#ekoIQ | Sürdürülebilirlik Hakkında Her Şey
Yerel ve Kırsal Kalkınma kapak

“Sürdürülebilirlik Çalışmalarının Etkisi Doğru Kitlelere, Doğru Bir Dille Ulaştığında Gerçekleşir”

Sürdürülebilirlik çalışmalarının etkisinin ancak doğru kitlelere, doğru bir dille ulaştığında gerçekleşebileceğini belirten Özyeğin Üniversitesi Araştırma, İnovasyon ve Etkiden Sorumlu Rektör Yardımcısı Prof. Dr. M. İrşadi Aksun, üniversitenin sürdürülebilirlik anlayışını hayata geçirilen projeler ışığında anlattı. Aksun, “Bilgiyi toplumla paylaşmayı, uygulamaya aktarmayı ve çevresel, sosyal ve ekonomik açıdan kalıcı değer yaratacak çözümlere dönüştürmeyi temel sorumluluklarımızdan biri olarak görüyoruz” dedi.

Elif YAŞAR ÖZYÜREK

Özyeğin Üniversitesi çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) boyutlarındaki olumsuz etkileri azaltırken bilimsel, sosyal ve ekonomik açıdan yüksek değer üreten bir yükseköğretim kurumu olmak için hangi küresel ilke ve değerleri benimsiyor?

Özyeğin Üniversitesi için sürdürülebilirlik; kuruluşundan bu yana kurumsal kimliğimizin, eğitim anlayışımızın, araştırma vizyonumuzun ayrılmaz bir parçası. Üniversite olarak bilgiyi toplumla paylaşmayı, uygulamaya aktarmayı ve çevresel, sosyal ve ekonomik açıdan kalıcı değer yaratacak çözümlere dönüştürmeyi temel sorumluluklarımızdan biri olarak görüyoruz.

ESG yaklaşımımızı iki boyutta ele alıyoruz: Bir yandan faaliyetlerimizin çevresel ve sosyal etkilerini sorumlu şekilde yönetirken diğer yandan bilimsel, sosyal ve ekonomik alanlarda olumlu, kalıcı bir etki yaratmayı hedefliyoruz. Topluma sürdürülebilir yaşam konusunda öncülük eden bir kurum olmayı önemsiyoruz.

Bu anlayışın üniversitemizde köklü bir geçmişi var. 2009 yılında kurulan ve ilk araştırma ve uygulama merkezimiz olan Enerji, Çevre ve Ekonomi Merkezi (EÇEM), 15 yılı aşkın süredir enerji, çevre ve ekonomi alanlarındaki karmaşık sorunlara çözüm üretiyor. Avrupa Birliği (AB) destekli projeler aracılığıyla hem nitelikli akademik bilgi üretildi hem de üniversitemizin sürdürülebilirlik dönüşümüne katkı sağlandı. Bu çalışmalar kapsamında kampüsteki binaların enerji verimliliğini artırmaya yönelik uygulamalar da hayata geçirildi.

Prof. Dr. Irsadi Aksun k
M. İrşadi Aksun

Kuruluşumuzdan bu yana sürdürülebilirlik odağında yürüttüğümüz çalışmalar, kurumsal kapasitemizi güçlendirirken öğrencilerimize değerli deneyimler kazandırıyor. Mezunlarımız da bu birikimi profesyonel yaşamlarına taşıyarak sürdürülebilirlik dönüşümüne katkı sağlıyorlar. Tekil girişimlerin ötesine geçerek sürdürülebilirliği kurumsal yapımızın bir parçası haline getirmek amacıyla, 2016 yılında bu konuyu stratejik planımıza dahil ettik. O dönemde Türkiye’de üniversitelerde henüz yaygın olarak ele alınmayan bu alanda bir çalışma grubu kurduk.

Bugün Özyeğin Üniversitesi’nin sürdürülebilirlik vizyonunun merkezinde, “global etkisi yüksek, girişimci bir araştırma üniversitesi” olma hedefi bulunuyor. Sürdürülebilirliği üniversitenin eğitim, araştırma, girişimcilik, toplumsal katkı misyonunu şekillendiren stratejik bir çerçeve olarak konumlandırıyoruz. Bu yaklaşımın uluslararası görünürlüğü, Özyeğin Üniversitesi’nin Times Higher Education Etki Sıralamaları’ndaki başarısıyla da destekleniyor.

Üniversiteniz çatısı altında gerçekleştirilen araştırmaların dünya için önemli, insanlığa faydalı ve bilim temelli olmakla birlikte endüstriyle ilişkili, uygulanabilir ve girişimciliğe yakın olması için izlenen yöntem nedir?

Özyeğin Üniversitesi’nin araştırma anlayışını tek bir kavramla özetlemem gerekseydi “etki odaklı araştırma” derdim. Bilimsel bilgiyi değer üretebilen bir dönüşüm aracı olarak görüyoruz. Araştırmalarımızın bilimsel niteliğinin yüksek olmasının yanında gerçek dünya sorunlarıyla temas eden, uygulanabilir, paydaşlar için anlamlı sonuçlar üretmesini önemsiyoruz.

Bu yaklaşımın temelinde araştırma süreçlerini daha en başından doğru ve çok paydaşlı biçimde kurgulamak yer alıyor. “Bir araştırma fikri, dünya için anlamlı, insanlığa faydalı ve sahada karşılığı olan bir çıktıya nasıl dönüşebilir?” Bu soruya verdiğimiz yanıt, araştırma problemlerini toplumsal ihtiyaçlar, sektörel dönüşüm alanları ve küresel öncelikler doğrultusunda ele almaktır.

Bu bağlamda önceliğimiz, araştırma sorularını akademi, kamu, özel sektör ve sivil toplum temsilcileriyle kurduğumuz işbirlikleri sayesinde ihtiyaçlar doğrultusunda ilgili paydaşlarla birlikte tanımlamaktır. Paydaşlarımız çoğu zaman sahada gözlemledikleri sorunları, veri ihtiyaçlarını veya dönüşüm alanlarını bizimle paylaşıyor, biz de bu gözlemleri bilimsel yöntemlerle ele alarak ortak araştırma gündemleri, uygulanabilir çözüm önerileri geliştiriyoruz.

İkinci önemli unsur, disiplinler arası çalışma kültürümüz. Sürdürülebilirlik, iklim değişikliği, afet yönetimi ve gıda güvenliği gibi karmaşık sorunlar tek bir disiplinin sınırları içinde çözülemiyor. Bu nedenle farklı alanlardan akademisyenlerin bir araya gelmelerini ve saha paydaşlarıyla birlikte çözüm geliştirmelerini teşvik ediyoruz.

Üçüncü eksenimiz ise araştırma, uygulama ve girişimcilik arasındaki bağı güçlendirmek. Girişimci araştırma üniversitesi vizyonumuz doğrultusunda, üretilen bilginin akademik yayınlarla sınırlı kalmayıp patente, ürüne, hizmete, politika önerisine veya girişime dönüşmesini hedefliyoruz. Teknoloji Transfer Ofisimiz, girişimcilik ekosistemimiz ve kuluçka mekanizmalarımız da araştırma çıktılarının toplumsal fayda ve ekonomik değere dönüşmesini destekliyor.

Araştırma ekosistemi içerisinde Sürdürülebilirlik Platformu’nuz nasıl bir fark yaratıyor?

Sürdürülebilirlik gibi çok paydaşlı ve uzun vadeli dönüşüm gerektiren bir alanda asıl farkı kalıcı kurumsal mekanizmalar yaratmak oluşturuyor. Özyeğin Üniversitesi Sürdürülebilirlik Platformu’nun araştırma ekosistemindeki en önemli katkısı da bu sürdürülebilir ve bütüncül yapıyı sağlaması. Platform, sürdürülebilirliği araştırma, eğitim, uygulama ve paydaş işbirliklerini bir araya getiren stratejik bir ortak üretim mekanizmasına dönüştürüyor.

Platform bir yandan üniversitemizde farklı fakültelerde üretilen bilgi ve uzmanlığı görünür kılıyor, disiplinler arası işbirliklerinin gelişmesine katkı sağlıyor. Diğer yandan özel sektör, kamu, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşlarıyla yakın temas içinde kalarak sahadaki ihtiyaçları, dönüşüm alanlarını, uygulama önceliklerini anlamaya çalışıyor. Bu çift yönlü ilişki sayesinde sahadan gelen bir ihtiyaç akademik bir araştırma sorusuna, akademik bir bulgu ise uygulanabilir bir stratejiye dönüşebiliyor. 2016 yılında kurulan sürdürülebilirlik çalışma grubu, 2017 yılında TÜSİAD işbirliğiyle bir foruma, 2018 yılında ise bugünkü Sürdürülebilirlik Platformu’na dönüştü.

Bu yaklaşım, sürdürülebilirlik alanında özellikle değer taşıyor. Çünkü iklim değişikliği, gıda güvenliği, eşitlik ve kurumsal dönüşüm gibi konular tek bir disiplinin bakış açısıyla ele alınamıyor. Platform; mühendislikten sosyal bilimlere, işletmeden mimarlığa uzanan akademik birikimi sürdürülebilirlik odağında bir araya getirerek daha bütüncül ve yüksek etkili araştırmaların gelişmesini destekliyor.

yerel kalkinma iceride

Bu rolün somut örneklerinden biri, İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği (SKD Türkiye) ile kurguladığımız SustainHUB Academy. Programda iş dünyasının sürdürülebilirlik alanındaki güncel ihtiyaçları akademik bilgiyle buluşturuluyor. Her yıl yenilenen içerik yapısı sayesinde hem özel sektörün dönüşen gündemi izleniyor hem de bu gündem güncel bilimsel tartışmalarla destekleniyor.

Bir diğer önemli örnek ise uzun yıllardır devam eden Yerel ve Kırsal Kalkınma Uzmanlık Eğitimi Sertifika Programı. Her yıl belirli bir tema etrafında kurgulanan bu program, alanın deneyimli isimlerini, yerel yönetimleri, sivil toplum temsilcilerini, uygulayıcıları ve akademiyi bir araya getiren canlı bir öğrenme ve paylaşım ortamı sunuyor. Programdan mezun olan katılımcılar, kendi kurumlarına döndüklerinde yeni işbirliklerinin ve uygulamaların önünü açabiliyor.

Platformun bir diğer katkısı kurum içinde yeni araştırma işbirliklerini ve toplumsal etki potansiyeli taşıyan projeleri teşvik etmesi. Bu kapsamda hayata geçirilen Toplumsal Etki Tohumlama Fonu Programı, farklı fakültelerden akademisyenlerin karmaşık küresel sorunlara yönelik çok disiplinli araştırma fikirleri geliştirmesine destek oluyor. Önümüzdeki dönemde bu fon kapsamında yürütülen araştırmaların çıktılarının paylaşılacağı paneller ve tartışma ortamlarıyla yeni araştırma gündemlerinin de gelişmesini hedefliyoruz.

Sürdürülebilirlik Platformu altında yürütülen projelerin ortak paydası nedir? Bunlar içerisinde Avrupa Birliği (AB) hibesi alan projelerinizi kısaca tanıyabilir miyiz?

Sürdürülebilirlik Platformu altında yürütülen çalışmaların ortak paydası, projeleri çok boyutlu ve çok paydaşlı bir yaklaşımla ele almasıdır. Bu projelerde bilimsel bilgi, sahadaki ihtiyaçlar ve uygulama kapasitesi bir araya geliyor.

bakim emegi rapor

Sosyal sürdürülebilirlik alanındaki önemli çalışmalarımızdan biri Bakım Eşitliği Şirketler Ağı. Fiba Grubu’nun #YükOlmasın projesi kapsamında başlayan bu çalışma, ev içi bakım emeği ve zihinsel iş yükünün büyük ölçüde kadınların omuzlarında olduğunu görünür kılmayı amaçladı. Akademisyenlerimizin Türkiye genelinde 2.628 beyaz yakalı çalışanla yürüttükleri araştırma, bu görünmeyen yükün iş yaşamı ve kadın istihdamı üzerindeki etkilerini ortaya koydu. Araştırma sonuçlarından hareketle Özyeğin Üniversitesi yürütücülüğünde ve TÜSİAD işbirliğiyle Bakım Eşitliği Şirketler Ağı’nı hayata geçirdik. Ağ, bakım emeğini toplumsal cinsiyet eşitliği ve sosyal sürdürülebilirlik perspektifinden ele alan kurumlar için ortak öğrenme, ölçme ve politika geliştirme zemini oluşturuyor.

Özyeğin Üniversitesi’nde sürdürülebilirlik alanında AB hibesi almaya hak kazanan projelerin sayısı da giderek artıyor.

Sürdürülebilirlik Platformu’nun bu yaklaşımını yansıtan güncel örneklerden biri, İklime Dirençli ve Sürdürülebilir Tarım: Yenişehir’de Yenilikçi ve Kooperatifçi Çözümler projesi. AB ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından ortaklaşa finanse edilen ve IPA III dönemi kapsamında desteklenen bu proje, Bursa’nın Yenişehir ilçesinde 2026-2028 yılları arasında hayata geçirilecek. Yaklaşık 460 bin euro bütçeye sahip projede, iklim değişikliğinin tarımsal üretim üzerindeki etkilerine karşı yerel ölçekte uygulanabilir çözümler geliştirmeyi hedefliyoruz.

Özyeğin Üniversitesi’nin liderliğinde, Yenişehir Belediyesi işbirliğiyle yürütülen projede dijital karar destek sistemleri, erken uyarı mekanizmaları ve veri temelli tarımsal yönetim modelleri geliştirilecek. Amaç; çiftçilerin kuraklık, don ve aşırı hava olaylarına karşı dayanıklılığını artırmak ve bu olayların tarımsal üretim üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmak. Projenin en ayırt edici yönlerinden biri ise “Yaşayan Laboratuvar” yaklaşımıyla tasarlanmış olması. Bu yaklaşımda üniversite, yerel yönetim, kooperatifler, üreticiler ve teknik uzmanlar birlikte öğrenen, birlikte üreten ve birlikte karar alan aktörler olarak sürece dahil oluyor.

Platform çatısı altındaki çalışmaların yanında, AB fonlarıyla desteklenen önemli araştırma projeleri de bulunuyor.

Uygulamalı Bilimler Fakültemizden Doç. Dr. Candan Türkkan’ın üniversitemizdeki yürütücülüğünü üstlendiği Next-Generation Skills and Knowledge Ecosystems for Competitive and Sustainable Farming projesi, Horizon Europe Cluster 6 kapsamında destekleniyor. Proje, sürdürülebilir tarım için gerekli yeni nesil beceri ve bilgi ekosistemlerinin geliştirilmesine odaklanıyor. Özyeğin Üniversitesi ise özellikle yaşam boyu öğrenme sistemleri ve Türkiye pilotu kapsamında agroekoloji, onarıcı tarım, çiftlik döngüselliği ve biyoçeşitlilik alanlarında katkı sunuyor.

Uygulamalı Bilimler Fakültemizden Prof. Dr. Özge Samancı ve Dr. Öğr. Üyesi Suzan Tireki’nin yer aldıkları AQUA Viva projesi, suyu yaşayan bir kültürel miras olarak ele alarak geleneksel bilgi ile bilimsel yaklaşımları bir araya getiriyor ve iklim dayanıklılığını güçlendirmeyi hedefliyor. Dr. Öğr. Üyesi Suzan Tireki’nin proje ortağı olduğu Fix-Apro ise alternatif proteinlerin gıda sistemlerine entegrasyonunu inceleyerek sürdürülebilir ve düşük karbon ayakizine sahip beslenme modellerinin yaygınlaşmasına katkı sunuyor.

EÇEM bünyesinde yürütülen AB destekli LEGOFIT projesi ise enerji pozitif konutlar için bütünleşik ve ölçeklenebilir çözümler geliştirmeyi amaçlıyor. Özyeğin Üniversitesi’nin Türkiye demo sahasına ev sahipliği yaptığı proje kapsamında, Yurt 6 binasında enerji verimliliği, yenilenebilir enerji entegrasyonu ve akıllı enerji yönetimi uygulamaları hayata geçiriliyor. LEGOFIT, kampüsü sürdürülebilir bina teknolojilerinin test edildiği bir uygulama alanına dönüştürürken düşük karbonlu yaşam alanlarına yönelik uluslararası bilgi üretimine de katkı sağlıyor.

Bir içerik platformu olarak Beyond, akademik üretimi nasıl yorumluyor?

Beyond’u, üniversitede üretilen bilginin daha geniş kitlelerle buluşmasını sağlayan bir etki alanı olarak görüyoruz. Akademik çalışmaların toplum, iş dünyası, kamu, karar alıcılar nezdinde daha görünür ve kullanılabilir hale gelmesini amaçlıyoruz. Bu noktada Beyond Research, Özyeğin Üniversitesi’nde yürütülen bilimsel çalışmaları daha erişilebilir ve anlaşılır bir içerik diliyle geniş paydaşlarla buluşturan önemli bir yapı olarak öne çıkıyor.

Sürdürülebilirlik açısından baktığımızda bu yaklaşımın ayrı bir önemi var. Sürdürülebilirlik çalışmalarının etkisi ancak doğru kitlelere doğru bir dille ulaştığında gerçekleşir. Bir araştırmanın bulgusu bir belediyenin, bir şirketin ya da bir sivil toplum kuruluşunun gündemine girebildiği ölçüde değer üretir. Beyond, akademik bilgiyi statik bir çıktı olmaktan çıkarıp dinamik, katılımcı, etki odaklı bir içerik ekosistemine taşıyarak bu köprüyü kuruyor.