Yeni bir araştırma, iş dünyasında teknoloji yatırımlarının hızla arttığını ancak insan dönüşümünün aynı hızda ilerlemediğini ortaya koyuyor. Araştırmanın sonuçlarına göre, işverenlerin %84’ü kadın ve erkek çalışanlara eşit işe eşit ücret sunduğunu belirtse de kariyer gelişimi ve terfi fırsatlarında eşitliği destekleyen politikalara sahip şirketlerin oranı yalnızca %14. Benzer şekilde işverenlerin %85’i kadın sağlığının desteklenmesi gerektiğini düşünürken, çalışanların yalnızca %12’si bu desteği aldığını ifade ediyor.
Risk sermayesi ve insan sermayesi alanlarında hizmet veren Aon, 2026 İnsan Kaynakları Trendleri Araştırması’nı (Human Capital Trends Study) yayımladı. Dünya genelinde 62 farklı coğrafyadan 2,361 yönetim kurulu üyesi, üst düzey yönetici ve insan kaynakları liderinin katılımıyla hazırlanan araştırmaya Türkiye’den de 62 katılımcı dahil oldu. Araştırmaya göre iş dünyasının gündemini çalışan deneyimi, ücret şeffaflığı ve yapay zeka şekillendiriyor.
Kasım 2025-Ocak 2026 döneminde gerçekleştirilen araştırma iş dünyasında yapay zeka yatırımlarının hızlandığını, ancak çalışanların bu dönüşüme hazırlanması konusunda ciddi bir boşluk bulunduğunu ortaya koydu. Araştırmaya göre, şirketlerin %73’ü yapay zekayı devreye aldı ya da pilot uygulamalar yürütüyor. Buna karşın çalışanlarını yapay zeka odaklı yetkinlik programlarına dahil eden şirketlerin oranı yalnızca %18’de kalıyor. İşverenlerin %80’i yapay zeka yatırımlarındaki temel hedefin rutin işleri otomatikleştirmek olduğunu belirtirken, çalışanların yeniden yetkinlik kazanmasını önceliklendiren şirketlerin oranı %35 seviyesinde bulunuyor.
Araştırma, çalışanlarla işverenler arasında çalışan deneyimi konusunda dikkat çekici bir algı farkı bulunduğunu ortaya koyuyor. Çalışanların %72’si yüksek stres altında çalıştığını belirtirken, iş verenlerin %84’ü mevcut çalışan deneyimi stratejilerinin yeterli olduğu görüşünde.
Şirketler Yalnızca Teknoloji Yatırımlarına Odaklanmamalı
Araştırma, şirketlerin yalnızca teknoloji yatırımlarına değil; liderlik dönüşümü, çalışan deneyimi ve organizasyonel dayanıklılık alanlarına da odaklanması gerektiğine işaret ediyor. Araştırmaya göre şirketlerin %39’u devam eden ekonomik dalgalanmalar nedeniyle birleşme ve satın alma süreçlerini değerlendiriyor veya aktif olarak yürütüyor.
Önümüzdeki üç yıl içinde organizasyonel başarı açısından en kritik yetkinlikler ise “adaptasyon ve değişim yönetimi”, “liderlik ve insan yönetimi” ile “dijital okuryazarlık ve teknoloji adaptasyonu” olarak öne çıkıyor.
Çalışanların %72’si Yüksek Stres Altında!
Araştırma, çalışan deneyimi tarafında işverenlerle çalışanlar arasında dikkat çekici bir algı farkı olduğunu ortaya koyuyor. Çalışanların yalnızca %21’i duygusal iyi oluş desteği aldığını belirtirken, işverenlerin %84’ü mevcut stratejilerinin çalışan ihtiyaçlarını karşıladığına inanıyor. Buna karşın çalışanların %72’si iş hayatında yüksek stres seviyesi yaşadığını ifade ediyor.
Araştırma, birçok organizasyonun veri kullanımında ve çalışan değer önerilerini net şekilde tanımlamada yetersiz kaldığını gösteriyor. Organizasyonların yalnızca %38’i yüksek seviyede İK veri olgunluğuna sahip olduğunu belirtirken, çalışan değer önerilerinin net şekilde tanımlandığını ve çalışanlar tarafından iyi anlaşıldığını ifade eden şirketlerin oranı %19 seviyesinde kalıyor.
Bununla birlikte çalışan değer önerisi güçlü şirketlerin önemli ölçüde fark yarattığı görülüyor. Bu organizasyonların %49’u liderlerinin çalışan refahına bağlılığını “güçlü ve görünür” olarak değerlendiriyor. Aynı şirketler, kadınların emeklilik tasarruf açığını azaltmaya yönelik uygulamalarda 21 puan daha yüksek performans gösterirken, çalışan yan haklarını kişiselleştirme konusunda da 20 puan daha güçlü bir yaklaşım sergiliyor.
Ücret Şeffaflığı ve Fırsat Eşitliği
Araştırma, ücret şeffaflığı ve fırsat eşitliği alanlarında da dikkat çekici sonuçlar ortaya koyuyor. Çalışanların %81’i ücret şeffaflığını önemli veya çok önemli bulurken, organizasyonların yalnızca %19’u bu alandaki uygulamalarını güçlü ve sistematik olarak değerlendiriyor. Türkiye ise %37 ile ücret şeffaflığı uygulamalarında en yüksek olgunluk oranına sahip ülkeler arasında yer alıyor.
Öte yandan işverenlerin %84’ü kadın ve erkek çalışanlara eşit işe eşit ücret sunduğunu belirtse de kariyer gelişimi ve terfi fırsatlarında eşitliği destekleyen politikalara sahip şirketlerin oranı yalnızca %14 seviyesinde kalıyor. Benzer şekilde işverenlerin %85’i kadın sağlığının desteklenmesi gerektiğini düşünürken, çalışanların yalnızca %12’si bu desteği aldığını ifade ediyor.
Araştırma ayrıca organizasyonların yalnızca %28’inin tam kapsamlı yapay zeka yönetişim mekanizmalarına sahip olduğunu ortaya koyuyor. Küresel ölçekte İrlanda %71 ile yapay zekayı en yüksek seviyede devreye alan ülke olurken, Malezya %21 ile en düşük oranlardan birine sahip ülkeler arasında yer alıyor.
Araştırma, şirketlerin teknoloji yatırımlarını hızlandırdığı; ancak sürdürülebilir başarı için insan dönüşümüne, çalışan deneyimine ve liderlik kapasitesine daha fazla yatırım yapması gereken yeni bir döneme işaret ediyor.








