#ekoIQ | Sürdürülebilirlik Hakkında Her Şey
çölleşme
FOTO: Pexels / James Frid

Türkiye Topraklarının Yarısı Çölleşme Riski Altında

17 Haziran “Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Günü”nün 2025 teması, “Toprağı Onar, Fırsatları Açığa Çıkar” olarak belirlendi. Küresel ve acil bir sorun haline gelen çölleşme ve kuraklık Türkiye’yi de etkiliyor. Önlemler artırılmazsa yakın bir gelecekte Türkiye topraklarının yarısı çölleşecek…

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu, Aralık 1994’te aldığı bir kararla 17 Haziran tarihini “Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Günü” olarak kabul etti. Çölleşme ve kuraklık iklim değişikliği nedeniyle her geçen gün daha da acil bir küresel sorun haline gelirken, bu özel günle farkındalık yaratmanın ötesinde, acil çözümler bulmaya yönelik adımlar teşvik ediliyor ve ülkelere hızla harekete geçme çağrısı yapılıyor.

Halihazırda arazi tahribatı ve iklim değişikliğiyle daha da kötüleşen kuraklıklar, sıklık ve şiddet açısından artış gösteriyor. 2000 yılından bu yana küresel kuraklıklar %29 oranında bir artış gösterirken, her yıl 55 milyon insanı etkisi altına alıyor. Hatta 2050 yılına kadar, kuraklıkların dünya nüfusunun tahminen dörtte üçünü etkileyebileceği öngörülüyor.

Toprak Restorasyonu Fırsatlarla Dolu

Bir yandan da biyoçeşitliliğin önemli bir parçası olmasının yanı sıra insanlığın beslenmesinin ve ekonomilerin de temelini oluşturan toprağın sağlığı da giderek bozuluyor. Bu acı gerçeklikten yola çıkılarak, “Çölleşme Kuraklıkla Mücadele Günü”nün 2025 teması da “Toprağı Onar. Fırsatları Açığa Çıkar” başlığı olarak belirlendi.

Temayla, şu anda dünya çapında tüm kara alanlarının %40’ının halihazırda bozuluma uğradığı hatırlatılarak, toprak restorasyonunun sunduğu çok sayıda olanağa dikkat çekilmeye çalışılıyor. Yanı sıra, doğanın temeli olan toprağın onarılmasının nasıl istihdam yaratabileceğine, gıda ve su güvenliğini artırabileceğine, iklim eylemlerine destek olabileceğine ve ekonomik dayanıklılığı güçlendirebileceğine vurgu yapılıyor.

İçinde yaşadığımız koşullar öyle vahim ki, küresel GSYİH’nin yarısından fazlası doğaya bağlı olmasına rağmen, bu doğal sermayeyi alarm verici bir hızla tüketiyoruz. Öyle ki, her dakika, dört futbol sahasına eşdeğer toprak, arazi tahribatı nedeniyle kaybediliyor. Bu durumun etkileri de artan gıda fiyatlarından istikrarsızlığa ve göçe kadar uzanarak küresel ölçekte hissediliyor.

Tüm bunlardan yola çıkarak BM, 2021-2030 Ekosistem Restorasyonu On Yılı olarak belirlemişti. Yolun yarısına ulaşılmışken arazi tahribatı için restorasyon çabalarını hızlandırmamız gerekiyor çünkü mevcut eğilimlerin devam etmesi durumunda, 2030 yılına kadar 1,5 milyar hektar arazinin restore edilmesi ve trilyon dolarlık bir arazi restorasyon ekonomisinin başlatılması gerekecek.

Türkiye Topraklarının Dörtte Biri Şu Anda Yüksek Risk Altında

Çevresel ve sosyo-ekonomik sonuçları dikkate alındığında, arazi tahribatı sürdürülebilir kalkınma açısından son derece önemli bir konu. Bu sorun 2015 yılında “Arazi Tahribatı Nötrlüğü” hedefine ulaşmayı amaçlayan Küresel Hedef ile resmileştirilmiş ve Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları (SKA) kapsamında da tanımlanmış durumda.

Elbette bu küresel sorundan Türkiye de fazlasıyla etkileniyor. Türkiye’de, Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürlüğü koordinasyonunda ve TÜBİTAK işbirliğiyle “Çölleşme Modeli ve Hassasiyet Haritası” hazırlandı. Haritada, Türkiye topraklarının neredeyse yarısının yüksek çölleşme hassasiyetine sahip olduğunu da dikkat çekiliyor.

Türkiye topraklarının %18’i düşük hassasiyetli, %50,9’u orta hassasiyetli, %22,5’i ise yüksek hassasiyetli olarak sınıflandırıldığı haritada, bu bölgelerde çölleşme ve arazi tahribatına karşı hızlı ve etkili önlemler alınmaması durumunda, yakın gelecekte tüm bu bölgelerin yüksek hassasiyet sınıfında kalmalarının muhtemel olduğuna da dikkat çekiliyor.

EkoIQ Editör