#ekoIQ | Sürdürülebilirlik Hakkında Her Şey
Okyanuslar

Okyanuslar İklim Krizi, Biyoçeşitlilik Kaybı ve Kirlilik Sarmalında!

İklim değişikliğinin mağduru okyanuslar aynı zamanda gezegeni yaşanabilir tutan son büyük savunma hattı. Bu savunma hattının dayanma kapasitesinin hızla azaldığı uyarısında bulunan Copernicus Okyanus Durum Raporu’na göre, dünya yüzeyindeki tüm okyanus bölgeleri iklim değişikliğinden, biyoçeşitlilik kaybından ve kirlilikten etkileniyor. Yanı sıra insan faaliyetlerinden kaynaklanan fazla ısının yaklaşık %90’ını emen okyanuslar, rekor düzeyde ısınıyor!

Dünya Okyanuslar Günü’nün 2026 teması olan “Yeniden Hayal Et: Bildiğimiz Dünyanın Ötesinde, Okyanusla Yeni Bir İlişki” insanlığı, okyanuslara bakışının yanı sıra okyanusları koruma biçimini de değiştirmeye davet ediyor. İlk kez 1992 yılında Birleşmiş Milletler (BM) Çevre ve Kalkınma Konferansı’nda önerilen ve 2008 yılında BM Genel Kurulu’nda 8 Haziran tarihi olarak kabul edilen “Dünya Okyanuslar Günü”, bir yandan denizlerin korunması konusunda küresel farkındalık yaratmayı diğer yandan da okyanusların insan yaşamındaki kritik önemine dikkat çekmeyi amaçlıyor.

Dünyadaki Oksijenin En Az Yarısını Üretiyor

Gezegenimizin %70’ini kapsayan okyanuslar, dünyadaki oksijenin en az %50’sini de üretiyor. Bu deniz alanları, gezegenimizin biyoçeşitliliğinin büyük bölümüne ev sahipliği yapmakla da kalmıyor; dünya genelinde 1 milyardan fazla insan için başlıca protein kaynağını oluşturuyor. Okyanuslar tüm bunlarla birlikte ekonomi açısından da hayati öneme sahip. 2030 yılına kadar okyanus temelli sektörlerde yaklaşık 40 milyon kişinin istihdam edilmesi bekleniyor.

Okyanuslar Uzun Yıllar Boyunca Göz Ardı Edildi

Sunduğu tüm bu faydalara rağmen, bugün okyanusların desteğe ihtiyacı bulunuyor. Dünya Okyanuslar Günü’nün bu yılki teması da bu desteğe vurgu yapıyor. Uzun yıllar boyunca okyanusu devasa, uzak ve bizden ayrı bir varlık olarak gördüğümüzü vurgulayan tema, bu mesafeyi yaratanın insanlar olduğunu hatırlatıyor. Soluduğumuz havada, tükettiğimiz gıdalarda ve yaşamımızı mümkün kılan iklim sisteminde okyanusların her daim olduğuna işaret eden 2026 teması, bu ilişkiyi yeniden düşünme ve yeniden kurma çağrısında bulunuyor.

“Yeniden Hayal Et” vurgusuyla da okyanusun cömertliğinden pasif biçimde yararlanan mirasçılar olmaktan çıkıp, onun geleceğinin aktif koruyucuları olmaya geçişin hızlandırılması teşvik edilmeye çalışılıyor.

Gezegeni Yaşanabilir Tutan Son Büyük Savunma Hattı

Avrupa Birliği’nin deniz gözlem ve izleme programı olan Copernicus Deniz Gözetim Hizmeti’nin geçen yılın sonlarında yayımladığı “Copernicus Okyanus Durum Raporu” ise çarpıcı veriler ortaya koyuyor. Okyanusların iklim değişikliğinin mağduru olduğu kadar, gezegeni yaşanabilir tutan son büyük savunma hattı olduğunun da altını çizen rapor, bu savunma hattının dayanma kapasitesinin hızla azaldığını vurguluyor.

Dünya yüzeyindeki tüm okyanus bölgelerinin artık iklim değişikliğinden, biyoçeşitlilik kaybından ve kirlilikten etkilendiğini belirten rapor, insan faaliyetlerinden kaynaklanan fazla ısının yaklaşık %90’ını emen okyanusların rekor düzeyde ısındığını açıklıyor. Okyanus ısınması 1960’lardan bu yana hızlanarak devam ederken, küresel deniz yüzeyi sıcaklığı 2024 ilkbaharında yaklaşık 21 derece ile uydu kayıtlarının başladığı dönemden bu yana en yüksek seviyeye ulaştı.

Okyanus Asitlenmesi Kritik Eşiğe Yaklaşıyor!

Bir yandan deniz sıcak hava dalgaları da artık olağanüstü boyutlarda seyrediyor. Rapora göre, 2023 ve 2024 yıllarında görülen deniz sıcak hava dalgaları şimdiye kadar kaydedilenlerin en şiddetlileri arasında yer aldı. Atmosferdeki fazla karbondioksidin önemli bir kısmı denizler tarafından emiliyor. Bunun sonucu olarak deniz suyunun kimyası değişiyor ve okyanus asitlenmesi de kritik eşiğe yaklaşıyor. Rapora göre, özellikle biyoçeşitliliğin yoğun olduğu bölgelerde asitlenme küresel ortalamanın üzerinde ilerliyor.

Rapor, mercanların iklim krizinin en kırılgan göstergelerinden biri olduğunu belirtirken, bazı bölgelerde resif oluşturan mercan türlerinin yok oluş sınırına yaklaşmış olduğunun altı çiziliyor. Tüm bunların yanı sıra bugün artık plastik atıkların ve mikroplastiklerin tüm okyanus havzalarında görüldüğünü özellikle belirten rapor, kirliliğin derin deniz ekosistemlerinde de mevcut olduğunu açıklıyor.