#ekoIQ | Sürdürülebilirlik Hakkında Her Şey
Yapay

İklim Gündeminde Yapay Zeka: Daha Akıllı Şirket, Daha Düşük Karbon mu?

Yapay zeka, görünmez bir dünyada çalışmıyor. Veri merkezlerine, işlemcilere, elektriğe ve soğutma altyapısına dayanıyor. Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) 2025 tarihli Energy and AI raporunun temel senaryosunda, küresel veri merkezlerinin elektrik tüketiminin 2024’te yaklaşık 415 TWh’den 2030’da yaklaşık 945 TWh’ye yükselmesi bekleniyor.

Gülin YÜCEL, Brika Sürdürülebilirlik [email protected]

Yapay zekaya yaptığımız yatırım, iklim performansımızı da iyileştiriyor mu? Yanıt, teknolojinin varlığında değil, yarattığı değişimde saklı.

Bir şirket yapay zekayı sürdürülebilirlik raporunu daha hızlı hazırlamak için kullanıyor. Bir diğeri ise binasının ısıtma ve soğutma ihtiyacını daha iyi yönetmek için. İkisi de dijitalleşiyor. Ancak iklim açısından aynı şeyi yapmıyorlar. Birinde bilgi üretim süreci hızlanıyor; diğerinde enerji tüketimini değiştirme potansiyeli doğuyor. Asıl soru, yapay zekayı kullanıp kullanmadığımız değil, onunla hangi sonucu değiştirdiğimiz.

Bu ayrım, özel sektörün iklim gündemi açısından önemli. Raporlama kapasitesini artırmak, iklim etkisini azaltmakla aynı şey değil. Daha hızlı hazırlanan bir sürdürülebilirlik raporu değerli olabilir; fakat şirketin daha hızlı karbonsuzlaştığını tek başına göstermez. Teknolojiye yapılan yatırımın iklim değerini anlamak için, üretilen bilginin hangi kararı değiştirdiğine bakmak gerekiyor.

İklim Yükü mü, Çözüm Kapasitesi mi?

Yapay zeka, görünmez bir dünyada çalışmıyor. Veri merkezlerine, işlemcilere, elektriğe ve soğutma altyapısına dayanıyor. Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) 2025 tarihli Energy and AI raporunun temel senaryosunda, küresel veri merkezlerinin elektrik tüketiminin 2024’te yaklaşık 415 TWh’den 2030’da yaklaşık 945 TWh’ye yükselmesi bekleniyor. Bu rakam yalnızca yapay zekayı değil, bütün veri merkezlerini kapsıyor; yapay zeka ise büyümenin başlıca itici gücü [iea].

Çevresel bilanço elektrik tüketimiyle de sınırlı değil. OECD, donanım üretiminden kullanım ömrünün sonuna kadar uzanan doğrudan etkilerle, uygulamaların yarattığı dolaylı fayda ve maliyetlerin birlikte değerlendirilmesini öneriyor. Enerji ve emisyonların yanında su kullanımı, ham madde ihtiyacı ve elektronik atıklar da bu resmin parçaları [oecd].

Dolayısıyla ne her yapay zeka uygulaması bir iklim çözümüdür ne de enerji tüketen her uygulama iklim açısından değersizdir. Önemli olan, belirli bir kullanımın sağladığı faydayı, sistem düşüncesi ile değerlendirmektir.

Yapay Zeka Olmadan İlerleyemez miyiz?

İklim eylemi için yapay zekayı beklemek gerekmiyor. Yenilenebilir enerji, enerji verimliliği, elektrifikasyon, ekosistemlerin korunması ve kaynak talebinin azaltılması gibi pek çok çözüm zaten biliniyor. IPCC, bugün uygulanabilir çok sayıda azaltım seçeneğini ortaya koyarken bunların yaygınlaşması için finansman, altyapı, politika ve kurumsal kapasitenin önemini vurguluyor [ipcc].

Bu nedenle soruyu “Yapay zeka olmadan iklim sorununu çözebilir miyiz?” yerine, “Yapay zeka hangi darboğazı aşmamıza yardımcı olabilir?” şeklinde kurmak daha yararlı.

Darboğaz, büyük ve değişken veri akışlarını anlamlandırmak ise yapay zeka katkı sunabilir. Ancak sorun yatırım bütçesi, eksik altyapı veya değişmeyen yönetim öncelikleri ise daha gelişmiş bir algoritma tek başına yeterli olmayacaktır.

Teknoloji kapasitesi ile uygulama kapasitesini birbirine karıştırmamak gerekiyor.

Algoritmadan Gerçek Dünyaya

Binaların ısıtma ve soğutma yönetimi bu ayrımı somutlaştırıyor. Hava koşulları ve kullanım ihtiyacı gibi verilerden yararlanmak, ekipmanın ne zaman ve nasıl çalışacağını daha iyi belirlemeye yardımcı olabilir. Değer, yalnızca daha doğru tahmin üretmekte değil, gereksiz enerji tüketimini önleyecek işletme kararlarında ortaya çıkar. IEA, yapay zekanın bina enerji yönetiminde verimlilik ve esneklik sağlayabileceğini; ancak dijitalleşme ve uygun teşvikler gibi koşulların sonucu etkilediğini belirtiyor [iea].

Benzer şekilde, rüzgar ve güneş üretiminin daha iyi tahmin edilmesi, değişken yenilenebilir enerjinin elektrik sistemine entegrasyonunu destekleyebilir. Fakat doğru tahmin tek başına temiz elektrik üretmez; bilginin işletme ve yatırım kararlarına yansıması gerekir [iea].

Şirketler açısından sınanması gereken de budur: Yapay zeka hangi kararı değiştirdi, bu değişiklik hangi ölçülebilir sonucu yarattı?

Verimlilik Neden Tek Başına Yeterli Değil?

Bir işlemin daha az enerjiyle yapılması, toplam tüketimin mutlaka azalacağı anlamına gelmez. Maliyet ve zaman tasarrufu kullanımı artırabilir; kazanımların bir kısmı böylece geri alınabilir. OECD, bu tür dolaylı ve geri tepme etkilerini çevresel değerlendirmeye dahil ediyor [oecd].

Bu nedenle birim ürün başına tüketim azalırken toplam tüketimin ne olduğuna da bakılmalı. Daha düşük maliyetli seçenek, her zaman daha düşük emisyonlu seçenek olmayabilir.

Mesele verimliliğe karşı çıkmak değil, verimliliğin iklim sonucuna dönüşüp dönüşmediğini izlemektir.

Yatırım Öncesinde Beş Soru

Şirketler için şu değerlendirme çerçevesini öneriyoruz:

  1. Hangi sorunu çözüyoruz? Rapor hazırlama süresini mi, enerji tüketimini mi, veri hatalarını mı azaltmak istiyoruz?
  2. Yapay zeka gerçekten gerekli mi? Aynı sonuç daha basit bir otomasyon veya süreç iyileştirmesiyle elde edilebilir mi?
  3. Başarıyı neyle karşılaştıracağız? Uygulama öncesi tüketim, maliyet ve hata oranı belli mi? Yapay zeka kullanılmasaydı ne olacaktı?
  4. Ek yükleri izliyor muyuz? Sağlayıcıdan enerji, emisyon ve su kullanımı hakkında hangi bilgileri isteyeceğiz?
  5. Sorumluluk kimde? Çıktıyı kim doğrulayacak, hangi kararlar insan onayından geçecek, başarısız uygulamayı kim durduracak?

Bu soruların amacı teknolojiyi yavaşlatmak değil, yatırımın gerekçesini netleştirmek.

Başlangıçta başarı ölçütü belirlenmemiş bir projede, sonradan ortaya çıkan her iyileşmeyi yapay zekaya atfetmek kolaydır. Oysa karşılaştırma yalnızca eski ve yeni durum arasında değil, alternatif çözümler arasında da yapılmalı. Böylece teknoloji tercihi, sürdürülebilirlik iddiasından önce sınanabilir bir iş kararına dönüşür.

İklim gündeminde yapay zekanın değeri, sadece algoritmalarının gelişmişliğinde değil; gezegenle ilgili hangi sorunu çözdüğünde, hangi kaynakları tükettiğinde ve sonuçlarının nasıl ölçüldüğünde ortaya çıkar. Şirketler için başarı, kaç uygulamanın devreye alındığı değil, bunlar sayesinde gerçek dünyada neyin değiştiği olmalı. Bazen doğru tercih daha gelişmiş bir algoritma, bazen daha basit bir otomasyon, bazen de zaten bildiğimiz bir yatırımı artık ertelememektir.

Gülin Yücel

Brika Sürdürülebilirlik Yönetici Ortak | Sürdürülebilir Kalkınma