Çocukluk çağı kanserlerinde kamuoyunun bakış açısını dönüştürmeyi ve toplumsal etkiyi büyütmeyi amaçlayan KAÇUV, tedavi sürecini yaşanan zorlukların yanı sıra dayanışmayı, destek ağlarını ve geleceğe dair imkanları görünür kılan, “umut dili” yaklaşımıyla ele alıyor.
Çocukluk çağı kanserlerinin tedavisinde hem hastalık ve tedavi sürecini hem de yaşamın devamını, dayanışmayı ve geleceğe dair imkanları görünür hale getirmeyi amaçlayan Kanserli Çocuklara Umut Vakfı (KAÇUV), iletişiminde “umut dili”ni merkeze alıyor. Gerçeği olduğu gibi aktarırken odağı sadece zorluklara değil, mümkün olana da çeviren bu yaklaşım, toplumun konuya daha geniş bir perspektiften bakmasını sağlarken, destekçilerin yapılan çalışmaların anlamını ve etkisini daha net görmesine olanak tanıyor.
Tedavi sürecinin yanında eğitimden psikososyal desteğe, burs programlarından Aile Evleri’ne uzanan çalışmalar gerçekleştiren KAÇUV; çocukların yaşamlarının hastalıktan ibaret olmadığını anlatmaya özen gösteriyor. Bu doğrultuda çocukların ve ailelerin ihtiyaçları karşılanırken gelişimi, geleceğe dair umutları ve birlikte üretilen sosyal etki de ön plana çıkarılıyor.
“Hiçbir Çocuğun Bu Süreçle Tanımlanmaması Gerekiyor”
Çocukluk çağı kanserinin bir çocuğun yaşamını derinden etkileyen bir süreç olduğunu belirten KAÇUV Genel Müdürü Alican Yurtsever, “Hiçbir çocuğun bu süreçle tanımlanmaması gerekiyor. Çocukluk çağı kanseri elbette çocukların ve ailelerin yaşamında derin izler bırakıyor. Ancak her çocuğun hayal kurmaya, öğrenmeye, oyun oynamaya ve geleceğini inşa etmeye devam etmesi gerekiyor. Biz de çalışmalarımızı çocukları yaşadıkları hastalıkla değil, çocukluklarıyla gören bir anlayış üzerine kuruyoruz. Umut da tam bu noktada anlam kazanıyor. Bizim için umut, gerçeği görmezden gelmek değil; gerçeği olduğu gibi anlatırken aynı zamanda çözümü, desteği ve mümkün olanı da görünür kılmak. Çocukları ve aileleri yalnızca yaşadıkları zorluklarla tanımlamayan bu yaklaşım, iletişimi önemli bir sorumluluk alanı haline getiriyor. Çünkü kullandığımız her kelime, toplumun çocukluk çağı kanserine bakışını şekillendiriyor ve biz bu bakışın daha kapsayıcı, daha adil ve daha dayanışmacı olması için çalışıyoruz” diye konuştu.
“İnsanlar Doğru Temsil Edildiklerini Hissettiklerinde, Güven Duygusu Güçleniyor”
Çocukluk çağı kanseri söz konusu olduğunda odağın çoğu zaman hastalığa ve yaşanan güçlüklere yöneldiğini belirten Yurtsever, bunun çocukların ve ailelerin yaşamlarını tek bir deneyim üzerinden değerlendirmeye neden olabildiğini söyledi.
KAÇUV olarak bu bakışın ötesine geçmeyi önemsediklerini vurgulayan Yurtsever, “Her çocuğun kendine özgü bir yaşamı, hayalleri, potansiyeli ve geleceği var. İnsanların kendilerini nasıl gördükleri kadar toplum tarafından nasıl görüldükleri de büyük önem taşıyor. Bu nedenle çocuklarımızın ve ailelerimizin yaşamlarını yaşadıkları zorluklarla sınırlamıyor; güçlü yönlerini, yaşamın devam ettiğini ve geleceğe dair umutlarını da yansıtmaya özen gösteriyoruz. İnsanlar doğru temsil edildiklerini hissettiklerinde, güven ve dayanışma duygusu da güçleniyor” dedi.
İletişimi, yaptıkları çalışmaları anlatan bir araç olarak değil; farkındalık oluşturan ve toplumsal etkiyi büyüten önemli bir sorumluluk alanı olarak gördüklerini belirten Yurtsever, sözlerini şöyle tamamladı: “Bizim için iletişim çocukluk çağı kanserine dair farkındalık oluşturan, bakış açılarını dönüştüren ve toplumsal etkiyi büyüten önemli bir sorumluluk alanı. Her mesajımızda, anlattığımız her hikayede ve yürüttüğümüz her iletişim çalışmasında kendimize ‘Bu iletişim, çocukluk çağı kanserine dair daha doğru, daha kapsayıcı ve daha yapıcı bir anlayışın oluşmasına katkı sağlıyor mu?’ sorusunu soruyoruz. Bu anlayışla çocukluk çağı kanseri alanında doğru bilgiyi yaygınlaştırmaya, farkındalığı artırmaya ve çocuklar ile aileler için daha kapsayıcı bir bakış açısının yaygınlaşmasına katkı sunmaya devam edeceğiz.”







