Hasat sonrası tarlada kalan arpa saplarını kadın kooperatiflerinin üretim bilgisi, tasarım ve sanatla buluşturan İkinci Hasat projesi, tarımsal bir yan ürünü yeniden değere dönüştürüyor. Proje kapsamında geliştirilen arpa sapı bazlı malzemeler ve bu malzemeyle üretilen özgün çalışmalar, New York’ta “Soil to Surface / Topraktan Yüzeye” sergisinde, 1 Kasım’a kadar görülebilecek.
Soil to Surface / Topraktan Yüzeye sergisi, İkinci Hasat projesiyle Adıyaman’da ortaya çıkan üretim bilgisini ve malzeme inovasyonunu merkezine alıyor. Anadolu Efes ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Türkiye’nin ortaklaşa yürüttükleri proje kapsamında, kadın kooperatiflerinin üretim bilgisiyle geliştirilen arpa sapı bazlı malzeme; tasarımcılar Başak Cankeş, Çiğdem Kacar Selimoğlu, Burcu Sülek ve Studio Birtane’nin yorumlarıyla farklı tasarım uygulamalarına taşınarak, tarımsal bir yan ürünün yaratıcı endüstriler içindeki potansiyeli görünür kılınıyor. Moda ve tasarım okulu New York Fashion Institute of Technology (FIT) ise sergiye ev sahipliği yapıyor. Serginin eş küratörlüğünü FIT Tekstil/Yüzey Tasarımı Bölüm Başkanı Susanne Goetz ile MILKist Sosyal Tasarım Merkezi Kurucu Direktörü Birnur Temel Birtane üstleniyor.

Sergide, Adıyaman’daki Eliyaman ve Fortuna Kadın Girişimi Kooperatifleri’nin üretim süreçlerini aktaran görüntüler ve kadınların kendi hikayeleri yer alıyor. Kooperatif üyeleri sergide, üretimin uygulayıcıları olarak değil, deneyimini paylaşan, üretim reçetelerini aktarabilen ve eğitim verebilecek düzeyde uzmanlığa sahip bilgi aktarıcıları olarak konumlanıyor. Böylece Adıyaman’dan New York’a taşınan yalnızca arpa sapından geliştirilen bir malzeme değil, kadınların üretim bilgisi, becerileri ve yaşam deneyimleri oluyor.
Topraktan Yüzeye, tamamlanmış işlerin sunulduğu bir sergi olmanın ötesinde, devam eden bir araştırma ve geliştirme alanı olarak kurgulanıyor. Adıyaman’daki kooperatiflerin üretim bilgisi ve emeği, Türkiye’deki tasarımcı ve sanatçıların uygulamaları, New York’taki zanaatkarların üretimleri ve FIT topluluğunun yeni malzeme denemeleri aynı sergide bir araya geliyor. Sergi öncesinde FIT bünyesinde gerçekleştirilen açık çağrı ile New York’un yaratıcı topluluğu, arpa sapı bazlı malzemeyle inovatif düşünmeye davet ediliyor. Açık çağrı sonucunda geliştirilen çalışmalar da serginin bir parçası olarak izleyiciyle buluşuyor.
“Sürdürülebilirliği Ekonomik ve Sosyal Boyutlarıyla Birlikte Ele Almalıyız”
Kaynakların giderek daha kritik hale geldiği bir dünyada, sürdürülebilirliğin yalnızca çevresel değil, ekonomik ve sosyal boyutlarıyla birlikte ele alınması gerektiğini belirten Anadolu Efes Grup Kurumsal İletişim ve İlişkiler Direktörü Selda Susal Saatçi, “Hasat sonrasında tarlada kalan arpa saplarına bir atık olarak değil, yeniden değer yaratabilecek bir kaynak olarak baktık. UNDP Türkiye ortaklığında, kadın kooperatiflerinin üretim bilgisini tasarım ve sanatla buluşturarak tarımsal bir yan ürünü hem ekonomik hem sosyal değer üreten yeni bir döngünün parçası haline getirdik” dedi.
Saatçi, bu modelin FIT aracılığıyla New York’a taşınmasının ise projenin taşıdığı potansiyeli gösterdiğini belirterek, şunları ifade etti: “Adıyaman’da başlayan bir üretim bilgisinin dünyanın önde gelen tasarım okullarından birinde akademik ve yaratıcı topluluklarla buluşması; yerelden doğan bir çözümün yeni fikirlerle gelişebileceğini ve farklı coğrafyalara ilham verebileceğini ortaya koyuyor. Biz de toprağın bize sunduğu hiçbir şeyin hikayesinin yarım kalmaması için bu değeri büyütmeye devam edeceğiz.”
“Bu Model, Döngüsel Ekonomi Yaklaşımıyla Sosyal Faydayı Bir Araya Getiriyor”
Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Ekonomik Büyüme ve Rekabetçilik Portföy Yöneticisi Ceyda Alpay ise İkinci Hasat’ın kapsayıcı kalkınma açısından kadınları merkeze alan çok değerli bir model sunduğunu dile getirdi.
“Proje yalnızca tarımsal yan ürünlerin yeniden değerlendirilmesini değil, aynı zamanda kadınların üretim süreçlerinde güçlenmesini ve yerel ekonominin desteklenmesini hedefliyor” diye konuşan Alpay, şunları söyledi: “İkinci Hasat, UNDP Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma yaklaşımının çok somut bir örneği. Çünkü bu proje aynı anda üç şeyi başarıyor: Döngüsel ekonomi yaratıyor, kadınların ekonomik güçlenmesini destekliyor ve deprem bölgesinde yerel kalkınmaya katkı sağlıyor. Döngüsel ekonomi yaklaşımıyla sosyal faydayı bir araya getiren bu modelin farklı bölgeler için de ilham verici bir örnek oluşturacağına inanıyoruz.”
“Kadının Emeğini Görünür Kılan Bir Dönüşüm Hikayesi”
Serginin eş küratörlüğünü üstlenen MILKist Sosyal Tasarım Merkezi Kurucu Direktörü Birnur Temel Birtane ise “İkinci Hasat bizim için yalnızca bir döngüsel ekonomi modeli değil; toprağın bilgisini, kadının emeğini ve yerel üretim kültürünü görünür kılan bir dönüşüm hikayesi. Bu projede bölgedeki kadınlar yalnızca üretici değil; bilgiyi taşıyan, zanaatlarını geleceğe aktaran paydaşlar haline geliyor. Bugün bu bilginin New York’ta uluslararası bir akademik ve yaratıcı toplulukla buluşması, yerel üretim kültürünün ne kadar güçlü bir ilham kaynağı olduğunu gösteriyor” dedi.







