#ekoIQ | Sürdürülebilirlik Hakkında Her Şey
Arılar

Arılar Gıda Güvenliğimizi Sağlıyor!

20 Mayıs Dünya Arı Günü, başta arılar olmak üzere tozlayıcıların gezegenimizdeki biyoçeşitliliğin devamlılığı üzerindeki büyük etkisine dikkat çekmeye çalışıyor. Bu özel günün “Hepimizin Beslenmesi için Doğadan İlham Al” başlıklı 2025 teması ise arıların gıda güvenliğimizi sağlama üzerindeki önemini vurguluyor.

Slovenya, 2014 yılında, 18. yüzyılda modern arıcılık tekniklerini ülkesi Slovenya’da geliştiren Anton Jansa’nın doğum gününe atfen, Birleşmiş Milletler’in (BM) 20 Mayıs’ı Dünya Arı Günü olarak ilan etmesini önerdi. Üç yıllık uluslararası çabaların ardından öneri BM Genel Kurulu’nda oy birliğiyle kabul edildi.

Dünya Arı Günü, arıcılığın önemine ve arıların rolüne dair farkındalık yaratmayı ve dünya genelindeki arıcılık etkinlikleri hakkında halkı bilgilendirmeyi hedefliyor. Yanı sıra BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), gün aracılığıyla üye devletleri, kuruluşları, araştırma ve eğitim kurumlarını, sivil toplumu, özel sektörü, çiftçileri ve arıcıları, ayrıca her bireyi arıları ve diğer tozlayıcıları korumaya davet ediyor.

Doğa Dostu Tarım Arılar için Çok Önemli

Dünya Arı Günü’nün 2025 teması “Hepimizin Beslenmesi için Doğadan İlham Al” olarak belirlendi. Temayla arıların ve diğer tozlayıcıların gıda sistemleri ile gezegenimizin ekosistemlerinin sağlığındaki kritik rolü vurgulanıyor. Tozlayıcılar, yaşam alanlarının kaybı, sürdürülemez tarım uygulamaları, iklim değişikliği ve kirlilik nedeniyle artan tehditlere maruz kaldıkları için sayıları giderek azalıyor. Bu düşüş ise gıda üretimini tehlikeye atmakla birlikte maliyetleri artırıyor ve özellikle kırsal topluluklarda gıda güvensizliğini daha da kötü bir duruma itiyor.

Bu gerçeklikten yola çıkan temayla, karışık ekim, entegre zararlı yönetimi gibi doğa dostu tarım uygulamalarının başta arılar olmak üzere tozlayıcıların sürdürülebilirliğini destekleyerek, ürün verimini istikrarlı hale getirdiğine dikkat çekiliyor.

Sadece Doğayı Korumuyor Milyonlara İstihdam da Sağlıyor

Arılar ve kelebekler, yarasalar ve sinek kuşları gibi diğer tozlayıcılar, insan faaliyetleri nedeniyle giderek artan tehditlerle karşı karşıya. Oysa tozlaşma, ekosistemlerimizin hayatta kalması için temel bir süreç. Dünyadaki yabani çiçekli bitki türlerinin yaklaşık %90’ı, tamamen ya da kısmen hayvanlar aracılığıyla tozlaşmaya bağlı.

Aynı şekilde, dünya genelindeki gıda ürünlerinin %75’inden fazlası ve tarım arazilerinin %35’i de bu süreçten etkileniyor. Tozlayıcılar yalnızca gıda güvenliğine doğrudan katkıda bulunmakla kalmıyor aynı zamanda biyolojik çeşitliliğin korunmasında da kilit rol oynuyor. Ancak arılar, monokültür tarım yöntemleri ve pestisitler nedeniyle yiyecek ve yuvalama alanlarına erişimde sorunlar yaşıyor ve bağışıklık sistemleri de ciddi hasar görüyor.

İklim değişikliğinin etkilerinin azaltılmasına ve çevrenin korunmasına da önemli katkılar sunan arıların ve arıcılık sektörünün korunması, yoksulluğun ve açlığın azaltılmasına, sağlıklı bir çevrenin sağlanmasına ve biyoçeşitliliğin korunmasına yardımcı oluyor. Arılar, sürdürülebilir tarım ve kırsal alanlarda istihdam yaratılması açısından da önemli. Tozlaşma yoluyla tarımsal üretimi artırarak tarlalarımızda ve sofralarımızda çeşitliliğin sürmesini sağlıyor. Ayrıca milyonlarca insana iş imkanı sunarak çiftçiler için önemli bir gelir kaynağı da oluşturuyor.