Resmi Gazete’de yayımlanan kararla, Milli Park Kanunu çerçevesinde ilk kez denizde milli park alanları belirlendi. Kararla, 2 milyon 170 bin 603 hektar büyüklüğündeki Fethiye-Kaş Deniz Milli Parkı ile 174 bin 214 hektar büyüklüğündeki Kuzey Ege Deniz Milli Parkı koruma statüsü kazandı.
Muğla Fethiye ile Antalya Kaş açıklarında yer alan deniz alanı ile Kuzey Ege’de sınırları belirlenen sahanın Deniz Milli Parkı olması kararlaştırıldı. Konuya ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı, Resmi Gazete’de yayımlandı. Yayımlanan karara göre, Muğla Fethiye ile Antalya Kaş açıklarında yer alan deniz alanı ile Kuzey Ege’de sınırları belirlenen saha, “Deniz Milli Parkı” olarak belirlendi.
Denizel Alanların Korunmasında Yeni Dönem
Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü (DKMP) tarafından yapılan duyuruda, bu çalışmanın, Birleşmiş Milletler Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi (UNCBD) kapsamında, Kunming-Montreal Taraflar Konferansı’nda belirlenen küresel hedefler doğrultusunda yapıldığı belirtildi.
2873 sayılı Milli Parklar Kanunu ile 4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu ve Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği hükümlerine işaret edilen duyuruda, “Bu kapsamda yürütülen çalışmalar neticesinde Türkiye’nin ilk deniz milli parkları Fethiye-Kaş Deniz Milli Parkı ve Kuzey Ege Deniz Milli Parkı’nın ilan edilmesiyle denizel alanların korunmasında da önemli ve yeni bir dönem başlamış oldu” denildi.
Kararla, 2 milyon 170 bin 603 hektar büyüklüğündeki Fethiye-Kaş Deniz Milli Parkı ile 174 bin 214 hektar büyüklüğündeki Kuzey Ege Deniz Milli Parkı’nın 16 Ağustos 2026 tarihli Resmi Gazete ‘de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararıyla koruma statüsüne kavuştuğu bildirildi.
Deniz Milli Parkı Nedir?
Balık stoklarının korunması ve artırılması için dönemsel ya da temelli olmak üzere belirli bölgeler ve türler balıkçılık aktivitelerine kapatılır. Bu sayede, balık stokları korunarak sektörünün devamlılığı sağlanır. 20. yüzyılda, balık stoklarının korunmasının yanı sıra denizlerdeki biyolojik değerlerin ve kıyı topluluklarının alternatif gelir kaynaklarının oluşturulup korunabilmesi için ülkeden ülkeye adları “Deniz Milli Parkı”, “Deniz Rezervi” gibi değişkenlik gösteren deniz koruma alanları oluşturulmaya başlandı.
Denizler ve okyanuslar için olumsuz etkileri en aza indirgemenin, denizlerdeki doğal yaşam alanlarını, tarihi ve kültürel özelliklerini koruyarak deniz kaynaklarının sürdürülebilirliğini sağlamanın tek yolu denizlerde etkin yönetilen doğal rezervler oluşturmak geçiyor. Türkiye, 1988’den itibaren, Akdeniz ve Ege kıyıları boyunca kıyı ve deniz koruma alanları ilan etmeye başladı.
Bugün Türkiye’de farklı statülerde (özel çevre koruma bölgesi, milli park, tabiat parkı, vb) koruma altında olan ve farklı bakanlıklarca yönetilen 32’den fazla deniz ve kıyı koruma alanı bulunuyor.







