#ekoIQ | Sürdürülebilirlik Hakkında Her Şey
Gezegenimiz

Gezegenimiz Kritik Derecelerin Eşiğinde!

Her yıl 15 Mayıs tarihi “Dünya İklim Günü” olarak kabul edilirken, son verilere göre 2025’te hava sıcaklığı ortalaması Sanayi Devrimi öncesi dönemlere kıyasla yaklaşık 1,43 ila 1,5 derece arasında daha yüksek oldu. Geçen yıl boyunca Paris Anlaşması’yla belirlenen 1,5 derecelik artış hedefinde ise gezegenimiz yakın ve kısa süreli aşmalar yaşadı.

15 Mayıs “Dünya İklim Günü”, Birleşmiş Milletler (BM) tarafından kabul edilmiş standart bir takvim günü olmasa da bazı çevre örgütleri ve eğitim kurumları tarafından farkındalık kampanyalarıyla küresel çapta farklı etkinliklerle düzenleniyor. Bu özel günle insan kaynaklı iklim değişikliğine dikkat çekmek, küresel ısınmanın vardığı seviye konusunda farkındalık yaratmak, bireysel ve siyasi düzeyde iklim eylemini teşvik etmek amaçlanıyor.

Günümüzde, başta en çok seragazı üreten üretim alanları ve yöntemlerinin yavaş da olsa terk edilmeye başlanması, temiz enerjiye yönelik bir dönüşümün başlaması umut verici olsa da gezegenimizin geleceği için daha kapsayıcı, kalıcı ve onarıcı iklim politikalarına ve buna yönelik uygulamalara ihtiyaç duyuluyor.

İklim, hava durumu ve doğal afetler; gıda güvenliği, yaşam ve mülkiyet güvenliği, su kaynakları ve tüm ülkelerin sürdürülebilir kalkınması üzerinde temel bir etkiye sahip. Bu nedenle atmosferdeki seragazı emisyonlarının artışı 1992 yılında Rio de Janeiro kentinde düzenlenen Dünya Zirvesi’nde ilk kez küresel düzeyde ele alınmaya başlandı ve zirvede BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 180’den fazla ülkenin temsilcileri tarafından imzalandı.

Sözleşmeyle seragazlarının, dünyanın iklim sistemini küresel insan kaynaklı baskıdan tehdit etmeyecek bir seviyede dengelenmesini amaçlayan devlet eylemlerinin genel ilkeleri tanımlandı.

2015-2025 Arası En Sıcak Yıllar Olarak Ölçüldü

Ancak tüm çabalara rağmen iklim değişikliği yağış rejimlerinin değişmesinden, aşırı hava olaylarına, kuraklık, orman yangınları, buzulların erimesi gibi pek çok felakete neden olmaya devam ediyor. Dünya Meteoroloji Örgütü’nün (WMO) 2025 Küresel İklimin Durumu raporu da krizi gözler önüne seriyor. Rapora göre, 2015-2025 yılları arasındaki dönem, bugüne kadar ölçümlerin yapıldığı tarihler içinde en sıcak 11 yıl oldu. 2025’te hava sıcaklığı ortalaması Sanayi Devrimi öncesi dönemlere kıyasla yaklaşık 1,43 ila 1,5 derece arasında daha yüksek oldu. Paris Anlaşması’yla belirlenen 1,5 derecelik artış hedefinde ise gezegenimiz yakın ve kısa süreli aşmalar yaşadı.

İklim sistemi tarihsel olarak en dengesiz durumunu yaşarken, Birleşmiş Milletler Çevre Programı’nın (UNEP) 2025 Emisyon Açığı Raporu da mevcut politikaların sürdürülmesi halinde dünyanın 2,3 ila 2,5 derece ısınma yolunda olduğunu tahmin ediyor. Üstelik emisyon azaltımlarında daha zayıf bir senaryoda ise bunun 2,8 dereceye kadar çıkabileceği de öngörülüyor.

Daha Hızlı Bir İklim Eylemi için Araçlar Mevcut

UNEP’e göre, Paris Anlaşması’nın kabul edilmesinden bu yana geçen 10 yılda, sıcaklık artışı projeksiyonları 3–3,5 derece seviyesinden çok daha aşağılara düşmüş durumda. Büyük emisyon azaltımlarını sağlayacak düşük karbonlu teknolojilerin artık mevcut olduğuna dikkat çeken rapor; rüzgar ve güneş enerjisi gibi yenilenebilir enerjiye yönelik gelişmelerin hızla artarak uygulama maliyetlerini düşürdüğü, bunun da uluslararası toplumun, daha istekli olması durumunda iklim eylemini hızlandırabileceği anlamına geldiğini ifade ediyor. Raporda bir yandan da iklim eyleminin hızlanması ve temiz enerjiye geçiş için zorlu bir jeopolitik ortamın aşılmasının, gelişmekte olan ülkelere çok daha fazla destek verilmesini ve uluslararası finansal mimarinin yeniden tasarlanmasının gerekliliği de hatırlatılıyor.