
Eğitim, bireyin potansiyelini ortaya çıkarmasının yanı sıra, toplumun refah düzeyini belirleyen temel unsurlardan biridir. Demokratik değerlerin benimsenmesi, toplumsal cinsiyet eşitliğinin güçlendirilmesi, nitelikli iş gücünün yetiştirilmesi, sosyal eşitsizliklerin azaltılması ve çevre bilincinin yaygınlaştırılması ancak nitelikli bir eğitim sistemiyle mümkün olabilir.
Prof. Dr. Ahu ERGEN, Bahçeşehir Üniversitesi Uluslararası Ticaret ve İşletmecilik Bölüm Başkanı, [email protected]
Nitelikli ve kapsayıcı eğitim, sürdürülebilir kalkınmanın sağlanmasında en etkili ve kanıtlanmış araçlardandır. Eğitim, bireyin potansiyelini ortaya çıkarmasının yanı sıra, toplumun refah düzeyini belirleyen temel unsurlardan biridir. Demokratik değerlerin benimsenmesi, toplumsal cinsiyet eşitliğinin güçlendirilmesi, nitelikli iş gücünün yetiştirilmesi, sosyal eşitsizliklerin azaltılması ve çevre bilincinin yaygınlaştırılması ancak nitelikli bir eğitim sistemiyle mümkün olabilir. Bu nedenle eğitim, sürdürülebilir kalkınmanın hem ön koşulu hem de itici gücü olarak değerlendirilebilir.
Her ülke sürdürülebilir bir kalkınmanın peşinde olsa da eğitimden beklentileri farklılaşmaktadır. Az gelişmiş ülkelerde politika yapıcılar eğitimin yaygınlaştırılması ve temel eğitim hizmetlerine erişim üzerine yoğunlaşırlar. Gelişmekte olan ülkelerde eğitim kalitesinin artırılması ve ekonomik kalkınmaya katkı sağlayacak becerilerin kazandırılması hedeflenir. Gelişmiş ülkelerde ise inovasyon, araştırma, teknoloji ve yaşam boyu öğrenme odaklı eğitim politikaları ön plana çıkar. Pek çok ülke için, sürdürülebilir kalkınma hedefleri ile eğitim politikaları arasında boşluklar oluşmuştur. Bunun en önemli nedeni öğrencilerin sürdürülebilirlik yetkinliklerinin sistem içinde anaokulundan üniversiteye doğru gitgide zayıflamasıdır.
Sürdürülebilirlik Yetkinlikleri Üniversiteye Doğru Azalıyor
“Hayata Dair Bilmem Gereken Her Şeyi Anaokulunda Öğrendim” (All I Really Need to Know I Learned in Kindergarten) Robert Fulghum’un 1986 yılında yayımlanan eserinin başlığı. Fulghum; insanların dürüstlük, paylaşma, saygı, sorumluluk ve işbirliği gibi en önemli değerleri aslında erken çocukluk döneminde öğrendiklerini vurguluyor. Bu bakış açısı UNESCO ve OECD verileriyle örtüşüyor. Veriler; eğitim sistemlerinde sürdürülebilirlik, etik değerler, küresel vatandaşlık ve yaratıcılık gibi becerilere en fazla vurgunun anaokulu döneminde yapıldığını gösteriyor. Empati, paylaşma, işbirliği, yaratıcılık ve çevre bilinci anaokulunda güçlü şekilde vurgulanıyor. İlkokulda, akademik dersler arttıkça bu değerlere/becerilere ayrılan zaman da azalıyor. Ortaokul ve lisede ise sınav odaklı eğitim nedeniyle etik ve sürdürülebilirlik gibi konular geri planda kalıyor. Üniversiteye gelindiğinde ise eğitimin merkezinde uzmanlaşma, istihdam ve mesleki başarı yer alıyor.
Çözüm: Sürdürülebilir Kalkınma için Eğitim
Sürdürülebilir Kalkınma için Eğitim (Education for Sustainable Development); çevre sorunları, yoksulluk ve sosyal eşitsizlikler gibi küresel problemlere kalıcı çözümler üretme ihtiyacından doğmuştur. 1987’de yayımlanan Brundtland Raporu ve 1992’deki Rio Dünya Zirvesi sonrasında eğitimin sürdürülebilir kalkınmanın temel araçlarından biri olduğu kabul edilmiştir. UNESCO tarafından küresel çapta desteklenen bu yaklaşımın amacı, sürdürülebilir kalkınma ilkelerini eğitim sistemlerine entegre ederek bireylerin çevresel, sosyal ve ekonomik sorunlar konusunda bilinçlenmelerini sağlamaktır. Sürdürülebilir Kalkınma için Eğitim ile 2030 yılına kadar, tüm öğrencilerin sürdürülebilir kalkınmanın sağlanabilmesi için gerekli bilgi ve becerileri edinmeleri ve gerçek hayatta uygulamaları hedefleniyor. Sürdürülebilir Kalkınma için Eğitim yaklaşımının çıktıları; sürdürülebilirlik yetkinlikleridir.
Sürdürülebilirlik Yetkinlikleri Nelerdir?
Sürdürülebilirlik yetkinlikleri, UNESCO’nun 2017 Education for Sustainable Development Goals: Learning Objectives raporunda detaylarıyla tanımlanmıştır. Bu raporda Birleşmiş Milletler’in (BM) sürdürülebilir kalkınmaya yönelik eğitim hedefleri ve öğrenme çıktıları çerçevesi yer almaktadır. UNESCO’ya göre sürdürülebilirlik yetkinlikleri şu şekilde özetlenmiştir:
- Sistem düşüncesi: Olaylar ve sorunlar arasındaki ilişkileri bir bütün olarak görebilme becerisidir.
- Eleştirel düşünme: Bilgileri sorgulayarak analiz etme ve farklı bakış açılarını değerlendirebilme yeteneğidir.
- Öngörü yetkinliği: Gelecekte ortaya çıkabilecek durumları tahmin ederek olası sonuçları değerlendirebilme becerisidir.
- Stratejik yetkinlik: Sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmak için etkili planlar ve çözümler geliştirebilme yeteneğidir.
- Kişilerarası yetkinlik: Başkalarıyla işbirliği yapma, iletişim kurma ve ortak hareket edebilme becerisidir.
- Bütünleşik problem çözme: Çevresel, ekonomik ve sosyal boyutları birlikte ele alarak çözüm üretebilme yeteneğidir.
- Normatif yetkinlik: Adalet, eşitlik ve sürdürülebilirlik gibi değerleri dikkate alarak karar verebilme becerisidir.
- Öz-farkındalık yetkinliği: Kendi değerlerinin, davranışlarının ve sorumluluklarının farkında olarak hareket edebilme yeteneğidir.
Bu yetkinlikler Sürdürülebilir Kalkınma Amacı 4 (SKA-4) altında yer alan hedef 4.7 ile doğrudan ilişkilidir. Hedef 4.7 “2030 yılına kadar, sürdürülebilir kalkınma ve sürdürülebilir yaşam tarzları, insan hakları, cinsiyet eşitliği, barış ve şiddetsizlik kültürü geliştirme, dünya vatandaşlığı, kültürel çeşitlilik ve kültürün sürdürülebilir kalkınmaya katkısı alanlarında eğitim dahil diğer yöntemler aracılığıyla sürdürülebilir kalkınmanın desteklenmesi için gereken bilgi ve becerilerin tüm öğrenen kişiler tarafından edinilmesini sağlamak” şeklindedir.
Sürdürülebilirlik yetkinliklerini kazanmaları ve eyleme geçmeleri, gençlerin sürdürülebilir kalkınmaya katkı sağlayabilmeleri için kritik rol oynar. Bunun için de her kademede eğitime bu yetkinliklerin entegre edilmesine ihtiyaç vardır.






