#ekoIQ | Sürdürülebilirlik Hakkında Her Şey
michael-held-Of-NXuECJbE-unsplash

Prof. Dr. Türkeş’ten Yangın Riskine Karşı Uyarı!

Türkiye’nin 2026 yaz mevsiminde karşı karşıya olduğu yangın riskini değerlendiren Prof. Dr. Murat Türkeş, “Ardışık çok sıcak günler, kurutucu rüzgarlar, düşük bağıl nem ve yüksek yakıt yükünün bir araya gelmesi bizi aşırı yangın riskiyle karşı karşıya bırakıyor” diyerek özellikle İç Ege, Güney Marmara, Akdeniz kıyıları ve Güneydoğu Anadolu’daki artan risklere dikkat çekti.

Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Murat Türkeş, değişen orman yangını rejimi koşullarında, 2026 yazı için değerlendirme ve öngörülerde bulundu.

Türkiye’de yaz mevsiminde yangın riskini çok boyutlu ve işlevsel bir yaklaşımla değerlendiren bir analiz hazırlayan Prof. Dr. Türkeş, “Bu değerlendirme Ocak 1981’den Temmuz 2026’ya kadar uzanan geniş bir veri kapsamına dayanıyor. Bu kapsamda, ERA5, MERRA-2 ve MODIS uydu verileri kullanıldı, en son güncelleme 31 Temmuz 2026’ya kadardır” bilgisini paylaşırken şöyle devam etti: “Ardışık çok sıcak günler, kurutucu rüzgarlar, düşük bağıl nem ve yüksek yakıt yükünün bir araya gelmesi bizi aşırı yangın riskiyle karşı karşıya bırakıyor” dedi.

profdrmuratturkes

“Türkiye Genelinde Ortalama Sıcaklık Anomalisi Yaklaşık Artı 2 santigrat derece”

Çalışmadaki verilere dikkat çeken Türkeş, ilk olarak sıcaklık anomalisine işaret etti: “Temmuz 2026 itibarıyla Türkiye genelinde ortalama sıcaklık anomalisi yaklaşık artı 2 derece, yani normalinden 2 derece daha sıcak. Özellikle İç Ege, Güney Marmara, Akdeniz kıyıları ve Güneydoğu Anadolu’da bu artış çok daha belirgin.”

İkinci olarak kuraklık ve buharlaşma artışı üzerinde duran Türkeş, “Buhar basıncı (nem) açığı anomalisi 0.58 kilo paskal. Bu, havanın daha kuru hale geldiği ve bitki-toprak neminin azaldığı anlamına geliyor” dedi. Üçüncü olarak bitki örtüsü üretkenliğindeki artışa işaret eden Türkeş, “NDVI anomalisi artı 0.24. Normalden fazla yağış, ot ve çalı üretkenliğini artırmış, bu da aslında bir yangın risk faktörü olan biyokütle kaynaklı yakıt yükünü yükseltmiş durumda” diye konuştu.

“Bitki Örtüsündeki Farkı Gözle Bile Görebiliyoruz”

Murat Türkeş, değerlendirmelerini şöyle sıraladı: “Dördüncü ve beşinci panellerde rüzgar faktörlerine geçiyoruz: Kuzeydoğudan esen poyraz rüzgarları ve kuzey ve kuzeydoğudan esen fön rüzgarları. Her ikisi de ani hız ve yön değişiklikleriyle havayı daha da kurutan, kuvvetli ve hamleli rüzgarlar. Altıncı panelde ilkbahar yağış anomalisini görüyoruz -Türkiye ortalaması artı %28. Batı ve Güney’de belirgin bir yağış fazlası var; bu da yedinci panelde gösterilen yakıt yükü artışıyla doğrudan bağlantılı -normal yıl ile 2026 ilkbaharı karşılaştırıldığında bitki örtüsündeki farkı gözle bile görebiliyoruz.”

“Genel Yangın Hava İndisi (FWI) Değeri 30.1 ile Yüksek Risk Sınıfında”

Çalışmadaki sekizinci panelin, konunun teknik kalbi olduğunu belirten Türkeş, “Yangın Hava İndisi (FWI) bileşenleri. Yakıt nem içeriğinden kuruluk göstergesine, yayılma indisinden yakıt yükü indisine kadar tüm bileşenler normalin üzerinde -ve sonuç olarak genel Yangın Hava İndisi (FWI) değeri 30.1, yani Yüksek risk sınıfında, üstelik normalden artı 11.3 puan daha yüksek” diyerek yangın riskinin yükseldiğini vurguladı.

Tüm bu faktörleri birleştiren dokuzuncu panel hakkında da bilgi veren Türkeş, ortaya çıkan birleşik risk haritasının, en yüksek riskin Ege kıyıları, Akdeniz kıyıları, Güneybatı Anadolu, İç Ege ve Güney Marmara’da yoğunlaştığını gösterdiğini söyledi.

Onuncu panelin ise zamansal seyri gösterdiğini aktaran Türkeş, “Mayıstan eylüle FWI’nin yükselişini. Temmuz ve ağustos döneminin Yüksek Risk ve Aşırı Risk dönemleri olarak işaretlendiğini görüyoruz; bu dönemde güçlü rüzgar ve düşük nem koşulları büyük yangın olasılığını ciddi şekilde artırıyor” dedi.

“Risk Ay İlerledikçe Yoğunlaşıyor”

Temmuz ve Ağustos 2026 için yapılan tahminlerin karşılaştırıldığı on birinci paneli de anlatan Türkeş, “Riskin ay ilerledikçe yoğunlaştığını görebiliyoruz. Altta özetlediğimiz gibi, riski artıran beş temel faktör: Ardışık yüksek ya da aşırı sıcaklık, kuruluk (nem eksiği) ya da sürmekte olan kuraklık, yüksek yakıt yükü, kurutucu rüzgarlar ve yangının hızlı yayılma davranışı. Özetle bu çizelge, klimatolojik, meteorolojik, hidrolojik ve bitki örtüsü verilerini bir araya getirerek Türkiye’nin 2026 yaz mevsiminde özellikle batı ve güney kıyı ve iç bölgelerinde ciddi bir yangın riskiyle karşı karşıya olduğunu ortaya koyuyor” dedi

Prof. Dr. Murat Türkeş, analiz sonuçlarının kolaylıkla anlaşılabilmesi için herkesin anlayabileceği bir dille ve çok genelleştirilerek, kısaca açıklandığı bilgisini ekleyerek değerlendirmesini noktaladı.