#ekoIQ | Sürdürülebilirlik Hakkında Her Şey
SKA-9
John W.H. Denton

SKA-9: Diğer SKA’ları Harekete Geçiren Güç

Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları (SKA)-9’da ilerlemeyi hızlandırmak; sanayi, altyapı, inovasyon, finans, beceri geliştirme, ticaret ve iklim eyleminin birbirini tamamlayan bütünleşik bir sistem olarak çalışmasını gerektiriyor. SKA-9 panelinde bir konuşma yapan Uluslararası Ticaret Odası Genel Sekreteri John W.H. Denton, SKA-9’un neredeyse tüm diğer SKA’ları mümkün kılan temel itici güç olduğunu ifade etti.

Sibel BÜLAY, [email protected]

Bugün, üç büyük dönüşüm, “sanayi”, “yenilikçilik” ve “altyapı” yani SKA-9, dünyadaki tüm gelişmeleri etkiliyor.

  • Uzun yıllar serbest piyasa yaklaşımı ekonomi politikalarına yön verdi. Bugün ise birçok ülke, ekonomiyi yalnızca piyasanın işleyişine bırakmak yerine sanayi politikalarını yeniden devreye sokuyor. Devletler, ekonomik güvenliği güçlendirmek, teknolojik rekabet gücünü artırmak ve yeşil dönüşümü hızlandırmak amacıyla stratejik sektörlere doğrudan destek sağlıyor.
  • Jeopolitik gerilimler ve enerji dönüşümü küresel tedarik zincirlerini yeniden şekillendiriyor. Bu süreç, özellikle kritik minerallere yönelik talebi artırıyor.
  • Dijital teknolojiler ve yapay zeka üretim süreçlerinde hızla yaygınlaşıyor. Söz konusu gelişmeler, verimlilik ve inovasyon için yeni fırsatlar yaratırken hem ülkeler içinde hem de ülkeler arasında süregelen dijital uçurumları daha görünür hale getiriyor.
Dokuz Temel Politika Önceliği

Şubat ayında Birleşmiş Milletler Sınai Kalkınma Teşkilatı (UNIDO) ile Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal İşler Dairesi (UNDESA), HLPF öncesi, SKA-9’daki gelişmeleri teknik ve politik açıdan değerlendirmek üzere bir grup uzmanı bir araya getirdi. Çalışma sonucunda uzmanlar, SKA-9’a yönelik ilerlemenin hızlandırılması için dokuz temel politika önceliği belirledi:

  • Misyon odaklı ve değişen koşullara uyum sağlayabilen sanayi politikalarını güçlendirmek.
  • Yatırımcıların ve girişimcilerin önünü görebilecekleri, kuralların istikrarlı olduğu ve herkes için eşit fırsatlar sunan bir düzenleyici çerçeve oluşturmak.
  • Karma finansman (blended finance) dahil olmak üzere, yapısal dönüşümü destekleyecek finansmanı harekete geçirmek.
  • Bütünleşik sanayi ekosistemleri kurmak ve sektörel değer zincirlerini geliştirmek.
  • Dayanıklı ve destekleyici altyapılara yatırım yapmak.
  • Veri ve dijital sistemleri stratejik altyapının ayrılmaz bir parçası olarak ele almak.
  • Becerileri güçlendirmek, inovasyon ve teknolojinin yaygınlaşmasını sağlamak.
  • Sistem temelli ve kanıta dayalı politikalar geliştirmek.
  • Kadınlar, gençler ve küçük işletmeler için fırsat yaratacak kapsayıcı sanayi kalkınmasını desteklemek.

SKA-9’da ilerlemeyi hızlandırmak; sanayi, altyapı, inovasyon, finans, beceri geliştirme, ticaret ve iklim eyleminin birbirini tamamlayan bütünleşik bir sistem olarak çalışmasını gerektiriyor.

SKA-9 panelinde bir konuşma yapan Uluslararası Ticaret Odası Genel Sekreteri John W.H. Denton, SKA-9’un neredeyse tüm diğer SKA’ları mümkün kılan temel itici güç olduğunu vurguladı: “Güvenilir ulaşım ağları, limanlar, enerji sistemleri, dijital bağlantılar ve üretken bir sanayi olmadan sağlıkta, eğitimde, gıda güvenliğinde, insana yakışır işlerde ve iklim eyleminde kalıcı ilerleme sağlamak mümkün değil.”

Büyük Ölçekli Özel Sermaye Nereye Akıyor?

SKA-9’un gerçekleştirilmesinin önündeki en önemli koşullardan biri, özellikle gelişmekte olan ülkelerde sürdürülebilir altyapıya ve üretken yatırımlara büyük ölçekli özel sermaye akışının sağlanması (Dünyada yaklaşık 450 trilyon ABD doları likit varlık bulunuyor). Buna karşın SKA’lara yönlendirilen özel finansman, ihtiyaç duyulan düzeyin oldukça gerisinde kalıyor.

Şirketler yenilik yapmak, fabrikalar kurmak, altyapıyı geliştirmek, istihdam yaratmak ve yeni teknolojiler geliştirmek istese de öte yandan özel sermaye umutla değil, güvenle hareket ediyor. Bugün ise güven duygusu giderek artan belirsizlik nedeniyle zedeleniyor. Düzenleyici belirsizlikler, siyasi ve seçim döngüleri, finansman açıkları, yeterli proje stokunun bulunmaması ve yüksek risk algısı yatırım kararlarını sınırlamaya devam ediyor. Sorun sermaye eksikliği değil; yatırımın en çok ihtiyaç duyulduğu yerlere yönelmesini sağlayacak güven ortamının eksikliği.

Afrika, Eşitsizliğin En Çarpıcı Örneklerinden

Bu tablo küresel yatırım dağılımına da yansıyor. Harekete geçirilen özel finansmanın yarısından fazlası orta gelirli ülkelere giderken, en az gelişmiş ülkeler bunun yalnızca yaklaşık %12’sini çekebiliyor. Afrika ise bu eşitsizliğin en çarpıcı örneklerinden biri. Dünyanın güneş enerjisi potansiyelinin yaklaşık %60’ına sahip olsa da küresel güneş enerjisi yatırımlarının yalnızca %2’sini alabiliyor. Bu da önemli bir soruyu gündeme getiriyor: “Küresel finansal mimari, sürdürülebilir yatırımların en büyük kalkınma etkisini yaratabileceği ülkelere ulaşmasını engelliyor mu?”

Finansal Mimaride Değişim İhtiyacı

Evet, 2030 Gündemi’ne ulaşabilmek için finansal mimaride birtakım değişikliklerin yapılması gerekli. Çok taraflı kalkınma bankalarının dönüşmesi gerekiyor. Bu kurumlar yalnızca kredi veren, riski azaltan değil, özel yatırımları harekete geçiren kuruluşlar haline gelmeli. Başarıları sadece ne kadar kredi verdikleriyle değil, özel sermayeyi ne kadar harekete geçirebildikleriyle de ölçülmeli.

Risk kavramına bakışımızı da değiştirmemiz gerekiyor. Bugün yatırımlar çoğu zaman kalkınma ihtiyacının en yüksek olduğu ülkelerden uzak duruyor. Oysa uluslararası finans sistemi yüksek riskli piyasalardan kaçınmak yerine riski daha iyi analiz eden, yöneten ve paylaşan bir yapıya dönüşmeli. Böylelikle özel sermaye, kalkınma ihtiyacının ve fırsatlarının en yüksek olduğu ülkelere yönelebilir.

Finansal sistemin makro ihtiyati (macroprudential) çerçevesinin de güncellenmesi gerekiyor. Finansal istikrarı korumak amacıyla tasarlanan düzenlemeler, uzun vadeli sürdürülebilir altyapı, temiz enerji, sanayi yatırımları ve gelişmekte olan ekonomilere yönelik yatırımları istemeden de olsa caydırmamalı.

Yenilikçi finansman araçları bu açıkları kapatabilir. Karma finansman modelleri, ilk zarar mekanizmaları, garanti programları ve güçlü proje hazırlık kapasitesi, özel yatırımcıların önündeki engelleri azaltırken kamu kaynaklarının çok daha büyük miktarda özel sermayeyi harekete geçirmesini sağlayabilir.

Finansal İstikrar ve Sürdürülebilir Kalkınma

Finansal istikrar ile sürdürülebilir kalkınma birbirine rakip hedefler olarak görülmemeli. Uzun vadeli üretken yatırımlar ekonomilerin dayanıklılığını artırır, gelecekteki büyümeyi destekler ve zaman içinde sistemik riskleri azaltır. Bu nedenle yatırım kararları yalnızca kısa vadeli finansal risklere göre değil, sürdürülebilir ve üretken yatırımların yarattığı uzun vadeli ekonomik ve toplumsal değer dikkate alınarak verilmelidir.

Çözümler yerelden başlamalı. Bu nedenle küçük ve orta ölçekli işletmeler (KOBİ’ler), SKA-9 stratejisinin merkezinde yer almalı. KOBİ’lerin finansmana, dijital teknolojilere, modern altyapıya, nitelikli iş gücüne ve küresel değer zincirlerine erişimi güçlendirilmeli. KOBİ’ler başarılı olduğunda istihdam yaratır, ekonominin dayanıklılığını artırır, yenilikçiliği teşvik eder ve sanayileşmeyi hızlandırır.

SKA-9, yalnızca altyapı inşa etmek ya da sanayiyi büyütmekten ibaret değildir. SKA-9, diğer tüm SKA‘ların hayata geçmesini sağlayacak üretim kapasitesini, ekonomik dönüşümü ve kalkınmanın temel altyapısını inşa etmeyi amaçlar.

Sibel Bülay

Akıllı Şehirler Danışmanı | Yaşanabilir Kentler