29 Ağustos tarihli “Uluslararası Nükleer Testlere Karşı Gün” ile nükleer silah testlerinin korkutucu sonuçlarına dikkat çekmek amaçlanıyor. Ancak tüm çabalara rağmen belirli nükleer kapasiteye sahip ülkelerin onay vermemesi nedeniyle bu testleri sona erdirecek uluslararası antlaşma hâlâ yürürlüğe girebilmiş değil.
Günümüzden 80 yıl önce, 16 Temmuz tarihinde, gezegenimiz ilk nükleer silah testine tanıklık etti. O günden bu zamana kadar da 2000’den fazla test gerçekleştirildi. 2009 yılında ise Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu 29 Ağustos tarihini “Uluslararası Nükleer Testlere Karşı Gün” olarak kabul etti.
Nükleer testlerin ilk yıllarında, insan hayatı üzerindeki yıkıcı etkileri bir yana atmosferde yapılan denemelerin yol açtığı nükleer serpinti tehlikelerine dahi yeterince önem verilmemişti. Ancak geriye dönüp bakıldığında özellikle kontrollü koşulların bozulduğu durumlarda ve günümüzde var olan çok daha güçlü ve yıkıcı nükleer silahların tehdidi altında, nükleer silah denemelerinin korkutucu ve trajik sonuçları ortaya çıkmaya başladı.
Uluslararası Nükleer Testlere Karşı Gün’ün önceliği nükleer silah denemelerinin ya da diğer nükleer patlamaların etkileri hakkında farkındalık yaratmak. Yanı sıra bu konu üzerine eğitimin artırılmasını, bu tür testlerin sona erdirilmesini, nükleer silahlardan arındırılmış bir dünya hedefine ulaşmanın yollarından biri olarak teşvik etmek. Gün kapsamında ayrıca, nükleer savaş ya da nükleer terör tehdidini önlemede en etkili yolun, “nükleer silahların tamamen ortadan kaldırılması” olduğuna yönelik söylem de güçlü bir şekilde dile getiriliyor.
Kamuoyu Baskısı Artıyor
2010 yılı, Nükleer Denemelere Karşı Uluslararası Gün’ün ilk kez anıldığı yıl olurken, o tarihten bu yana her yıl bu gün, dünya genelinde sempozyumlar, konferanslar, medya yayınları ve diğer girişimler gibi çeşitli etkinlikler düzenleniyor. Günün ilan edilmesinden bu yana, ikili ve çok taraflı hükümet düzeyinde pek çok gelişme ile sivil toplumda yükselen geniş çaplı hareketler, nükleer denemelerin yasaklanması davasını ilerletmeye katkıda bulundu.
Yanı sıra “nükleer silahsızlanmanın ve nükleer silahların tamamen ortadan kaldırılmasının, nükleer silahların kullanılmasına ya da kullanılma tehdidine karşı mutlak bir güvence olduğuna inanılarak”, BM Genel Kurulu tarafından 26 Eylül tarihi de “Uluslararası Nükleer Silahların Tamamen Ortadan Kaldırılması Günü” olarak ilan edildi.
Nükleer denemelerin tüm biçimlerine son vermeyi amaçlayan uluslararası belge ise 1996 tarihli Kapsamlı Nükleer Deneme Yasağı Antlaşması (Comprehensive Nuclear Test Ban Treaty-CTBT). Bugüne kadar 187 ülke antlaşmayı imzalamış, 178’i ise onaylamış durumda olmasına rağmen antlaşmanın yürürlüğe girebilmesi için, belirli nükleer kapasiteye sahip ülkeler tarafından da onaylanması gerekiyor.
Uluslararası Toplumun Endişesi Devam Ediyor
Bu bağlamda, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, CTBT’nin yürürlüğe girmesi için onayı gereken ve henüz antlaşmayı imzalamamış olan tüm devletlere, mümkün olan en kısa sürede antlaşmayı imzalama ve onay süreçlerini hızlandırma çağrısında bulunmaya devam ediyor.
Uluslararası toplumun genel görüşü ise nükleer silah denemelerinin hayati riskler taşıdığı yönünde. Ayrıca gizli nükleer denemelerin yapılabileceği ya da deneme yapılmadan silahların güvenilirliğinin sağlanamayacağı endişesi de sürüyor. Bununla birlikte yıllar içinde bilim ve teknolojideki gelişmeler, izleme ve doğrulama mekanizmalarının kapasitesini büyük ölçüde artırdı ve nükleer silahların yayılmasını tespit etmek daha da kolaylaştı.
Öte yandan CTBT’nin yürürlüğe girmesi şu an duraksamış olsa da “Uluslararası Nükleer Testlere Karşı Gün” kapsamında düzenlenen etkinlikler de dahil olmak üzere kamuoyu tarafından yürütülen güçlü savunuculuk kampanyaları, devletlerin antlaşmayı onaylamaları yönünde artan bir baskı oluşturuyor.








