#ekoIQ | Sürdürülebilirlik Hakkında Her Şey
Zorla Yerinden Edilmiş

Dünyada 117 milyondan Fazla İnsan Zorla Yerinden Edilmiş Durumda!

Zorla yerinden edilmiş insanlar korunmadıklarında güvensizlik daha da derinleşiyor, aileler tehlikeli rotalara sürükleniyor, çocuklar yıllarca eğitim hayatlarından kaybediyor, kadınlar ve kız çocukları ise daha büyük risklerle karşı karşıya kalıyor. Dünyada 41,6 milyon kişi mülteci konumunda bulunurken, mültecilerin %68’i düşük ve orta gelirli ülkeler tarafından barındırılıyor.

Mültecilerin Statüsüne İlişkin 1951 Sözleşmesi’nin kabul edilmesinin üzerinden 75 yıl geçmesine karşın mültecilerin karşılaştıkları güçlükler büyük bir sorun olarak durmaya devam ediyor. Mültecileri onurlandırmak ve sorunlarına dikkat çekmek amacıyla her yıl 20 Haziran tarihi  “Dünya Mülteci Günü”  olarak kabul ediliyor.

Bugün hâlâ ülkeler, kaçmak zorunda kalan insanların tehlikeli alanlara geri gönderilmemesi ve bu insanlar yerlerinden edilmişken onurlu bir yaşam sürdürebilmeleri için vaatlerde bulunmaya devam ediyor. Öyle ki bu tür bir koruma bugün acilen gerekli. Sudan’daki savaş, Demokratik Kongo Cumhuriyeti’ndeki şiddet ve Ukrayna, Afganistan, Suriye Arap Cumhuriyeti, Myanmar ve ötesindeki uzun süreli krizler nedeniyle dünya genelinde 117 milyondan fazla insan zorla yerinden edilmiş durumda. Tehlikeden kaçan insanlar korunmadıklarında güvensizlik daha da derinleşirken, aileler tehlikeli rotalara sürükleniyor, çocuklar yıllarca eğitim hayatlarından kaybediyor, kadınlar ve kız çocukları ise daha büyük risklerle karşı karşıya kalıyor.

Hedef Gönüllü ve Güvenli Geri Dönüş

Bu nedenle mültecileri korumayı yalnızca bir merhamet eylemi değil, aynı zamanda istikrar ve barışın da bir koşulu olarak görmek gerekiyor. Dünya Mülteciler Günü’nün 2026 teması olan “Herkes Güvende Olana Kadar”, bu vaadi bir tür canlı tutma çağrısı. Temayla hükümetleri adil ve erişilebilir sığınma sistemlerini sürdürmeye, bağışçıları yaşam kurtaran desteği devam ettirmeye, toplulukları kaçmak zorunda kalan insanları karşılamaya çağırıyor.

Yanı sıra her birimizin güvenliğinin hiçbir zaman milliyet, zenginlik, ırk, din, cinsiyet, siyasi görüş veya göçmenlik statüsüne bağlı olmaması gerektiği ilkesini savunmaya çağıran tema; korumanın ancak kaçmak zorunda kalan insanların korkusuzca yaşayabildikleri, hayatlarını yeniden kurabildikleri, gönüllü, güvenli ve onurlu şekilde evlerine dönebildiklerinde gerçekleşmiş olabileceğini de özellikle vurguluyor.

Mültecilerin Çoğunu Düşük ve Orta Gelirli Ülkeler Barındırıyor

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin (United Nations High Commissioner for Refugees-UNHCR) güncel verilerine göre 2025 ortası itibarıyla, dünya genelinde 117,3 milyon insan; zulüm, çatışma, şiddet, insan hakları ihlalleri veya kamu düzenini ciddi biçimde bozan olaylar nedeniyle zorla yerinden edilmiş durumda kalmaya devam ediyor.

Dünyada 41,6 milyon kişi mülteci konumunda bulunurken, mültecilerin %68’i düşük ve orta gelirli ülkeler tarafından barındırılıyor. Yine mültecilerin %32’sine ise aralarında Türkiye’nin de bulunduğu, Almanya, Kolombiya, Uganda ve İran’dan oluşan beş ülke ev sahipliği yapıyor. 2025 ortası itibarıyla Sudan, 13,4 milyon Sudanlı mülteci, sığınmacı ve ülke içinde yerinden edilmiş kişiyle dünyanın en büyük yerinden edilme krizine sahip.

Çatışma nedeniyle yerinden edilmiş ya da mülteci olan her dört kişiden üçü, iklim kaynaklı tehlikelere yüksek ila aşırı düzeyde maruz kalan ülkelerde yaşıyor. Bu durum, zaten kaçmak zorunda kalmış insanların karşı karşıya olduğu riskleri daha da artırıyor. 2025 sonu itibarıyla zorla yerinden edilmiş kişilerin %38’i, 18 yaşın altındaki çocuklardan oluşuyor. Yanı sıra sadece 2018 ila 2025 yılları arasından toplam 2,4 milyon çocuk da dünyaya mülteci olarak gelmiş durumda.