ETS’ye geçişin, Türkiye’nin Avrupa Yeşil Mutabakatı’na ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’na hazırlık sürecinde önem taşıdığını belirten İKV Başkanı Dr. Ayhan Zeytinoğlu, yönetmeliğin yürürlüğe girmesiyle birlikte sürecin hız kazanacağını söyledi. Zeytinoğlu, yönetmelik metnine bakıldığında ulusal ETS’nin AB ETS’si ile uyum gözetilerek tasarlanmış durumda olduğu yorumunu yaptı.
Türkiye’nin Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) Yönetmeliği’nin yayımlanması üzerine değerlendirmede bulanan İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV) Başkanı Dr. Ayhan Zeytinoğlu, söz konusu hazırlıkların bundan 15 yıl öncesine dayandığını anımsattı. W
“Türkiye için Yeni Bir Dönemin Başlangıcı”
AB ETS’sinin 2005’ten itibaren yürürlükte olduğunu belirten Zeytinoğlu, atılan adımın önemini vurguladı: “Ulusal ETS’nin yürürlüğe girmesi ülkemiz için yeni bir dönemin başlangıcını teşkil edecek. 2 Temmuz 2025’te kabul edilen İklim Kanunu çerçevesinde hazırlanan yönetmelik, seragazı emisyonlarının izlenmesi, raporlanması ve doğrulanması ile karbon piyasasının oluşturulmasına ilişkin belirleyici çerçeveyi düzenliyor. ETS’ye geçiş, Türkiye’nin Avrupa Yeşil Mutabakatı’na ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’na hazırlık sürecinde önem taşıyordu. Yönetmeliğin yürürlüğe girmesiyle süreç hız kazanacak” dedi.
Sistem kapsamında işletmelere belirli miktarda seragazı emisyon hakkı sağlayan tahsisatlar verileceğini söyleyen Zeytinoğlu, “İlk etapta ücretsiz olarak dağıtılacak bu tahsisatlar kapsamında işletmeler, zaman içerisinde doğrulanmış emisyonlarına karşılık gelen miktarda tahsisatı teslim etmek zorunda olacak. Birden fazla tesiste faaliyet gösteren veya gösterecek olan işletmelerin her tesis için ayrı seragazı emisyon izni alması gerekecek. İşletmelerin kendi alt tesislerine ilişkin verileri raporlaması, tahsisatların ise bu veriler üzerinden hesaplama yapılarak dağıtılması öngörülüyor. Tahsisatlar hem ücretsiz olarak dağıtılabilecek hem de birincil ve ikincil piyasalarda alınıp satılabilecek” dedi.
Kapsama giren işletmelerin aldıkları seragazı emisyon izninin beş yıl süreyle geçerli olacağını aktaran Zeytinoğlu, şu bilgileri verdi: “İşletmelerin, izin geçerlilik süresinin sona ereceği tarihten en az altı ay önce yenileme başvurusunda bulunmaları ve beş yıllık sürenin dolmasından önce yeni bir seragazı emisyon izni almaları gerekecek. Ulusal ETS kapsamında sanayicilerimizin seragazı emisyon izni alması, bu süreçleri yönetecek personel istihdam etmesi, seragazı emisyonlarını izlemesi ve raporlaması, topladığı verileri ise akredite doğrulayıcı kuruluşlara ileterek doğrulatması gerekecek.”
ETS’nin uygulanmasının pilot uygulama dönemi ile başlayacağını dile getiren Zeytinoğlu, pilot uygulama döneminin kapsamı, süresi ve uygulamaya ilişkin usul ve esasların Karbon Piyasası Kurulunca belirleneceğini aktardı.
“Sistem, AB ETS’si ile Bütünleşmiş Biçimde Tasarlanmış”
“Sistemin, en büyük ticaret ortağımız olan AB’nin Emisyon Ticaret Sistemi (AB ETS) ile bütünleşmiş biçimde tasarlandığını görüyoruz” diyen Zeytinoğlu, “AB, kendi ETS’si aracılığıyla üçüncü ülkelerden gelen malların neden olduğu emisyonlar bakımından da karbon maliyetini dikkate alan bir mekanizma uyguluyor. Bu kapsamda, ulusal ETS çerçevesinde işletmelerimizin AB’de ticaret ilişkisine girdikleri firmalardan yansıyan ek mali yükümlülüklerden kurtulması mümkün olabilecek, yani Türkiye ETS’sinin AB ETS’si ile entegre edilmesi durumunda işletmelerimiz çifte maliyet riski ile karşılaşmayacak. Ancak bunun için ulusal ETS’mizin AB ETS’si ile uyumlu olduğunun AB nezdinde kabul görmesi gerekli” diye konuştu.
Bir ETS’nin AB ETS’si ile uyumlu ve bağlantılı şekilde çalışabilmesi için karşılıklı olarak imzalanan bir anlaşmanın yanı sıra bazı gereklilikler bulunduğundan söz eden Zeytinoğlu, “Yanı sıra, yükümlülüklerin yerine getirilmemesi durumunda uygulanacak yaptırımların benzer ve orantılı olması ve piyasa işleyişine ilişkin standartların da birbirine yakın olması gerekiyor” dedi.
Yönetmelik metnine bakıldığında ulusal ETS’nin de AB ETS’si ile uyum gözetilerek tasarlanmış durumda olduğunun altını çizen Zeytinoğlu, şunları ifade etti: “Üst sınır mekanizmasının getirilmesi, AB ETS’sinde olduğu gibi Türkiye’de de ücretsiz tahsisatların kıyaslama yöntemiyle dağıtılacak olması, ücretli tahsisatların birincil piyasa ihaleleri ve ikincil piyasa ticareti yoluyla satılacak olması, izleme, raporlama ve doğrulama sisteminin AB ETS’si ile benzerlik göstermesi, AB’deki istikrar mekanizmasına (Market Stability Reserve) benzer bir Piyasa İstikrar Mekanizması’nın getirilmesi ve Türkiye ETS’sinin diğer emisyon ticaret sistemleriyle bağlantı kurulabilir durumda olduğunun açıkça belirtilmesi gibi unsurlar, sistemin AB ETS’si ile uyum gözetilerek kurgulandığını gösteriyor.”
“Türkiye’nin Küresel Karbon Piyasalarına Entegrasyonu Güçlenebilir”
Zeytinoğlu, AB’nin ETS alanında öncü rol oynadığı düşünüldüğünde, ulusal ETS’mizin AB ile uyumlu kurgulanmasının, AB dışında diğer ülkelerin ETS’leri ile de bağlantı kurulması potansiyeline güç kattığı yorumunu yaptı: “Bu durum, Türkiye’nin küresel karbon piyasalarına entegrasyonunu güçlendirebilecek ve ulusal ETS’nin uluslararası ölçekte işlevselliğini artırabilecek bir gelişme olacaktır.”
Ulusal ETS’nin yürürlüğe girmesinin önemini değerlendiren Zeytinoğlu, kritik noktalara işaret ederek, “Seragazı emisyonlarımızın azaltılması ve İkinci Ulusal Katkı Beyanı (3.0) çerçevesinde koyulan seragazı emisyonlarının 2035 yılına kadar referans senaryoya kıyasla 466 Mt CO₂ eşdeğeri azaltılarak toplam emisyonların 2035 yılı itibarıyla 643 Mt CO₂ eşdeğeri seviyesinde sınırlandırılması ve aynı zamanda 2053 net sıfır vizyonunun gerçekleştirilmesi açısından kritik öneme sahip bir adım olarak öne çıkıyor. Aynı zamanda bu adım, işletmelerimizin AB piyasasındaki ortaklar nezdinde rekabetçiliğini güçlendirebilecek öneme sahip” dedi.
Zeytinoğlu, bu gelişmenin, 9-20 Kasım 2026 tarihleri arasında Türkiye’nin ev sahipliğini ve Dönem Başkanlığını üstleneceği COP31 öncesi gerçekleşmiş olmasının iklim diplomasisinde görünürlüğünü ve etkinliğini pekiştiren güven artırıcı bir adım olduğunu ifade etti.







