoluyla büyüme sağlayabileceklerine inanıyor. Ancak bu süreç, yetenek, kültür ve teknoloji yönetimi gibi alanlarda daha fazla çaba gerektiriyor. Ayrıca, düzenleyici kurumların tutumlarının değişmesi, daha kapsamlı onay süreçlerini de beraberinde getirebiliyor.