#ekoIQ | Sürdürülebilirlik Hakkında Her Şey
Kooperatifler

Toplumsal Adalet ve Ekolojik Sürdürülebilirlik için “Kooperatifler”

“Uluslararası Kooperatifler Günü”, çatışmaların, eşitsizliklerin, ekonomik belirsizliklerin ve toplumsal parçalanmanın yaşandığı bir dönemde, bu yıl “Barışçıl Bir Dünya için Kooperatifler” başlıklı temasıyla, kooperatifler diyaloğu sayesinde dayanışmayı ve ortak refahı teşvik etmeye çalışan bir model sunmaya çalışıyor.

Her yıl, temmuz ayının ilk cumartesi günü olarak kabul edilen Uluslararası Kooperatifler Günü’nün 2026 kampanyası, kooperatiflerin barışçıl, kapsayıcı ve dayanıklı toplumların inşasına yaptığı özgün katkıyı vurguluyor. İlk kez kooperatif hareketi tarafından 1923 yılında kutlanmaya başlanan gün, 1995 yılında Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nca resmen tanındı.

Bu yıl 4 Temmuz tarihine denk gelen Uluslararası Kooperatifler Günü, kooperatifler hakkında farkındalığı artırmayı ve kooperatif hareketinin uluslararası dayanışma, ekonomik verimlilik, eşitlik ve dünya barışı ilkelerini teşvik etmeyi amaçlıyor.

Halihazırda dünya genelinde yaklaşık 3 milyon kooperatif bulunuyor ve küresel nüfusun en az %12’si bu kooperatiflerden herhangi birine üye. Kooperatifler, üyelerinin ve içinde bulundukları toplulukların ihtiyaçlarını karşılamada önemli bir rol oynuyor. Aynı zamanda kooperatifler, Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın (SKA’lar) hayata geçirilmesine de katkıda bulunuyor. Tarım, finans, konut, sağlık ve bakım hizmetleri, eğitim, enerji, perakende ticaret, sanayi ve hizmetler gibi ekonominin tüm sektörlerinde faaliyet gösteren kooperatifler, toplumsal adaletin ve ekolojik sürdürülebilirliğin ilerletilmesindeki etkisini sürekli olarak kanıtlayarak, toplumların ihtiyaçlarına yönelik etkin, yenilikçi ve kapsayıcı çözümler sunmaya devam ediyor.

Demokratik Mülkiyet ve Kolektif Eylem Vurgusu

Uluslararası Kooperatifler Günü’nün 2026 teması “Barışçıl Bir Dünya için Kooperatifler” olarak belirlendi. Bu yılın teması, dünyanın birçok bölgesinde çatışmaların, eşitsizliklerin, ekonomik belirsizliklerin ve toplumsal parçalanmanın yaşandığı bir dönemde, kooperatifler diyaloğu sayesinde dayanışmayı ve ortak refahı teşvik etmeye çalışan bir model sunuyor.

Tema, kooperatiflerin demokratik mülkiyet ve kolektif eylem yoluyla, güvenin güçlenmesine, toplumsal uyumun gelişmesine ve insanların ortak sorunlara birlikte çözüm üretmelerine yardımcı olduğunu hatırlatıyor. 2026 kampanyası ayrıca kooperatiflerin, toplulukları sosyal, kültürel ve ekonomik farklılıkların ötesinde bir araya getiren köprü kurucular olarak oynadığı role de dikkat çekiyor. Bu yılın teması bir yandan da özellikle başta “Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar” başlıklı SKA olmak üzere, 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Gündemi doğrultusundaki daha geniş çabalara da katkı sunmayı amaçlıyor.

Kooperatifleri Ulusal Kalkınma Planlarına Dahil Etme Çağrısı

Öte yandan BM, her iki yılda bir, “Sosyal Kalkınmada Kooperatiflerin Rolü” adlı bir rapor yayımlıyor. 2025 yılında yayımlanan son raporda, BM’ye göre kooperatifler artık yalnızca alternatif işletme modelleri olmanın yanı sıra yoksullukla mücadele, sosyal kapsayıcılık ve SKA’lara ulaşmada stratejik ortaklar olarak görülüyor.

Rapor, kooperatiflerin yoksulluğun azaltılması, insana yakışır işlerin yaratılması ve sosyal kapsayıcılığın güçlendirilmesinde kritik rol oynadığını vurguluyor. Kooperatifler, ekonomik faaliyetleri topluluk ihtiyaçlarıyla birleştiren ve üyelerinin güçlenmesini sağlayan işletme modelleri olarak tanımlanıyor. Bu nedenle de üye devletlere kooperatif yasalarının güncellenmesi ve bu kurumların özerkliklerinin güçlendirilmesi çağrısı yapılıyor. Yanı sıra kooperatifleri ulusal kalkınma planlarına dahil edilmesinin önemine de dikkat çekiliyor. Ayrıca kadınların, gençlerin ve dezavantajlı grupların kurdukları kooperatiflere bütçe desteği verilmesi, bu kurumların finansmana ve pazarlara erişimlerinin kolaylaştırılması gerekliliğinin altı çiziliyor.

Rapor, dünyada eşitsizliklerin arttığını ve kurumlara duyulan güvenin azaldığını belirterek, kooperatifleri “insan merkezli kalkınma için stratejik bir varlık” olarak tanımlıyor. Özellikle ekonomik krizler, sosyal dışlanma ve toplumsal kutuplaşma karşısında kooperatiflerin daha dayanıklı ve kapsayıcı bir model sunduğu savunuluyor.