#ekoIQ | Sürdürülebilirlik Hakkında Her Şey
Yapay Zeka
Tasarım: Oğuz Özyaral

Yapay Zeka İklimin Neresinde?

İnsan, geliştirdiği her güçlü araçla birlikte sorumluluğunu da büyütür. Yapay zeka söz konusu olduğunda bu sorumluluk, yalnızca doğru sonuç üretmekle sınırlı kalamaz. Sonucun nasıl elde edildiği, hangi kaynakların tüketildiği ve ortaya çıkan yükün kimlerin yaşamına taşındığı da değerlendirilmelidir. Çünkü iklim gündeminde teknolojik başarıyı toplumsal yarardan bağımsız düşünemeyiz. Bir sistemin hızlı çalışması, onun kendiliğinden sürdürülebilir olduğu anlamına gelmez.

Prof. Dr. Oğuz ÖZYARAL, Mikrobiyolog, Koruyucu Sağlık Uzmanı, Yazar

Gezegeni Koruma Fırsatı, Yeni Bir Tüketim Riski

İklim krizini konuşurken artık yalnızca bacalara, egzozlara ve kesilen ormanlara bakmamız yetmiyor. Ekranlarımızın arkasında büyüyen dijital dünyanın da doğayla kurduğu ilişkiyi sorgulamamız gerekiyor. Yapay zeka bu ilişkinin en dikkat çekici aktörlerinden biri. Kuraklığı öngörmek, enerji kayıplarını azaltmak ve çevresel değişimleri izlemek için önemli fırsatlar sunuyor. Ancak bütün bunları yaparken elektrik tüketiyor, su kullanıyor ve fiziksel bir altyapıya ihtiyaç duyuyor. Önümüzdeki mesele, bu teknolojinin hangi amaçla, kimin yararına ve hangi bedelle büyütüldüğüdür.

Resim2
Tasarım: Oğuz Özyaral
Güç Büyürken Sorumluluk da Büyür

İnsan, geliştirdiği her güçlü araçla birlikte sorumluluğunu da büyütür. Yapay zeka söz konusu olduğunda bu sorumluluk, yalnızca doğru sonuç üretmekle sınırlı kalamaz. Sonucun nasıl elde edildiği, hangi kaynakların tüketildiği ve ortaya çıkan yükün kimlerin yaşamına taşındığı da değerlendirilmelidir. Çünkü iklim gündeminde teknolojik başarıyı toplumsal yarardan bağımsız düşünemeyiz. Bir sistemin hızlı çalışması, onun kendiliğinden sürdürülebilir olduğu anlamına gelmez.

Daha Erken Görmek, Daha Doğru Müdahale Etmek

Yapay zekanın iklim açısından sunduğu önemli fırsatlardan biri, büyük veri yığınları içindeki ilişkileri görünür kılmasıdır. Uydu görüntüleri, meteorolojik kayıtlar ve çevresel ölçümler birlikte değerlendirildiğinde, insanların fark etmekte zorlanacağı değişimler daha erken saptanabilir. Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP), petrol ve gaz tesislerinden kaynaklanan metan salımlarının belirlenmesinde yapay zekadan yararlanıyor. Böylece çevreyi koruma çabası, zararı gördükten sonra müdahale etmenin ötesine geçebiliyor.

Enerji alanında da benzer bir imkan var. Güneş ve rüzgar üretiminin değişkenliğini daha iyi tahmin etmek, şebekeyi buna göre yönetmek, binalarda ve sanayide gereksiz enerji kullanımını azaltmak mümkün. Yapay zeka, üretim ile ihtiyaç arasındaki uyumu güçlendirebilir. Ancak Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) değerlendirmeleri, bu katkının uygulamaların yaygınlaşmasına ve uygun koşulların oluşturulmasına bağlı olduğunu gösteriyor. Potansiyel ile gerçekleşmiş kazanım arasındaki mesafeyi unutmamalıyız.

Bu fırsatların günlük yaşamda karşılık bulması ise doğru soruların sorulmasına bağlı. Bir belediye, sıcaklık ve nüfus verilerini birlikte değerlendirerek gölgeye, yeşil alana ve serinleme noktalarına en fazla ihtiyaç duyulan mahalleleri belirlemeyi hedefleyebilir. Bir tarımsal uygulama, sulama kararlarını desteklemek için geliştirilebilir. Buradaki başarı ölçütü, kullanılan teknolojinin gösterişi değil; korunabilen su, azaltılabilen kayıp ve iyileştirilebilen yaşam koşulları olmalıdır.

Resim3
Tasarım: Oğuz Özyaral
Bulutun Yeryüzündeki Ayakizi

Tam da bu noktada görünmeyen maliyeti konuşmak gerekiyor. “Bulut” dediğimiz yapının yeryüzünde bir karşılığı var: Veri merkezleri, sunucular, kablolar, enerji hatları ve soğutma sistemleri. IEA’nın 2025 tarihli raporuna göre veri merkezleri, 2024 yılında dünya elektrik tüketiminin yaklaşık %1,5’ini oluşturdu. Bu toplamın tamamı yapay zekaya ait değil. Ancak yapay zeka, veri merkezlerinin artan elektrik talebinin başlıca itici güçleri arasında yer alıyor.

Tüketilen elektriğin hangi kaynaktan üretildiği de belirleyici. Fosil yakıtlara dayalı bir altyapıda büyüyen hesaplama kapasitesi, iklim üzerindeki baskıyı artırabilir. Yenilenebilir enerjiye yönelmek önemli olmakla birlikte artan talebin tamamının temiz kaynaklardan karşılanacağı varsayımı güvenli değildir. IEA’nın projeksiyonları, veri merkezlerinin talep artışında yenilenebilir kaynakların yanında doğalgaz ve kömürün de rol oynayacağını ortaya koyuyor.

Su meselesi ise yerel koşullarla birlikte değerlendirilmelidir. Su kullanan soğutma sistemlerinin etkisi, tesisin bulunduğu bölgeye ve kullanılan yönteme göre değişir. Su sıkıntısı yaşayan bir havzada yeni bir veri merkezinin planlanması, tarımın ve yerel halkın ihtiyaçlarıyla birlikte ele alınmalıdır. Çip üretimi, mineral çıkarımı ve kullanım ömrünü tamamlayan donanımlar da çevresel hesabın parçalarıdır. Dijital hizmetin ayakizi, ekranda başlayan ve orada biten bir hikâye değildir.

Verimlilik Artarken Tüketim de Artabilir

Bir başka risk, verimlilik kazanımlarının tüketim artışı içinde erimesidir. Bir işlemin daha az enerjiyle yapılabilmesi sevindiricidir. Fakat ucuzlayan ve hızlanan hizmet çok daha fazla kullanılırsa toplam tüketim büyüyebilir. Yapay zeka enerji tasarrufu sağlarken, fosil yakıt faaliyetlerini ve tüketimi de kolaylaştırabilir. Bu nedenle değerlendirme, tek bir işlemin verimliliğinden bütün sistemin sonucuna uzanmalıdır.

Fırsatlar Kimin, Bedeller Kimin?

Toplumsal boyutta sorulması gereken soru açıktır: “Bu imkanlara kim ulaşacak?” Küçük çiftçinin, yerel yönetimin ve sınırlı bütçeyle çalışan araştırmacının yararlanamadığı bir teknoloji, iklim mücadelesindeki eşitsizlikleri azaltmakta yetersiz kalacaktır. Ayrıca eksik verilerle kurulan modeller, yeterince temsil edilmeyen bölgelerin ihtiyaçlarını gözden kaçırabilir. Bu nedenle yerel bilgi, saha deneyimi ve insan denetimi karar süreçlerinde korunmalıdır.

Bilginin güvenilirliği de aynı sorumluluğun parçasıdır. Yapay zeka, iklim araştırmalarını anlaşılır kılabileceği gibi yanıltıcı içeriklerin çoğaltılmasında da kullanılabilir. Bilimsel görünüm verilmiş yanlış bilgiler, kamuoyunun güvenini aşındırabilir. UNEP de iklim konusunda yapay zeka kaynaklı dezenformasyon riskine dikkat çekiyor. İklim mücadelesi, güvenilir bilgiye erişimi korumayı gerektiriyor.

Geleceğin Ölçüsü Sorumluluktur

Öyleyse yolumuz, yapay zeka yatırımlarını açık çevresel ölçütlerle değerlendirmekten geçiyor. Enerji ve su kullanımı açıklanmalı; donanımın yaşam döngüsü hesaba katılmalı; beklenen iklim yararı somut sonuçlarla sınanmalıdır. Yerel halkın görüşü alınmalı, kamusal yarar gözetilmeli ve ihtiyaçla uyumlu çözümler seçilmelidir. Her soruna en büyük modeli uygulamak yerine amaca uygun kaynak kullanımı benimsenmelidir.

Yapay zekaya yön verecek olan insanın tercihidir. Doğayı korunacak ortak yaşam alanı olarak gördüğümüzde teknoloji de bu anlayışa hizmet edebilir. İklim gündeminde asıl başarı, daha fazla hesaplama kapasitesine ulaşırken suyu, toprağı, havayı ve insan onurunu birlikte koruyabilmektir. Geleceğe bırakacağımız mirasın değerini, geliştirdiğimiz araçların gücü kadar onları kullanırken gösterdiğimiz sorumluluk belirleyecektir.

Prof. Dr. Oğuz Özyaral

Prof. Dr. Oğuz Özyaral, MBA, Mikrobiyolog, Koruyucu Sağlık Uzmanı, Yazar

[email protected]