#ekoIQ | Sürdürülebilirlik Hakkında Her Şey
İklim

Karbonun Zaman Değeri: İklim Krizinde “Şimdi” ve Dünyaya Sadakat

İklim krizi söz konusu olduğunda doğanın işleyişi, bizim ileri tarihli taahhütlerimize veya sofistike yol haritalarımıza göre şekillenmiyor. Atmosferin sadece tek bir gerçeği var: Birikim. Bugün havaya karışan karbon orada kalmaya devam ediyor ve eylemsiz geçen her an, sistemin taşıdığı yükü eksponansiyel biçimde artırıyor. Çünkü tıpkı finans dünyasındaki gibi karbon tasarrufunun da bir “zaman değeri” var.

Arzu Deniz AKSOY, Sosyal Etki Girişimcisi, Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi, [email protected]

Gelecek, bugünün sorumluluğundan kaçmak isteyenler için her zaman kullanışlı bir sığınaktır. Düşünsenize, 2030 veya 2050 gibi uzak hedefler telaffuz edildiğinde, eylemin mevcut ağırlığı yerini gelecek vaadinin o hafif ve rahatlatıcı yanılsamasına bırakıyor, öyle değil mi? Kurumsal dünyada sıkça rastladığımız bu uzak ufuklara bakma alışkanlığı, zamanın doğasını yanlış okumamızdan kaynaklanıyor. İklim bilimci Jonathan Foley, 2023 tarihli “The climate solutions worth funding – now” isimli TED konuşmasında dinleyicilerini tam da bu konuda uyarıyor! İklim krizi söz konusu olduğunda doğanın işleyişi, bizim ileri tarihli taahhütlerimize veya sofistike yol haritalarımıza göre şekillenmiyor. Atmosferin sadece tek bir gerçeği var: Birikim. Bugün havaya karışan karbon orada kalmaya devam ediyor ve eylemsiz geçen her an, sistemin taşıdığı yükü eksponansiyel biçimde artırıyor. Çünkü tıpkı finans dünyasındaki gibi karbon tasarrufunun da bir “zaman değeri” var. Yani aslına bakacak olursanız, bugün atılacak sıradan bir adım, 10 yıl sonra yaşanacak mucizevi bir teknolojik atılımdan çok daha hayati bizler için! İşte Foley, tam da bu gerçekten yola çıkarak modern aklın en büyük kibrine; yani “yeni olanın her zaman iyi olduğu” ezberine çok net bir itiraz getiriyor ve o can alıcı cümleyi kuruyor: “Var olan çare, yeni olanın gelecek vaadinden daha gerçek; zaman ise teknolojiden daha değerli.”

Foley, gezegenin gerçek zamanlı ihtiyaçları ile sermayenin yönelimi arasındaki bu derin uçurumu, konuşmasında paylaştığı sarsıcı bir veriyle somutlaştırıyor: İklim eylemi için ayrılan risk sermayesinin üçte ikisi, toplam emisyon probleminin yalnızca %5’ini oluşturan taşıt emisyonu problemine yani elektrikli araçlara ve mikro mobiliteye akıyor. Kaynakların; ormanları korumak veya metan sızıntılarını onarmak gibi anında sonuç veren ancak vitrine konamayan çareler yerine henüz rüştünü ispatlamamış teknolojik vaatlere yönlendirilmesi tesadüf değil. Burada, Ursula K. Le Guin’in başyapıtı Mülksüzler’deki o yoğun kontrastlı evreni hatırlamamak elde değil. Le Guin, romanında birbirine zıt iki gezegen yaratıyor: Kıtlık ve zorluklar içinde ama dayanışmayla var olan Anarres ile zenginliğin, kusursuzluğun ve sınırsız tüketimin göz kamaştırıcı dünyası Urras. Urras’ın o parlak vitrinlerinin ardında, her şeyi metalaştıran derin bir mülkiyet hırsı yatıyor, bir nevi kapitalizmin bir eleştirisi bu dünya. Onların sahip oldukları eşyalar ve icatlar, zamanla oradaki insanların efendisine dönüşmüş.

İşte bugün sermayenin iklim krizine yaklaşımında da tam olarak Urras’ın bu mülkiyet mantığı yankılanıyor. Havadan karbon süzen devasa bir makine tasarladığınızda bunun patentini alabilir, onu alınıp satılabilen kârlı bir ürüne dönüştürebilirsiniz. Oysa bir ormanın kesilmesini önlemenin ya da asırlık bir sulak alanı korumanın patent meselesi ile herhangi bir bağı yok. Sermaye, yalnızca sınırlarını çizip mülk edinebildiği olgulara meylediyor. Yaşam biçimimizle, bitmek bilmeyen tüketim iştahımızla yüzleşmenin o ağır sorumluluğunu üstlenmek yerine; bizi aynı konforda yaşatmaya devam edecek o pırıltılı teknolojik mucizeyi fonlamak, modern akıl için cazip bir yanılsamaya dönüşüyor! Bu kitlesel delüzyona karşılık Foley’in reçetesiyse son derece basit: Sızdıran metan borularını kapatmak, mevcut binaları yalıtmak, orman kayıplarını derhal durdurmak. Hiç de öyle devrimsel gözüken çözümler değil bunlar kabul, ancak gezegenin şu an ihtiyaç duyduğu yegane şey bu mütevazı “acil durum frenleri!”

Geleceği Beklemeyenler: Teknoloji Devlerinin “Şimdi” Pratiği

Neyse ki, teknoloji ekosisteminin bütünü bu “geleceği bekleme” yanılsamasına teslim olmuş değil. Dünyanın en büyük gücünü ve sermayesini elinde tutan Google, Microsoft ve Apple gibi devlerin iklim liderliğine baktığımızda, Foley’in işaret ettiği o “şimdinin gücünü” çok daha net görebiliyoruz. Elbette her birinin 2030 veya 2050 ufku için belirlediği, devasa ve vizyoner net-sıfır hedefleri var. Ancak bu markaları gerçek birer öncü yapan şey, o uzak ufka bakarken ayaklarının altındaki toprağı unutmamaları; o hedefleri geleceğin konforlu bir vaadi olarak bırakmayıp operasyonel yükü hemen bugün omuzlamaları.

Örneğin Apple, 2030 hedefini takvim yapraklarında beklemek yerine, dünyanın dört bir yanına dağılmış yüzlerce tedarikçisini bugün, şu an temiz enerjiye geçmeye zorluyor. Yeni bir maden çıkarmak yerine; cihaz gövdelerinde %100 geri dönüştürülmüş alüminyum, bataryalarında geri dönüştürülmüş kobalt kullanarak toprağın altındakine değil “eldeki mevcut olana” yöneliyor. Bu, Foley’in “Var olan çare, yeni olandan kıymetlidir” tezinin endüstriyel ölçekteki en şık kanıtlarından biri bana sorarsanız!

Benzer bir “şimdi” pratiğini Google’da da görüyoruz. Sektördeki birçok şirket yıl sonunda karbon kredisi satın alıp vicdanını ve bilançosunu temizlerken; Google bu kolaycılığı reddediyor. “7/24 Karbonsuz Enerji” vizyonuyla, veri merkezlerinin tükettiği her bir kilovatsaati, tüketildiği an ve bölgedeki rüzgar veya güneş enerjisiyle eşleştirmek gibi muazzam bir mühendislik zorluğunu bugünden sırtlanıyor. Karbonu gelecekte silmeyi değil, tam da şu an şebekeden uzak tutmayı seçiyor.

Microsoft ise 2030’a kadar karbon negatif olma konusunda verdiği sözü yerine getirebilmek için sadece teknolojik ilerlemeye bel bağlamıyor. Aksine, şirket içi operasyonlarda uyguladığı karbon vergisiyle, doğaya bırakılan yükün finansal bedelini bugünkü bilançolarına, yöneticilerinin bugünkü hedeflerine yansıtıyor. Yapay zekanın artan enerji talebini, gelecekteki mucizelerle değil, doğrudan bugünün rüzgar ve güneş gibi sürdürülebilir enerji yatırımlarıyla karşılamak için devasa fonlar ayırıyor.

Kısacası bu devler, Urras’ın onlara sunduğu o sınırsız gücü ve kaynakları, çağımızın büyük yazarı Le Guin’in tahayyül ettiği veya arzuladığı şekilde olmasa bile Anarres’in toprağa sadık sorumluluk bilinciyle harmanlamayı başarıyorlar. “Gelecekte çözeceğiz” rahatlığına sığınmak yerine; iklim krizinin acil durum frenlerine, kendi devasa ekosistemleri içinde hemen bugün asılıyorlar.

Ütopik Vaatlerden Çıplak Gerçekliğe: Dünyaya Sadakat

Tüm bu tablo, aslında iş dünyasındaki iklim liderliği anlayışımızı kökünden yeniden tanımlamamız gerektiğini gösteriyor. Yıllarca bu alanda liderlik denildiğinde; vizyonu 10 yıllar sonrasına kurup sahnede konforlu, teknolojik ütopyalar tasarlayan karizmatik figürleri alkışladık. Oysa gerçek iklim liderliği, uzak ufukların ardına saklanan umutları satarak değil; bugünün o ağır, gösterişsiz ama mecburi kararlarıyla “şimdinin” sorumluluğunu sırtlayarak mümkün oluyor. Nihayetinde “vaat” dediğimiz şey de özünde sadakat gerektiriyor, 2030-2050 ve benzeri hedefler koymakta tabii sıkıntı yok fakat, bugün modern dünyanın dinmek bilmeyen büyüme iştahını, yerkürenin katı fiziksel sınırlarıyla yüzleştirmemiz gerekiyor. İklim krizinde ihtiyacımız olan sadakat; geleceğin parlak teknolojik vizyonlarına ya da insanlığın salt çıkarlarına değil, içinde bulunduğumuz şu anın çıplak gerçekliği ışığında bir ikincisi olmayan evimize, Dünya’ya olmalı. Çözümlerin çoğu zaten elimizin altında, eksik olan şey yeni bir teknoloji değil, zamanın daraldığını kabul etme ve takvimlere farklı bir gözle bakabilme cesareti!

Esinlenilen Kaynaklar:

Foley J. (2023). The climate solutions worth funding — now, TED Countdown Summit, July,2023. (https://www.ted.com/talks/jonathan_foley_the_climate_solutions_worth_funding_now)

Le Guin, U. K. (2016). Mülksüzler (L. Mollamustafaoğlu, Çev.). Metis Yayınları. 15. Basım. (Orj. 1974)

Arzu Deniz Aksoy

Sosyal Etki Girişimcisi, Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi | Sürdürülebilir İşler