#ekoIQ | Sürdürülebilirlik Hakkında Her Şey
Sürdürülebilir Kentleşme

Sürdürülebilir Kentleşme için Siyasi İrade, Finansman ve Bütüncül Yönetişim

Bugün 1 milyardan fazla insan gecekondu ve enformel yerleşimlerde yaşıyor. Üstelik sorun bununla da sınırlı değil… Dünyada yaklaşık 3 milyar insan yeterli ve güvenli konuta erişemiyor; birçok ülkede hanelerin yarısından çoğu gelirlerinin %30’undan fazlasını barınmaya harcıyor. Oysa sürdürülebilir kentleşme yalnızca kentleri büyütmekle değil, kırsal alanları yaşanabilir ve ekonomik açıdan güçlü hale getirmekle mümkün olabilir. Bunun için de ulaşım ve konut politikalarında yenilikçi yaklaşımlara ihtiyaç var.

Sibel BÜLAY, [email protected]

Birleşmiş Milletler’de (BM) 2026 Yüksek Düzeyli Siyasi Forumu (HLPF 2026) kapsamında bu yıl gözden geçirilen Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları (SKA) arasında, SKA-11 “Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar” da yer alıyor. SKA-11 Küresel Raporu 2026BM’de düzenlenen bir basın toplantısıyla tanıtıldı ve ardından gerçekleştirilen üst düzey panelde kapsamlı bir biçimde ele alındı.

BM-Habitat İcra Direktörü Anacláudia Rossbach’ın raporu tanıttığı basın toplantısının ardından düzenlenen panelde Rossbach, Lagos Metropolitan Alan Ulaşım Otoritesi (LAMATA) Genel Müdürü Abimbola Akinajo ve diğer uzmanlar, 10 yıl önce kabul edilen SKA-11 ile Yeni Kentsel Gündem’in bugüne kadarki sonuçlarını değerlendirdi. Ortaya çıkan ortak tablo açıktı: Dünya sürdürülebilir kentler konusunda önemli ilerleme kaydetti; ancak kentleşmenin hızı, iklim krizi ve derinleşen eşitsizlikler nedeniyle mevcut çabalar 2030 Hedefleri’ne ulaşmak için yeterli değil. Çözümler büyük ölçüde biliniyor; eksik olan bunları hayata geçirecek siyasi irade, finansman ve bütüncül yönetişim.

Anaclaudia Rossbach k
Anacláudia Rossbach
İlerleme Var ama Yetersiz

Rapora göre son beş yılda kentlerde önemli gelişmeler yaşandı. 126 ülkede toplu taşımaya kolay erişimi olan kent nüfusunun oranı %53,2’den %61,5’e yükseldi. Arazi tüketimi birçok ülkede nüfus artışıyla daha uyumlu hale gelirken, belediye atık toplama hizmetleri de önemli ölçüde iyileşti. Ulusal kentsel politika sayısı arttı, afet risk azaltma stratejileri yaygınlaştı ve kentlerin performansını izleyen veri sistemleri güçlendi.

Bununla birlikte panelde konuşanlar bu ilerlemenin tek başına yeterli olmadığını vurguladı. Rossbach’a göre, bugün daha fazla ulusal kentsel politika bulunmasına rağmen bu politikaları uygulayacak mali kaynaklar aynı hızda artmadı. Kentler ne yapmaları gerektiğini artık biliyor; sorun ise bunu gerçekleştirecek kapasiteye sahip olup olmadıkları.

Konut Krizi Artık Küresel Bir Kent Krizi

Raporun en güçlü mesajı konut üzerineydi. Bugün 1 milyardan fazla insan gecekondu ve enformel yerleşimlerde yaşıyor. Üstelik sorun bununla da sınırlı değil. Dünyada yaklaşık 3 milyar insan yeterli ve güvenli konuta erişemiyor; birçok ülkede hanelerin yarısından fazlası gelirlerinin %30’undan fazlasını barınmaya harcıyor (T24’te yer alan bir habere göre, Türkiye’de aile bütçesinin %39’u kiraya gidiyor).

Rossbach, konutun yalnızca bir barınma meselesi olmadığını özellikle vurguladı: “Güvenli bir ev olmadan çocuklar ödevlerini yapamaz, ev adresi olmadan insanlar işe başvuramaz, sağlık hizmetlerine düzenli erişemez ve ekonomik yaşamın parçası olamaz.” Bu nedenle konut, yalnızca SKA-11’in değil, eğitimden sağlığa, yoksulluğun azaltılmasından iklim direncine kadar birçok SKA’nın temelini oluşturuyor.

Panel boyunca sıkça yinelenen görüşlerden biri de çözümün yalnızca daha fazla konut inşa etmek olmadığıydı. Gecekondu mahallelerinin yerinden edilmesi yerine mevcut topluluklarla birlikte iyileştirilmesi, güvenli mülkiyet haklarının sağlanması, altyapının güçlendirilmesi ve mahallelerin toplu taşımayla bütünleştirilmesi gerektiği ifade edildi.

Abimbola Akinajo k
Abimbola Akinajo
Kentlerle Birlikte Kırsalı da Düşünmek

Lagos Metropolitan Alan Ulaşım Genel Müdürü Abimbola Akinajo ise hızlı kentleşmenin farklı bir boyutuna dikkat çekti. Her gün yaklaşık 2 ila 3 bin kişinin Lagos’a göç ettiğini belirten Akinajo, 2050 yılında kentin nüfusunun 50 milyona ulaşmasının beklendiğini söyledi. Kentte şimdiden 200’den fazla gecekondu bölgesi bulunduğunu hatırlatan Akinajo’ya göre, hiçbir kent bu hızdaki nüfus artışına tek başına yetişemez.

SKA-11 doğrultusunda kentlere odaklanmayı, politikalar geliştirmeyi ve bunları kararlılıkla uygulamayı sürdürürken, özellikle Afrika kentleri ve Afrika ülkeleri açısından kırsal alanlara da daha fazla dikkat etmemiz gerekiyor.

Kent nüfusundaki hızlı artışın temel nedenlerinden biri, kırsal bölgelerde altyapının yetersiz olması. Bu nedenle kırsal toplulukların gelişimine öncelik vermeli; insanları buralarda yaşamaya teşvik edecek su, elektrik, ulaşım bağlantıları, okullar ve istihdam olanakları gibi temel hizmetleri sağlamalıyız. Böylelikle insanların kentlere göç etme zorunluluğunu azaltabiliriz.

Bunun yanı sıra ulaşım bağlantılarını da güçlendirmemiz gerekiyor. Kırsalda yaşayan bir kişi, yaşadığı yeri terk etmek zorunda kalmadan kentte çalışabilmeli. Bunun için güvenilir ve etkin toplu ulaşım sistemlerine ihtiyaç var. Sürdürülebilir kentleşme yalnızca kentleri büyütmekle değil, kırsal alanları yaşanabilir ve ekonomik açıdan güçlü hale getirmekle mümkün olabilir. Bunun için ulaşım ve konut politikalarında yenilikçi yaklaşımlara ihtiyaç var.

Konut ile Ulaşım Ayrılmaz Bir Bütün

Panelin öne çıkan ortak mesajlarından biri de konut ile ulaşımın birbirinden ayrı düşünülemeyeceğiydi. Akinajo, “Bir ekonomiyi harekete geçiren şey ulaşımdır” derken, konutun da ulaşım olmadan işleyemeyeceğini vurguladı.

İnsanların konut sahibi olabilmeleri için işe ulaşabilmeleri gerekir; bunun yolu ise güçlü toplu taşıma sistemlerinden geçiyor.

Rossbach ise bugünün kentlerinin geçmişin hareket alışkanlıklarına göre planlandığını, geleceğin kentlerinin ise insanların gerçek hareket biçimlerini esas alması gerektiğini söyledi. Özellikle bugüne kadar görünmeyen grupların —örneğin yürüyerek ulaşım sağlayan milyonlarca insanın— veri sistemlerine dahil edilmesi gerektiğini belirtti.

Her iki konuşmacı da kentlerin kurumlar arasında bölünmüş bir anlayışla yönetilmeye devam ettiğini, oysa ulaşım, konut, fiziksel planlama ve altyapının birlikte tasarlanmasının zorunlu olduğunu dile getirdi. 15 dakikalık kent yaklaşımı da bu çerçevede öne çıktı. İnsanların okula, işe, sağlık hizmetlerine ve günlük ihtiyaçlarına ulaşırken uzun yolculuklar yapmak zorunda kalmadıkları mahallelerin hem yaşam kalitesini hem de iklim direncini artıracağı belirtildi.

Kentler İnsanlarla Birlikte Tasarlanmalı

Panelin en güçlü ortak temalarından biri katılımcı yönetişimdi. Uluslararası Yaşlı İstismarını Önleme Ağı’ndan Catherine Klein, katılımcı yönetişimin kapsayıcı ve dirençli kentlerin temel unsurlarından biri haline geldiğini söyledi. Klein, yaşlılar, kadınlar, engelliler ve yoksulluk içinde yaşayanların deneyimlerinin planlama süreçlerinin merkezinde yer alması gerektiğini vurguladı.

Rossbach ise kentlerin uzun yıllar boyunca toplumun tamamını temsil etmeyen bir bakış açısıyla planlandığını belirterek dikkat çekici bir değerlendirmede bulundu: “Kentler geçmişte kadınlar tarafından, kadınlarla birlikte ya da kadınlar için planlanmadı.”

Bu nedenle yeni dönemde yalnızca kurumlar arasında değil, toplumla kamu yönetimi arasında da güçlü işbirliği mekanizmaları kurulması gerekiyor. Konuşmacılar, mahallelerin ve yerel toplulukların yalnızca politika uygulayıcıları değil, kentlerin ortak tasarımcıları olarak görülmesi gerektiği konusunda görüş birliğine vardı.

Çözümler Biliniyor; Şimdi Ölçeklendirme Zamanı

SKA-11 Küresel Raporu 2026, kentlerin önündeki sorunların büyüklüğünü açık biçimde ortaya koyuyor. Bununla birlikte panel boyunca dile getirilen ortak değerlendirme umut vericiydi.

Bugün sürdürülebilir kentler için gerekli çözümler büyük ölçüde biliniyor. Dünyanın farklı kentlerinde başarılı uygulamalar geliştiriliyor; toplu taşıma, konut, veri yönetimi ve katılımcı planlama konusunda değerli deneyimler birikiyor.

Asıl mesele yeni çözümler aramak değil, işe yaradığı kanıtlanmış uygulamaları siyasi kararlılık, uzun vadeli finansman ve güçlü ortaklıklarla yaygınlaştırabilmek. 2030’a yalnızca birkaç yıl kala, kentlerin geleceğini belirleyecek olan da tam olarak bu olacak.

Sibel Bülay

Akıllı Şehirler Danışmanı | Yaşanabilir Kentler