#ekoIQ | Sürdürülebilirlik Hakkında Her Şey
Sanayi Fuarları

Yoksa Sanayi Fuarları COP’lardan Daha mı Faydalı?

İklim zirvelerinde tarafların devletler olduğuna dikkati çeken Prof. Levent Kurnaz, yıllardır süregelen anlaşmazlıkların aşılmasının imkansızlığına değinerek, “Şayet güneş enerjisi üretim bedeli, 10’da 1’ine düşmemiş olsaydı bütün bu azaltımlar mümkün olur muydu?” sorusunu sordu. Üretimin ve üretimin ardında gelişen bilimin önemini vurgulayan Kurnaz, “Alternatifler; bilim, üretim ve sanayi açısından oluştuğu için bugün bazı şeyleri konuşabiliyoruz. Onun için de COP’a gitmeye gerek yok. Sanayi fuarları daha faydalı yerler olabilir esasında” yorumunu yaptı.

Antalya’da düzenlenecek COP31’e sayılı günler kala, Medyascope-İklim Haber iş birliğiyle hazırlanan COP31 Yolu’nda, Dr. Barış Doğru’nun konuğu Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Levent Kurnaz oldu. COP31’den beklentilerin ele alındığı programda; Türkiye’nin 2035’e kadar %35 elektrifikasyon hedefi ve Sıfır Atık politikası, kömürden çıkış, iklim finansmanı ve COP sistemindeki tıkanıklıklar konuşuldu.

Konuşmasına Danimarka’nın başkenti Kopenhag’da, 2009 yılında düzenlenen Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Konferansı’nı (COP15) anımsatarak başlayan Kurnaz, COP15’in bir “kırılma noktası” olduğunu söyledi: “Kopenhag’da öncelikli olarak gelişmiş ülkelerin ellerini taşın altına koyması, diğer ülkelerin de adım atması gerektiği masaya kondu ve iki taraf da bunu kabul etmedi. 2009’dan bu yana iklim zirveleri aynı tartışmalar ekseninde devam ediyor.”

“Bakü’de Taraflar Anlaşamayacakları Konusunda Anlaştılar”

2024 yılında, Bakü’de gerçekleşen COP29’da tartışmanın sürdüğünü belirten Kurnaz, “Kelimelere dökülmese de taraflar anlaşamayacakları konusunda anlaştılar” dedi ve zirveden, iklim değişikliğini durdurmanın bir yolunun olmadığı, tarafların kendilerini nasıl koruyacaklarına dair düşünmeye başladıkları sonucunun çıktığını söyledi.

İklim zirveleri ile ekonomi arasındaki ilişkiye değinen Kurnaz, COP’un iş dünyası arasında değil, devletler arasında bir toplantı olduğuna dikkat çekerek, “Var olan anlaşmazlığı aşmalarına imkan olmadığı için devletler artık bir şey yapamayacaklarını gördüler” dedi ve ABD ile Çin arasındaki anlaşmazlığı örnek gösterdi. Kurnaz, çözümsüzlüğün “uyum”, “koruma”, “zarar giderme” gibi yeni çözümleri doğurduğunu dile getirdi.

“Trilyon dolar mertebesinde para toplanması gerekirken ancak milyar dolar mertebesinde para toplanıyor” diyen Kurnaz, finansman sorununun çözülemeyişini de zirvenin tıkandığı önemli konular arasında gösterdi.

“Sonuç, Üretimin ve Bunun Arkasındaki Bilimin Gelişmesidir”

İklim mücadelesinde piyasanın ve teknolojinin etkisine eğilen Kurnaz, “Şayet güneş enerjisi üretim bedeli, 10’da 1’ine düşmemiş olsaydı bütün bu azaltımlar mümkün olur muydu?” sorusunu sordu ve ekledi: “Sonuç, üretimin ve bunun arkasındaki bilimin gelişmesidir. Benzer şekilde alternatifler; bilim, üretim ve sanayi açısından oluştuğu için bugün bazı şeyleri konuşabiliyoruz. Onun için de COP’a gitmeye gerek yok. Sanayi fuarları daha faydalı yerler olabilir esasında.”

ABD’nin Paris Anlaşması’ndan çekilmesine karşın hâlâ masada bir taraf olduğunu anlatan Kurnaz, BM’nin genel oylama usulünü iklim zirvelerindeki tıkanıklığın gerekçelerinden biri olarak değerlendirdi: “Konsensüs, oy birliğimsi bir fikir birliği ile karar veriyorlar. Orada Suudi Arabistan temsilcisinin de ‘Evet, kabul ediyorum’ demesi gerekiyor. Burada sorun sadece ABD değil.”

COP’larda Ne Kadar İlerleme Sağlanıyor?

Bugüne dek COP’lara devletler arası görüşmeler olarak bakıldığını ve bundan böyle aynı şekilde devam ettiği sürece bir sonuca varılamayacağını ifade eden Kurnaz, Türkiye’nin politikalarını değerlendirdi. Kurnaz, iklim müzakerelerinde güç odakları arasında ve masada söz sahibi olabilmek için binlerce elemanla desteklenmiş güçlü bir altyapıya sahip olmanın gerekliliğini vurguladı.

COP31 Eylem Gündemi’nin Sıfır Atık çevresinde şekillenmesinin planlandığını, öte yandan dünya kamuoyunda yeterince yankı bulmadığını söyleyen Kurnaz, buna karşın Enerji Bakanlığı’nın 35’te 35 elektrifikasyon hedefi ile bu ivmeyi yakaladığını ifade etti: “Burada kıymetli olan Enerji Bakanlığı’nın hamlesi. Bir iklim politikası yapacaksanız Enerji Bakanlığı ya da Tarım Bakanlığı da elini taşın altına koymadan yapamazsanız. Onlar oyuna girdiği zaman birden resim daha güzelleşmeye başladı.”

Türkiye’nin 35’te 35 elektrifikasyon hedefini önemli bulduğunu yineleyen Kurnaz, öncelikle kendi ülkemizden başlayarak bu hedef için enerji politikalarında çok ciddi değişikliklere gidilmesi gerektiğinin altını çizdi.

“Şu Anda Kömür Can Çekişiyor”

Geçmişte Bakü’de düzenlenen iklim zirvesinde iki hafta boyunca bir petrol filminin ilanının durduğunu hatırlatan Kurnaz, “Hangi kömürden çıkmayı konuşuyoruz?” diye sorarak, küresel enerji gündemi ile ilgili olarak şu değerlendirmelerde bulundu: “İsteseniz de istemeseniz de kömürden çıkacaksınız. Çünkü kömürün alternatifleri artıyor. Rüzgar ucuzluyor, güneş ucuzluyor, kömüre kimse finansman tanımıyor. Bütün bunları bir araya koyduğunuzda şu anda kömür can çekişiyor. Bırakın can çekişsin, zaten ölecek kömür.”

2038 yılının Türkiye açısından çok önemli bir tarih olduğunu, kömür yataklarının efektif olarak kömür üretmesinin en fazla 2038’e kadar mümkün olabileceğini anlatan Kurnaz, “Bugün Yatağan’ı çalıştırıyorlarsa Soma’dan taşıdıkları linyitle çalıştırıyorlar. Kömür, çok daha pahalı bir enerji ve bu sistem devlet sübvansiyonu olduğu için çalışıyor. Kömürden çıkışı konuşmaktansa devlet sübvansiyonunda ne tür değişiklikler yapılabileceğini konuşmamız lazım” dedi.

COP’lara devletler arası görüşmeler olarak bakmaktan vazgeçilmesi gerektiğini sözlerine ekleyen Kurnaz, iklim zirvelerinin tüm dünyanın bir araya gelip konuştuğu, öğrendiği, fikir yürüttüğü yerler olması gerektiğini sözlerine ekledi. İklim zirvelerine sivil toplum, akademisyenler, finans ve iş dünyasının katılımının önemini vurgulayan Kurnaz, “Yalnızca COP mekanlarında değil, başka toplanma yerlerinde bütün bu insanları bir araya getirmemiz lazım. Bütün dünya; Çin, ABD, Afrika, Avrupa’dan herkesin katılımıyla COP sistemi içinde kalmayalım. COP’lara devam ettiğimiz sürece devletler hiçbir şey yapamayacaklar, o yollar tıkalı” dedi.