#ekoIQ | Sürdürülebilirlik Hakkında Her Şey
İklim

Planlı Dayanıklılık Yatırımları İklim Kaynaklı Riskleri Azaltabiliyor

Yeni bulgular, veri merkezlerinde iklim dayanıklılığı yatırımlarının 150 milyar dolarlık değeri koruyabileceğini gösteriyor. Küresel veri merkezi varlık değerinin 388 milyar dolarlık kısmı, modellenen risk senaryolarına göre iklim risklerine maruz kalıyor. Yapay zeka çağının altyapısı, mevcut kurulu kapasiteye kıyasla GW başına 2,6 kat daha fazla fiziksel risk taşırken bu durum, erken dönemde yapılacak dayanıklılık yatırımlarının değerini de artırıyor. 

Yeni bulgularını açıklayan Schneider Electric, iklim riskinin fiziksel varlık değerlemelerine henüz tam olarak yansımadığını ve planlı dayanıklılık yatırımlarının iklim kaynaklı riskleri üçte bir oranında azaltabileceğini ortaya koydu.

Schneider Electric Research Institute ve SE Advisory Services tarafından yürütülen araştırma, iklim tehlikelerinin varlık değerini ne ölçüde aşındırabileceğini sayısal olarak gösteriyor. Yapay zeka çağının en hızlı büyüyen varlık sınıfı olan veri merkezlerine uygulandığında bu göstergeler, küresel veri merkezi varlık değerinin 388 milyar dolarlık kısmının, yani üçte birinden fazlasına denk gelen %38’inin henüz fiyatlanmamış iklim riski taşıdığını gösteriyor.

Fiziksel Risk Mevcut Kurulu Altyapıya Kıyasla 2,6 Kat Daha Yüksek

Çalışmaya göre, yeni yapay zeka çağı tesislerinde GW başına fiziksel risk, mevcut kurulu altyapıya kıyasla yaklaşık 2,6 kat daha yüksek. Bu artışta, büyük ölçekli kesintilerin yaratabileceği finansal etkinin daha yüksek olması belirleyici rol oynuyor. Araştırma, yayımlanmış olası yapay zeka büyüme senaryolarıyla birlikte değerlendirildiğinde, toplam iklim riski maruziyetinin 388 milyar dolardan 1,0 ila 3,7 trilyon dolar aralığına çıkabileceğine işaret ediyor. Bu da planlama ve inşaat aşamasındaki altyapının büyüklüğünü ortaya koyuyor.

Risk düzeyi, yerel tehlikeler, ısı stresi, enerji ve şebeke özellikleri ile kesintilerin tedarik zincirine nasıl yansıdığına bağlı olarak bölgelere göre belirgin şekilde değişiyor. Çin ve Avrupa, sırasıyla %56 ve %53 ile değer kaybı riskine en yüksek düzeyde maruz kalan bölgeler olarak öne çıkıyor. ABD ile Asya Pasifik, Orta Doğu ve Afrika bölgesinde (APMEA) ise bu oran %28 seviyesinde bulunuyor.

Çalışma, soğutma, iş kesintisi, fiziksel hasar, ısı kaynaklı verimlilik kaybı ve karbon maliyetleri dahil olmak üzere beş temel iklim riski alanını tanımlıyor. İklime göre uyarlanmış bir değerleme modeli kullanan çalışma, fiziksel tehlikeleri ve geçiş risklerini indirgenmiş nakit akışı etkilerine dönüştürerek varlık değeri kaybına ilişkin denetlenebilir, tesis bazlı tahminler üretiyor.

Geçen Yıl Küresel Doğal Afet Kayıpları Sigorta Kapsamını 170 milyar dolar Aştı

Çalışmaya göre, 2025 yılında küresel doğal afet kayıpları, sigorta kapsamını yaklaşık 170 milyar dolar aştı. Bu fark her yıl %6 ila 10 oranında artıyor ve iklim tehlikeleri yoğunlaştıkça varlık sahiplerinin risk düzeyini yükseltiyor. Veri merkezi işletmecileri ve varlık sahipleri açısından bu durum, iklim riskinin giderek daha fazla sigorta kapsamı dışında kaldığı anlamına geliyor. Bu da iklim dayanıklılığını doğrudan tesis tasarımına ve operasyonlarına entegre etme gerekçesini pekiştiriyor.

Araştırma, iklim dayanıklılığı yatırımlarının önemli ölçüde değer koruyabildiğini ortaya koyuyor. Proaktif uyum yatırımları, kurulu kapasite genelinde 150 milyar dolarlık net değer korunmasını sağlıyor ve test edilen tüm senaryolarda riske maruz değerin %30 ila 39’unu koruma altına alıyor. Enerji satın alma anlaşmaları, sıvı soğutma, mikro şebekeler ve iklim verilerine dayalı yer seçimi gibi önlemleri halihazırda uygulayan işletmeciler için çalışma, bu yatırımların koruduğu varlık değerini ölçmeye yönelik finansal bir çerçeve sunuyor.