#ekoIQ | Sürdürülebilirlik Hakkında Her Şey
Pusula

Görülen Pusula Denizanası Bildirimlerinde Son İki Yılda Yüzde 70 Artış!

Güncel verilere göre, Türkiye denizlerinde görülen pusula denizanası bildirimleri son iki yılda yaklaşık %70 arttı ve en fazla bildirim Çanakkale, İstanbul ve Tekirdağ’dan geldi. İklim değişikliğiyle deniz suyu sıcaklıklarının yükselmeye devam ettiğini belirten bilim insanları, gelecekte insan sağlığını etkileyebilecek deniz canlılarıyla karşılaşma olasılığının artabileceğinin altını çizerek, ulusal izleme programlarının önemine dikkat çekti.

TÜDAV tarafından hayata geçirilen ve vatandaşların, rastladıkları denizanalarını fotoğraflayarak katkı sundukları “Ya Yakarsa?” programı verilerine göre, pusula denizanasına ilişkin son iki yıl içinde en fazla bildirim Çanakkale, İstanbul ve Tekirdağ’dan geldi.

Sisteme ulaşan vatandaş bildirimlerinin %31’i Çanakkale’den, %24,1’i İstanbul’dan, %17,2’si Tekirdağ’dan, %13,8’i Balıkesir’den girildi. Marmara Denizi genelinden yapılan bildirimlerin oranı %6,9, Kocaeli ve Muğla’dan yapılanlar aynı oranda, %3,4 oldu. Bildirimlerin %69’u kıyı sularından, %20,7’si sahile vurmuş bireylerden, %6,9’u açık denizden, %3,4’ü ise diğer alanlardan yapıldı.

Elde edilen verilere göre, Türkiye denizlerinde görülen pusula denizanası bildirimleri son iki yılda yaklaşık %70 arttı.

“Kuzey Ege ve Marmara Denizi’nde Daha Sık Görülmeye Başlandı”

AA’nın haberine göre, TÜDAV araştırmacısı ve İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsü Araştırma Görevlisi Dr. İlayda Destan Öztürk, pusula denizanasının özellikle son iki yıldır Kuzey Ege ve Marmara Denizi’nde daha sık görülmeye başladığını ifade etti.

Denizanalarının yaklaşık 600 milyon yıldır deniz ekosisteminin bir parçası olduğunu vurgulayan Öztürk, “Pusula denizanası, insan sağlığını tehdit edebilen denizanası türlerinden biri. Ancak bu, onun ekosistem açısından zararlı olduğu anlamına gelmiyor. Denizlerdeki her canlının bir görevi ve ekosistemde bir işlevi var. Türler arasındaki besin ağı ilişkilerinin korunması, ekosistemlerin çevresel değişimlere karşı daha dirençli olmasını sağlıyor. Denizanaları da milyonlarca yıldır bu besin ağının doğal ve önemli bileşenlerinden biri. Bizim amacımız onları korkulacak canlılar olarak göstermek değil, ekosistemdeki rollerini anlamak ve değişimlerini bilimsel olarak izlemek” dedi.

Çevresel Faktörler Etkili

Pusula denizanasının Türkiye sularına yeni gelen bir tür olmadığını, uzun yıllardır Akdeniz ve Ege Denizi’nde ve 2000’li yıllardan itibaren de Marmara Denizi’nde görülmekte olduğunu belirten Öztürk, son iki yılda özellikle Kuzey Ege ve Marmara Denizi’nde dikkat çeken bir artış olduğu bilgisini verdi.

Özellikle ilkbahar ve yaz aylarında pusula denizanası sayısının arttığını aktaran Öztürk, sıcak geçen kışlar, deniz suyu sıcaklığındaki yükseliş, besin tuzu zenginleşmesi ve akıntılar gibi çevresel faktörlerin bu artışta etkili olabileceğini anlattı.

“Vatandaş Bilimi Büyük Önem Taşıyor”

Öztürk, denizanaları gibi geniş alanlara yayılan ve mevsimsel değişkenlik gösteren canlıların izlenmesinde vatandaş biliminin büyük önem taşıdığını, bilim insanlarının tüm kıyıları aynı anda izlemesinin mümkün olmadığını ifade etti.

TÜDAV bünyesinde yürütülen Ya Yakarsa Ulusal Denizanası İzleme Programı’na gönderilen fotoğrafların uzmanlar tarafından incelendiğine değinen Öztürk, “Vatandaşlardan gelen doğrulanabilir kayıtlar türlerin dağılımını, mevsimsel değişimlerini ve olası yoğunlaşmaları anlamamız açısından büyük değer taşıyor. Bugün bize sıradan görünen bir fotoğraf, birkaç yıl sonra denizlerimizdeki değişimi ortaya koyacak en önemli bilimsel kayıtlardan biri olabilir” diye konuştu.

İklim değişikliğiyle deniz suyu sıcaklıklarının yükselmeye devam ettiğini vurgulayan Öztürk, gelecekte insan sağlığını etkileyebilecek deniz canlılarıyla karşılaşma olasılığının artabileceği, bu nedenle ulusal izleme programlarının hem bilimsel çalışmalar hem de kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi açısından büyük önem taşıdığı değerlendirmesinde bulundu.

Alerjik Bünyelerde Ciddi Reaksiyonlara Yol Açabilir

Pusula denizanasının temas halinde ciltte ağrı, kızarıklık ve yanma hissine neden olabildiğini anlatan Öztürk, temasın özellikle alerjik bünyelerde daha ciddi reaksiyonlara yol açabileceğini söyledi.

Vatandaşların denizanalarına çıplak elle dokunmaması gerektiğinin altını çizen Öztürk, sözlerini şöyle sürdürdü: “Temas halinde bölge tatlı suyla değil, deniz suyuyla temizlenmeli. Çıplak elle müdahale edilmesi ya da ovalanması, henüz açılmamış yakıcı kapsüllerin açılmasına ve etkinin artmasına neden olabilir. Gerekirse tentakül kalıntıları bir kredi kartı ya da bıçağın sırt kısmı yardımıyla dikkatlice uzaklaştırılabilir. Alerjik kişilerde temas daha ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği için vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması önem taşıyor. Ancak bu durum, denizanası görülen her bölgede denize girilemeyeceği anlamına gelmiyor. Yoğunluğun yüksek alanlarda temastan kaçınmak ve yetkililerin uyarılarını dikkate almak gerekiyor.”