Kasım 2026’da Türkiye’de düzenlenecek olan COP31 “UYGULAMA COP’u”dur ve seneye Etiyopya’da yapılacak 32. COP’a kadar Türkiye’de ele alınacak ana temaları kapsayan uygulamaların hayata geçirilmesi beklenecektir. Türkiye ve Avustralya tüm bu beklenen somut adımların atılmasını teşvik edecektir.
Prof. Dr. E. Didem EVCİ KİRAZ, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı AD. Öğretim Üyesi, Disiplinlerarası Çevre Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı
İklim ve Sağlık Gündemi 10. Tema Oldu
Evet, başardık. Mutluyum. İklim ve sağlık ilişkisini çalışıp, iklim zirvesinde bu konunun asli konu olmamasının sıkıntısını bundan böyle yaşamayacağım. İklim ve sağlık, 31. İklim Tarafları Konferansı’nın ana gündemi oldu. Aynı zamanda, önemli bir sorumluluk üstlendiğimiz de büyük bir gerçek. İlerleyen süreçlerde de iklim ve sağlık ana gündemden asla düşmemeli.
1996 yılından bu yana içinde olduğum iklim ve sağlık çabalarımızda sürekli belirttiğim bir noktayı en başta paylaşmak isterim:
-İklim değişikliğinde sağlık, sosyal sektörün bir parçası değildir.
-Sağlık, iklim değişikliğinden etkilenen diğer sektörleri yatay kesen bir alt konu başlığı değildir.
–Sağlık iklim müzakerelerinin asıl nedenidir.
Müzakerelerin birinci gününde iklim değişikliği ve sağlık etkileri ele alınmalı, kalan günler bu etkilerin ortadan kaldırılması için diğer sektörlerin yapması gerekenler üzerine tartışmalarla sürmeli ve sonuç bildirgesi tek sağlığı koruyan, güçlendiren ve geliştiren iklim değişikliği azaltım ve uyum yönergelerinden oluşmalıdır.
İklim ve Sağlık Yolculuğu
Aslında uzun bir yolculuk sonucu bugüne gelindi.
1979- “Birinci Dünya İklim Konferansı”: İklimin insan eliyle değişimi ve insanı değiştirmesiyle ilgili vurgular yapar. İnsanda beklenen temel değişim sağlık ve çalışma kapasitesi ile ilgilidir.
1990’lar-Ortaya çıkan aşırı hava olayları yaklaşık 600 bin ölümle sonuçlanır. “İklim değişikliği ve sağlık ilişkisi” IPCC ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) değerlendirmelerinde “gelişmesi muhtemel, üzerinde durulması gereken bir alan” olarak ele alınmaya başlar.
Yine aynı yıllar–IPCC’nin birinci değerlendirme raporunda iklim değişikliğinin insan sağlığına etkisinin ele alındığı bölümde, “İnsanın iklim koşullarına uyum kapasitesi çok yüksektir, ancak binlerce yılda oluşmuştur” cümlesi yer alır. Bu cümle iklim değişikliğine uyumun ne kadar uzun soluklu bir iş olduğunu vurgulamakla birlikte iklim değişikliğinin sağlık etkilerinin ele alınmasının zorluğuna dair bir kanı da yaratmış olabilir.
2000’li yıllara giriş: Bilimsel çalışmalarda iklimin sağlık etkilerine değinildiği görülür.
DSÖ 2002 tarihli Dünya Sağlık Raporu’nu risklerin azaltıldığı sağlıklı yaşamın teşvik edildiği bir dünya için yayımlamıştır. Raporda iklim değişikliği, sağlığı etkileyen çevresel risk olarak tanımlanmıştır. İklim değişikliği için kullanılan ileri modellemelerin sağlık etkilerini de ele alması önerilmiştir. IPCC 2007’de “İklim değişikliğinin bazı geri dönüşü olmayan etkilere yol açması muhtemeldir” uyarısı yaparken, DSÖ 2008’de, 60. yıl Dünya Sağlık Günü temasını “Sağlığımızı İklim Değişikliğine Karşı Koruyalım” olarak belirleyip, Dünya Sağlık Asamblesi’nde sağlık sektörünün iklim değişikliğindeki yerini belirleyen kararını yayımlamıştır.
2010: DSÖ, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ile birlikte, 2010 yılında, ilk küresel iklim ve sağlık projesini başlatır. Barbados, Butan, Çin, Fiji, Kenya, Ürdün ve Özbekistan’da sağlık bakanlıkları ve diğer ilgili kurum ve kuruluşlarla birlikte ve temel amacı; “Saha uygulayıcıları da dahil olmak üzere ulusal sağlık sistemi kurumlarının iklime duyarlı sağlık risklerine yanıt verme kapasitesinin artırılması” olarak açıklanır. Bu proje; erken uyarı sistemleri, ulusal tarafların rollerinin belirlenmesi, sağlık risklerini azaltıcı örnek müdahaleler, belgeler ve elde edilen deneyimlerin paylaşımı gibi faaliyetleri kapsamıştır. Her bir ülke, taşıdığı özelliklere göre, farklı konulara odaklanmıştır. Örneğin, Çin kentlerde aşırı sıcaklarda erken uyarı ve cevap sistemini güçlendirme; Ürdün su kıtlığı ile mücadele amacıyla güvenli atık su geridönüşümünü kullanırken ishalli hastalıkların kontrolü; yüksek bölgelerde bulunan Butan ve Kenya ve küçük adalar olan Barbados ve Fiji vektör kaynaklı hastalıklar riskinde yaşanan değişimler konularında çalışmalar yapmıştır.
2011: Durban, Güney Afrika Taraflar Konferansı (COP17), Amazon ormanlarının kaybı sonucunda dünyada oksijen azalması olacağını ve bunun sonucunda kitlesel ölümlerin görüleceğini belirtir. “Birinci Küresel İklim ve Sağlık Zirvesi” de aynı toplantı sırasında gerçekleşmiştir. Zirvenin en önemli çıktısı, Küresel İklim ve Sağlık İttifakı’nın (Global Climate and Health Alliance) kuruluşudur. Sağlık sektöründe iklim değişikliğine yönelik uygulamalar için işbirliği, destek temelini oluşturması ümidiyle kurulmuştur.
2015: Paris Anlaşması’yla ön plana çıkar. Paris Anlaşması’nın hayatta kalabilmesi için tüm taraflar ve sektörler hareketlenmiştir. Lancet, iklim değişikliği ile savaşımda 21. yüzyılı bir fırsat olarak görmüş ve bu hareketliliğe cevaben 2016 yılında Lancet Geri Sayımı’nı başlatmıştır. Lancet Geri Sayımı, iklim değişikliği çalışmalarında sağlık sektörünün sesini duyurmak, iklim değişikliği ve sağlık ilişkisini izlemek ve anlamak açısından bir boşluğu doldurmaktadır.
2017: Bonn/Almanya’da, COP23’e paralel “Paris Anlaşması’nın Uygulanması için Sağlık Hareketi” gerçekleşir. Sağlık hareketi ülke çalışmaları ile şekillenmeye devam etmiştir. “En az Gelişmiş Ülkelerde, Su, Sanitasyon ve Hijyen (WASH) Düzenlemeleri Yaparak Sağlığın İklim Değişikliğine Uyumunu Sağlamak” projesi, Pasifik’te yer alan En az Gelişmiş Ülkelerde Sağlık Sistemlerinin İyileştirilmesi, Afrika’da İklim Uygulamaları Küresel Çerçevesi Uyum Programı, Sağlık Sektörünün İklim Değişikliğine Uyumu: Sahraaltı Afrika Ülkelerinde Katılım, Kanıt ve Eylem, Norveç-“Sürdürülebilir Sağlık Sistemi Yaratmak: İklimin Etkileri Karşısında Çabuk Toparlanmaya Odaklanmak” örnek olarak verilebilir.
Ve en önemli dönüm noktasına gelelim: COP24, 2018, Katowice. DSÖ tarafından “COP 24 Özel Rapor: Sağlık ve İklim Değişikliği” başlığını taşıyan raporun yayımlandığı tarih. Bu rapor, gelinen noktada katı gerçekleri ortaya koymuştur. Küresel başarısızlıkların yanı sıra hâlâ yapılabilirliği olan bazı noktalara önem verilmediğini vurgulamaktadır.
COP28, 2023: COP’ta ilk Sağlık Günü‘nü kutlanır ve küresel liderler Sağlık ve İklim Değişikliği Bildirgesi’ni onaylayarak iklim değişikliğinin ciddi sağlık etkileri konusunda alarm verirler. COP28, Sağlık COP’u kabul edilir.
COP31’de 10. temanın “Sağlık” olması demek, “Sağlık” müzakere masalarında yer alacak demektir.
Küresel İklim Politikalarında Dünya Devletlerinden Beklenen Daha Somut Adımlar
Kasım 2026’da Türkiye’de düzenlenecek olan COP31 “UYGULAMA COP’u”dur ve seneye Etiyopya’da yapılacak 32. COP’a kadar Türkiye’de ele alınacak ana temaları kapsayan uygulamaların hayata geçirilmesi beklenecektir. Türkiye ve Avustralya tüm bu beklenen somut adımların atılmasını teşvik edecektir.
İklime dayanıklı, düşük karbonlu ve hakkaniyet odaklı sağlık sistemlerini geleceğe hazırlamak: Dinamik ve Dayanıklı Sağlık Sistemleri olarak belirtilen 10. tema sayesinde
Dünya ülkeleri;
Bir, iklim şokları altında hizmet sürekliliği için iklime dayanıklı, düşük karbonlu sağlık altyapısı kurmaya başlayacaklardır.
İki, ulusal sağlık planlama ve yönetişimine iklim risk değerlendirmesi ve iklim sinyallerine odaklı sürveyans sistemlerini eklemeyi tartışacaklardır.
COP31’in sağlık perspektifiyle öne çıkması; ülkeleri daha somut uygulamalara yönlendirebilir. Örneğin:
- İklime duyarlı hastalık listelerinin oluşturulması,
- İklime dayanıklı sağlık hizmeti sunan hizmet yapıları,
- Son alıcısı birey olan, bireye özgü mesajlarla donatılmış iklim sinyallerine özel halk sağlığı erken uyarı sistemleri,
- Çoklu tehlikelere odaklı, yapay zeka destekli sürekliliği olan şehre özel sektörel risk tahminleme sistemleri,
- Sağlık çalışanlarının iklim konusunda eğitimi, diğer sektörlerle ortak sağlık dilinin oluşturulması, iklim ve sağlık okuryazarlığının arttırılması gibi alanlarda ilerleme sağlanabilir.
Özellikle etkilenebilirliği yüksek olan duyarlı ve uyum kapasitesi düşük grupları koruyan hakkaniyet odaklı sağlık politikaları çok önemli olacak. Çünkü iklim krizinden herkes eşit etkilenmiyor. Ama dünya ülkeleri birlikte çalışmazlarsa hiçbir şey üretemezler. Para da yoksa bunların tümü hayaldir. Ortak iklim parası önemlidir. Örneğin 2022’de İklim ve Sağlık Dönüşümlü Eylem İttifakı kısa adıyla ATTACH hareketi başlamış ve iklim-sağlık ilişkisinde uluslararası ortaklıklar artmıştır. Bu sayede DSÖ, düşük ve orta gelirli ülkelerin iklime dayanıklı ve sürdürülebilir düşük karbonlu sağlık sistemleri inşa etmek için gerekli kaynaklara erişimini sağlamak için Yeşil İklim Fonu’nu ile bağını güçlendirmiştir.
Sağlık çalışanlarının iklim konusunda eğitimi, diğer sektörlerle ortak sağlık dilinin oluşturulması, iklim ve sağlık okuryazarlığının artırılması. 10. tema altında yer alan alt başlıklardan biri “eğitim” vurgusudur. Bu vurgu 10. temanın ilk alt başlığı olmayı hak ediyor. İklim ve sağlık eğitimi almış ve eğitim alıp istihdamda yer bulan sağlık çalışanları sayesinde iklime duyarlı ve dirençli sağlık hizmetleri yürütülebilir.
Türkiye Ulusal İklim Değişikliğine Uyum Stratejisi ve Eylem Planı’nda, iklim değişikliğinde halk sağlığı uyumuna yönelik “Stratejik Hedef 2: Ulusal ve yerel düzeyde tüm kurum ve kuruluşlarda iklim değişikliği ve sağlık bakış açısına yönelik kapasite, işbirliği ve farkındalığın güçlendirilmesi” olarak belirlenmiştir.
Alt hedeflerde ise
SAG8. İklim ve sağlık okuryazarlığı çalışmalarının başlatılması, geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması, sağlık sektöründe görev alan insan gücünün eğitilmesi,
SAG9. Çevre, şehir, iklim ve sağlıkla ilişkili eğitim müfredatlarının ve uygulama kılavuzlarının iklim değişikliği ve sağlık bakış açısı ile yeniden düzenlenmesi, yer almıştır.
Hedefe ulaşmada yardımcı olan gelişmeler “Milli Eğitim Bakanlığı İklim Değişikliği Eylem Planı” hazırlanması amacı ile, Milli Eğitim Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatı birimlerinden, akademisyenlerden ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığından ilgili uzmanların katılımı ile, 15-18 Mart 2022 tarihlerinde, “Milli Eğitim Bakanlığı İklim Değişikliği Eylem Planı Çalıştayı”nın ve Eylem Planı’nın 2026-2030 yılları için güncellenmesi amacıyla 27-28 Kasım 2025 tarihlerinde ikinci çalıştayın düzenlenmesi ve eylem planlarının yayımlanmasıdır.
Sağlık Bakanlığı 2010 yılında iklim değişikliği ve sağlık çalışmalarını başlatmış ve ilk strateji dokümanını 2015 yılında yayımlamıştır. Sağlık Bakanlığı “İklim Değişikliğinin Sağlık Üzerindeki Olumsuz Etkilerinin Azaltılması için Sağlık Bakanlığı’nın Kapasitesinin Güçlendirilmesi Projesi” ile sağlık profesyonellerinin eğitimi, özellikle sağlık etki değerlendirmesi eğitimi yoluyla kapasite geliştirme ve kanıta dayalı politika oluşturulmasının sağlanması; iklim değişikliğinin sağlık üzerindeki etkileri hakkında, özellikle zihinsel sağlık ve iş sağlığı odaklı kamu farkındalığının artırılması konularına eğilmektedir.
Son ve en güncel gelişme; 03.12.2025 tarihli Sağlık Bakanlığı oluru ile iklim değişikliği ve sağlık ilişkisinin bütüncül bir yaklaşımla ele alınabilmesi amacıyla, disiplinler arası “İklim Değişikliği ve Sağlık Bilimsel Danışma Kurulu” kurulmuştur. Kurul ilk toplantısını 8 Mayıs 2026 tarihinde Sağlık Bakanlığı Bilkent Yerleşkesi’nde gerçekleştirmiştir. Üyesi olmaktan büyük onur duyduğum “İklim Değişikliği ve Sağlık Bilimsel Danışma Kurulu” uluslararası, ulusal ve yerel düzeyde, her disiplin ve sektörün sağlığı iklim değişikliğinin merkezine koyabilmesi için üzerine düşen tüm görevleri yapma kapasitesine sahiptir. Geleceğin dirençli ve hakkaniyet odaklı sağlık hizmetlerini geliştirmek için eğitimle başlayan faaliyetler uluslararası ve ulusal strateji ve eylem planları doğrultusunda gelişerek ilerleyecektir. COP31 bu nedenle çok önemlidir. COP32 de iki yıllık iklim ve sağlık karnesinin değerlendirileceği bir etkinlik olacaktır.
Çok çalışmalıyız. Gelin birlikte çalışalım.








