#ekoIQ | Sürdürülebilirlik Hakkında Her Şey
Hesap

Hesap Verebilir ve Etik Bir Bağış Sistemi Şart

Hayırseverlik kavramı yıllar içinde yoksulluk ve eşitsizliğin temel nedenlerini ele alacak şekilde dönüşmeye başladı. 5 Eylül Uluslararası Hayırseverlik Günü de bağışların giderek arttığı günümüzde özellikle etik ve hesap verebilir bir bağış sistemi oluşturmanın önemini vurguluyor.

Yoksullukla mücadele ve felaketler nedeniyle bağış faaliyetleri küresel ölçekte giderek artarken, tüm bu faaliyetlerin düzenli, denetlenebilir olmama hali, bağışların kötüye kullanılması ihtimalini artırıyor ve hayırseverlik gerçek amacına ulaşamıyor. Hayırseverlik giderek daha önemli hale gelirken, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu da 2012 yılında 5 Eylül tarihini dünyanın dört bir yanında insanların, STK’ların ve paydaşların gönüllülük ve hayırseverlik faaliyetleri yoluyla başkalarına yardım etmeye yönelik farkındalıklarını artırmak amacıyla “Uluslararası Hayırseverlik Günü” olarak ilan etti.

Bu tarihin belirlenmesi ise tesadüf değildi. 5 Eylül 1997’de, 45 yılı aşkın süre boyunca yoksullara, hastalara, yetimlere ve ölüm döşeğindeki insanlara yardım için çalışan, başta Nobel Barış Ödülü olmak üzere birçok ödül ve unvana sahip olan Rahibe Teresa yaşamını yitirmişti.

Küresel Dayanışmanın Bir İfadesi

Uluslararası Hayırseverlik Günü, bu tür faaliyetleri esas olarak küresel dayanışmanın bir ifadesi olarak ele alıyor. İster doğrudan bağış yapma ister gönüllülük isterse kolektif eylem yoluyla olsun, insanları bir araya getirerek daha adil ve dayanıklı toplumların inşa edilmesine katkıda bulunan hayırseverlik, acil yardım sağlamanın ötesinde sağlık hizmetlerinin, eğitimin, kültürel mirasın korunmasının ve kırılgan grupların desteklenmesinin güçlendirilmesine de katkı sağlıyor.

Hayırseverliğin Anlamı Değişime Uğruyor

Bu tür katkılar sürerken, hayırseverlik kavramı da yıllar içinde yoksulluk ve eşitsizliğin temel nedenlerini ele alacak şekilde dönüşmeye başladı. Hayırseverlik faaliyetleri artık kamu politikalarını etkiliyor, yenilikçi çalışmalara kaynak sağlıyor ve kamu hizmetlerinin yetersiz kaldığı toplulukları destekliyor. Kırılgan bölgelerde ise hükümetlerin karşılayamadığı kritik ihtiyaçların giderilmesinde çoğu zaman önemli bir rol üstleniyor.

Bu bağlamda da geleneksel hayırseverlik, insanların ve toplumun yararına gönüllü olarak kaynak aktarma ve destek olma anlamına gelen filantropiye dönüşüyor. Geleneksel bağış anlayışından stratejik filantropiye uzanan süreçte hayırseverlik, günümüzde sosyal inovasyonun, yoksulluğun azaltılmasının ve kapsayıcı kalkınmanın itici güçlerinden biri haline geliyor.

Nitekim BM de, Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları (SKA’lar) içinde yoksulluğun tüm boyutlarıyla ortadan kaldırılmasını küresel misyonun merkezine koyuyor. SKA’lara ulaşmak, hükümetlerin, sivil toplumun, işletmelerin ve hayır kuruluşlarının birlikte çalıştığı güçlü ortaklıklar kurulmasını gerektiriyor.

İklim Değişikliği ve Teknoloji Odaklı Bağış Öne Çıkıyor

Uluslararası Hayırseverlik Günü de yeni dönem hayırseverliği daha işler kılmak amacıyla önerilerde bulunuyor. Öncelikle etik ve hesap verebilir bir bağış sistemi oluşturmak bu tür faaliyetler açısından giderek önem kazanıyor. Uluslararası Hayırseverlik Günü, bağışlar arttıkça, bunların etik biçimde gerçekleştirilmesine yönelik sorumlulukların da arttığına dikkat çekerek, bu tür faaliyetlerin, şeffaf, toplulukların ihtiyaç ve önceliklerine dayalı, alçakgönüllülük ve iş birliği temelinde yürütülmesi gerektiğinin altını çiziyor.

Gün, iklim değişikliğine de dikkat çekiyor. Günümüzde birçok hayır kuruluşu, iklim değişikliğinden etkilenen topluluklara yönelik olarak uzun vadeli dayanıklılık oluşturmak amacıyla çevre sorunlarını ve yoksulluğu birlikte ele alan çözümleri destekliyor. Bu özel gün bugün artık teknoloji odaklı bağışların öne çıkışına da dikkat çekiyor. Nitekim kitle fonlaması platformları, mobil bağış uygulamaları ve yapay zeka gibi dijital araçlar, bağış yapmayı daha erişilebilir ve şeffaf hale getiriyor.

Yanı sıra gençlerin bu konudaki liderlik rolü de öne çıkarılıyor. Dünyanın dört bir yanında gençler sosyal girişimler kuruyor, iklim eylemine öncülük ediyor ve toplumların kalkınmasına ilişkin yeni yaklaşımlar geliştiriyor. Gençlerin liderliğini desteklemek, kalıcı bir değişim sağlamak açısından büyük önem taşıyor.